<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972</id><updated>2012-01-26T03:13:32.496+02:00</updated><category term='Tarih'/><category term='Edebiyat'/><category term='Cimi'/><category term='Aile'/><category term='Spor'/><category term='Dereden Tepeden'/><category term='Fenerbahçe'/><category term='Müzik'/><category term='Istanbul'/><category term='Sinema'/><category term='Resim'/><title type='text'>ÖZER RAYMAN</title><subtitle type='html'>DEREDEN TEPEDEN...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>273</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3783175422439609801</id><published>2012-01-26T02:00:00.014+02:00</published><updated>2012-01-26T03:13:32.505+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Çağ Açan Hükümdar - Fatih Sultan Mehmet (1432-1481)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;II. Mehmet yedinci Osmanlı Padişahı Divan Edebiyatında Avni mahlasını kullanmıştır.II. Murad ve Hüma Hatunun oğludur.İstanbul''u fethetmesinden sonra (Ebu-İ-Feth)Fethin Babası ve daha sonraki asırlarda Fatih lakabıyla anılmıştır.İstanbulun fethi Ortaçağın sonu yeniçağın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih çağ açan Hükümdar olarak tanınır. İstanbulu fethetmesinden sonra Kayser-İ-Rum (Roma İmparatoru) ünvanınıda kullanmaya başlamıştır. İstanbulun fethiyle 1000 yıllık Roma İmparatorluğu son bulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-qdLMYQ1ZkEU/TyCYvrLxqSI/AAAAAAAAEl4/eDZF1mJm0-0/s400/x1.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Fatih Sultan Mehmet uzun boylu,Dolgun yanaklı,Kıvrık burunlu Adeleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük Ulemalarından birisiydi, ve 7 yabancı dil bilirdi. Alim,Şair ve Sanatkarları sık sık toplar ve onlarla sohbet etmekten çok hoşlanırdı. İlginç ve bilinmedik konular hakkında makaleler yazdırır,bunları incelerdi. Hocalığını da yapmış olan Akşemseddin Fatih Sultan Mehmet'in en çok değer verdiği Alimlerden biridir.Fatih Sultan Mehmet gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir Komutan ve İdareciydi.Yapacağı işlerle ilgili olarak en yakınlarına bile hiçbirşey söylemezdi. Fatih Sultan Mehmet okumayı çok severdi.Farsça ve Arapçaya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. 1466 yılında Batlamyos Haritasını yeniden tercüme ettirip Haritadaki adları Arap harfleriyle yazdırdı. Bilimsel sorumlarda hangi din ve mezhebe mensup olursa olsun Bilginleri korur,onlara eserler yazdırırdı. Bilime büyük önem veren Fatih Sultan Mehmet yabancı astronomi Bilgini Ali Kuşcu kendi döneminde İstanbul'a geldi.Ünlü Ressam Bellini'yide İstanbul'a davet ederek kendi resmini yaptırdı. Şair ve açık görüşlüydü.Fatih Sultan Mehmet 1481 yılına kadar Hükümdarlık yaptı ve bizzat 25 sefere katıldı.Azim ve irade sahibiydi.temkinli ve verdiği kararları kesinlikle uygulayan bir kişiliği vardı. Devlet yönetiminde oldukça sertti. Savaşlarda çok cesur olur,Bozgunu önlemek için ileri atılarak Askerleri savaşa teşvik ederdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-kpDPsM9UiiQ/TyCZZD7MCJI/AAAAAAAAEmE/bPf6tCPlLkg/s400/x2.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;İSTANBUL'UN FETHİ&lt;/span&gt; - Fatih Sultan Mehmet padişah olduktan sonra ilk iş olarak devamlı ayaklanma çıkaran Karamanoğlu İbrahim Bey af diledi,Fatih İstanbul'un fethini düşündüğü için onu bağışladı. Karamanoğlu meselesini çözen Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethi için gerekli hazırlıklara başladı. Devrin Mühendislerinden Sarıca Sekban,ile Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirnede top dökümü işiyle görevlendirildi. (Şahi) adı verilen topların yanında tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerinin üretilmesi (Havan topu) yapılan hazırlıklar arasındaydı.Yaptırılan bu büyük toplar İstanbulun Fethedilmesinde önemli rol oynadı. Yıldırım Beyazitin İstanbul kuşatması sırasında yaptırdığı Anadolu Hisarın karşısına Rumelihisarı (Boğazkesen) inşa edildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-nExdQ7vuMv4/TyCaHfq891I/AAAAAAAAEmQ/tMPiuu7wC7Q/s400/x3.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Fatih Sultan Mehmet hazırlıklar tamamlandıktan sonra,Bizans İmparatoru Kostantine bir elçi göndererek kan dökülmeden şehrin teslim edilmesini istedi.Fakat imparatordan gelen savaşa hazırız mesajı üzerine İstanbul'un kara surları önüne gelen Osmanlı ordusu 6 Nisan 1453 de kuşatmayı başlattı. Osmanlı Donanması ise Haliçin girişinde ve Sarayburnu önünde demirlemişti. Ordu Merkez sağ ve sol olarak üç kısma ayrıldı. 19 Nisanda yapılan ilk saldırıda tekerlekli kuleler kullanıldı ve bu saldırı ile Topkapı surlarından burçlara kadar yanaşıldı. Osmanlı Ordusundaki er sayısı 150.000 ile 200.000 arasındaydı. Bu kuvvetler Rumeli ve Anadolu Beylerine bağlı çeşitli Kuvvetlerde katılmıştı. Çok şiddetli çarpışmalar oluyor,Bizanslılar şehri koruyan surların zarar gören bölümlerini hemen tamir ediyorlardı. Venedik ve Cenevizliler de Donanmalarıyla Bizansa yardım ediyorlardı. Fatih Sultan Mehmet Osmanlı Donanmasının kuşatma sırasında yeterince kullanılmadığını ve bu yüzden kuşatmanın uzadığını düşünüyordu. İstanbulun Haliç tarafındaki surların zayıf olduğu biliniyordu. Bizans bu Bölgeye zinciri bu nedenle germişti. yüksekten atılan taş gülleler Bizans Donanmasından bazı gemileri batırmıştı. Fakat bir kısım Donanmanın Haliç'e indirilmesi kesin olarak gerekliydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-C1MvkNKUjgg/TyCa5EQl4bI/AAAAAAAAEmc/pD070cCWGa0/s400/x4.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Fatih Sultan Mehmet İstanbulun Fethedilmesini kolaylaştıracak önemli kararını verdi. Osmanlı Donanmasına ait bazı gemiler karadan çekilerek Haliçe indirilecekti. Tophane önündeki kıyıdan başlayıp Kasımpaşaya kadar ulaşan bir güzergah üzerinden kızaklar yerleştirildi. Gemilerin kızakların üzerinden kaydırılabilmesi için,Galata Cenevizlerinden Zeytinyağı,Sade yağ,Domuzyağı alınarak kızaklar yağlandı. 21-22 Nisan gecesi 67 yada 72 parça gemi düzeltilmiş yolda Haliç'e indirildi.Haliçteki Türk Donanmasına ait toplar surları dövmeye başladı.Ciddi çarpışmalar cereyan etti. Bundan sonraki günlerde top savaşı, ok tüfek atışları,Lağım kazmalar Büyük ve hareketli savaş kulelerinin surlara saldırıları devam etti. Kuşatmanın uzun sürmesi ve kesin başarıya ulaşmaması Askerler arasında endişe yarattı. Ancak İstanbulu herne şartta olursa olsun almaya kararlı olan Fatih Sultan Mehmet kumandanların ve Alimlerin de bulunduğu bir toplantı düzenledi, Cesaretlendirici bir konuşma yaptıktan sonra 29 Mayısta genel saldırının yapılacağına dair kararını açıkladı.Çarpışmalar sırasında Bizansı koruyan surlar üzerinde kapatılması mümkün olmayan gedikler açılmaya başlanmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-5NPfF_hu8A0/TyChzKyCfwI/AAAAAAAAEmo/sVPP1Fnk8cc/s400/x5.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Surlar içerisine küçük sızmalar oluyor ancak geri püskürtülüyordu. İlk defa Ulubatlı Hasan ve Arkadaşlarının şehit olmak pahasına tutunmayı başardıkları İstanbul Surları artık direnemiyordu. 53 gün süren ve 19 Nisan - 6 Mayıs 12 Mayıs ve 29 Mayısta yapılan 4 büyük saldırıdan sonra Doğu Roma İmparatorluğunun 1125 yıllık başkenti olan Ğİstanbul 29 Mayıs 1453 salı günü fethedildi.Fatih Sultan Mehmet İstanbulun fethi sırasında sergilediğiğ tutumlar nedeniyle Çandarlı Halil Paşayı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirnede idam ettirdi.Bazı kaynaklara göre Çandarlı Fatih'i sabırsız ve deneyimsiz buluyordu.Bu olay ile Fatih otoritesini pekiştirmiş oldu. ve herkes genç hakana boyun eğdi.Çandarlı Halil Paşa fetihten sonra idamına giden süreçte Yedikulede Altınkapıda 40 gün hapsedildi.10 Temmuzda gözlerine mil çekildi ve daha sonra idam edildi. Boyun eğecek yerde Hakana dik baktığı iddia edilir. Daha sonra oğlu İbrahim paşa tarafından İznik'e götürülüp türbesine gömüldü. Çandarlı Halil Paşa idam edilen ilk Osmanlı Sadrazamıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-K-wEAsS_QMk/TyCicdtnihI/AAAAAAAAEm0/Dt0SgiPBkjs/s400/x6.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;İstanbul'un fethi çok önemli sonuçları da beraberinde getirdi.Fatih Sultan Mehmet İstanbulun fethinden sonra Batıdaki hakimiyeti pekiştirmek sınırları genişletmek islamı en uzak yerlere kadar yaymak ve Hıristiyan Birliğini bozmak amacıyla Avrupa üzerine birçok seferler düzenledi Sırbistan (1454-1459) Mora (1460) Eflak (1462) Boğdan (1476) Bosna-Hersek'i,Arnavutluk,Venedik (1463-1479) İtalya (1480) ve Macaristan seferleriyle Osmanlı İmparatorluğu Avrupadaki hakimiyetini pekiştirdi.Sırbistan Krallığı tamamen ortadan kaldırılıp Osmanlı sancağı haline  getirildi. Mora tamamen fethedildi. Eflak Osmanlı eyaleti yapıldı.Bosna tekrar Osmanlı hikimiyetine alındı.Arnavutluk ele geçirildi. 16 yıl süren Osmanlı-Venedik Deniz savaşları sonunda Venedik barış kabul etti. İtalyaya yapılan sefer sırasında Romanın fethi açısından çok önemli bir merkez olan Otranto fethedildi,ancak Fatih Sultan Mehmet in ölümü üzerine geri kaybedildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-HxFnooGm9fU/TyCjfpd52fI/AAAAAAAAEnA/0CGxwEEyEuQ/s400/x7.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Fatihin Bosna-Hersek seferleri ve Bosnalıların Müslüman oluşu - Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküpten harekete geçen Fatih Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Beye Bosnanın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna kralı Osmanlı hakimiyetini yeniden tanıdı.Ancak Şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü. ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbula dönmesi üzerine ayni yıl Macar Kralı Bosnaya girdi. İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniiden ele geçirdiler.Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar,Denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılara baş edemiyeceklerini bildiğinden doğrudan bir savaşı göze alamamış Fatihte tabii sınır olan Tunayı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak Akıncılar vasıtasiyle Macaristana güvenliğin sağlanmasına yönelik  yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Kezak Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer Devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur.Güçlü Donanmasıyla Mora ve Egedeki Adalara sahib olmak isteyen Venedik Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış Aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-n1Rt77oYuSc/TyCkau52jmI/AAAAAAAAEnM/mYm9kf4LDOc/s400/x8.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Eflak ve Boğdan seferleri Yıldırım Bayezit zamanında vergiye bağlanan Eflak Prensliğinin başında Vlad (Kazıklı Voyvoda) getirilmişti. (1456) Osmanlılara bağlı görülen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu. Vlad'ın Fatihin Elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih Eflaka bir sefer düzenledi. Boğdandan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri Voyvodayı uzun süre takip etti. Neticede sığındığı Macarların Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad'ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih Voyvodalığa Radul'u getirdi ve Eflak bir osmanlı eyaleti haline geldi.1455 ten itibaren Osmanlı hakimiyetini tanıyan Boğdan Prensliğinin Kefe'nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı Kuvvetleri 1475  yılında Racova savaşında yenilmesine rağmen 1476 da Boğdan'a girdi.Fatihin bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı.Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı Hakimiyetini tanımış oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-pPY4e0t7q44/TyClD7ZjmEI/AAAAAAAAEnY/c56FuxHhjdA/s400/x9.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Arnavutluk seferi - Papalık ve Napoli Krallığının desteği ve kışkırtmasiyle harekete geçen Arnavutluk Hakimi İskender Bey vurkaç taktiğiyle Osmanlı Kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I. Seferde İlbasan kalesini yaptırıp içine asker yerleştiren Fatih Balaban Paşayı bölge için görevlendirerek geri döndü. Ancak Papa ve diğer Devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey Balaban Paşayı şehit etti ve İlbasan kalesini kuşattı. Bunun üzerine fatihII. Arnavutluk seferine çıktı. (1467) ele geçirilen topraklarda yeni Garnizonlar oluşturdu. Bu sırada İskender Beyölmüş ve yerine oğlu Jean geçmişti.Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih III. kez Arnavutluk seferini başlattı.Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı.Nihayet 1479 da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti durumuna geldi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-Ly6RHw32o6s/TyClqegaLRI/AAAAAAAAEnk/8staDZyy8Gs/s400/x10.png" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Fatih Sultan Mehmet 1461 de Pontus Devletinin (Trabzon İmparatorluğu) Başkenti Trabzonu ele geçirdi.ve bu Devletin varlığına son verdi. 1462 de yeniden Rumeli seferine çıktı. Eflakı Osmanlı Devletine bağladı ve 1463 te Bosnayı tamamen ele geçirdi.Aynı yıl Ege Denizindeki Midilli Adasını alınca Venediklilerle arası açıldı.Bu olay 1479 a kadar sürecek olan savaşın da başlangıcı oldu. Fatih'in egede fethettiği adalar Taşoz,Eğriboz,Limni semadirek, imroz,midilli ve Tenedos'dur. 1465 te Hersekin büyük bölümü 1466 da Arnavutluktaki bazı kaleler fethetti.Osmanlı Devletinin gelişen bu gücü karşısında Karamanoğulları,Doğu Anadoludaki Akkoyunlularla ittifak kurdu.Fatih 1466 da yeni bir Anadolu seferine çıktı.Karamanoğullarının Başkenti Konyayı ele geçirdi.Ama İstanbula dönünce Karamanoğulları Osmanlılara geçen yerleri geri aldılar.Sonradan Sadrazam olacak olan Gedik Ahmet Paşa 1471 de Karamanoğullarını bir kez daha yenilgiye uğrattı. Akkoyunlular Karamanoğullarını desteklemeye devam ettiler.11 Ağustos 1473 te Otlukbeli savaşında Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasanı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl Karamanoğulları Beyliğini tamamen ortadan kaldırdı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-iO-6KnZ7q-A/TyCmJquD52I/AAAAAAAAEnw/5oYJUeK7Gf8/s400/x12.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Fatih 1481 de Anadoluya doğru yeni bir sefere çıktı.Ama daha yolun başında hastalandı.ve 3 Mayıs 1481 de Maltepedeki Ordugahında öldü. Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte,zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu Bayezit tahta çıktı.Fatih Camiindeki türbesinde yatmaktadır.Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir. Zira Fatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor kimseye söylemiyordu.Ancak Tarihciler seferin Mısıra yada Romaya (Papalık) olacağı yönünde tahmin yürütmektedir.Ama başka kitaplar ve Tarihçiler ise farklı yerlere fetih düzenliyeceği görüşündeydi. Birlikleri Üsküdarda topladığı ve hazırlıkları başlattığı için seferin İtalya olma olasılığı günümüz Tarihçileri tarafından makul bulunmaktadır.Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra Papa 2-3 gün boyunca tüm kiliselerin çanlarını çaldırmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/5HoR9_VdAXc" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3783175422439609801?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3783175422439609801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3783175422439609801&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3783175422439609801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3783175422439609801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2012/01/cag-acan-hukumdar-fatih-sultan-mehmet.html' title='Çağ Açan Hükümdar - Fatih Sultan Mehmet (1432-1481)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-qdLMYQ1ZkEU/TyCYvrLxqSI/AAAAAAAAEl4/eDZF1mJm0-0/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-151573210866517694</id><published>2012-01-13T13:01:00.007+02:00</published><updated>2012-01-13T15:18:04.074+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Maurice Chevalier - (1888-1972)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Maurice Chevalier  Pariste Ressam bir Baba Belçikalı bir Annenin çocuğu olarak Dünyaya geldi.1901 Yılında bir Kafede Şarkıcılık yaparak çalışma hayatına atıldı. Bir Tiyatro Sanatçısının onu keşfederek yerel bir Müzikalde rol almasını önermesi üzerine Marsilyada sahneye çıkarak yaptığı mimik ve taklitlerle ün yaparak Parise başarıyla döndü. 1909 yılında ünlü Fransız yıldızı Frehel ile birlikte sahneye çıkmaya başladı. Ancak Frehel'in alkol ve uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle ilişkileri 1911 de bitti. Hemen ardından Folıes Berger Müzikholünde çalışmaya başladı. ve burada 36 yaşındaki Sanatcı Mistinquett ile Magazinsel ve Romantik bir ilişki yaşadı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-pkQMROzHsZY/TxAQCuWbgSI/AAAAAAAAEk8/hbbL3Dh2hhA/s400/x1.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;I. Dünya savaşında Chevalier savaşın ön saflarında yer aldı. Daha ilk hafta bir şarapnelle yaralanarak Almanyada iki yıl sürecek olan esirlik dönemi yaşadı. 1916 da gizli hayranı  Mistinquett'in İspanya Kralı XIII. Alfonsoyu devreye sokmasıyla serbest bırakıldı. Sanatcı 1917 yılında İngiliz ve ABD Askerlerin gittiği Casino de Paris'te sahneye çıktı. Bu dönemde caz ve Ragtıme müziğine ilgi duymaya başladı. ABD'ne gitmeyi tasarladı.Ancak esirlik yıllarında İngilizce öğrenme avantajını kullanarak önce Londra'ya gitti ve burada yine Fransızca şarkılar söyledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-ZPvCAXWFlEc/TxAr4KkgFDI/AAAAAAAAElI/vUCMd7IgoOs/s400/x2.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Savaştan sonra 1924 yılında Paris'e dönen Chevalier ünlü (Valentine) bestesini burada yaptı. Birkaç sahnesinde rol aldığı (Dede) operetinden çok etkilendi. George Gershwin ve İrving Berlin gibi sanatcıları biraraya getirerek 1922 de Brodway'de Dede operetini sahneledi. Aynı yıl genç bir oyuncu ve Danscı olan ve 1927 yılında evleneceği Yvonne  Vallee iletanıştı.Douglas Fairbanks ve Mary Pickford ile başarısız bir sessiz film denemesi oldu ve bu olaydan sonra 1928 yılında sesli Filmler çekilmeğe başladığında Hollywood'a döndü.Paramount Pictures ile sözleşme imzaladı. 1929 Mayıs ayında gösterime giren İnnocents of Paris (Parisin Masumu) filmi onun sinemaya başlangıcıdır.1930 da iki filmdeki rolüyle Akademi ödülü (En iyi Erkek oyuncu) ödülüne aday gösterildi. Bu dönemde hit şarkılar yaparak zirveye çıktı. Özellikle Müzikal Filmlerde başarı sağlıyan Maurıce Chevalier 1935 yılında MGM İle sözleşme yaptı ve yıllar sonra Fransaya döndü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-m9bkkxZQ4FE/TxAslbbgWqI/AAAAAAAAElU/SXA1XNtC0eM/s400/x3.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;1937 de Donse Nita Ray ile  evlendi. Ayni dönem Casino de Paris'te en önemli şarkılarına imza attı.1941 de Casino de Paris'te Bonjur Paris adlı yeni bir revü sahnelerken patlak veren II.Dünya savaşı sırasında Nazi'lerden gelen Radyo istasyonu tekliflerini reddetti. ve esir Fransız Askerler için şarkı söyledi. 1944 te Müttefiklerle işbirlikçilik yapmakla suçlandı ve Fransa'da bir Mahkemede yargılandı yargılama sonucunda beraat etti. 1946 da Nita Ray'den boşandı.ABD ve çeşitli Ülkelerde gezdi. 1944 yılında Paris'te Koministlerle gösterilere katılan Chevalier 1949 yılında Stockholm'de nükleer karşıtı Komünist etkinliklerinde bulundu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-v7w0l40dXKU/TxAtCljw9PI/AAAAAAAAElg/6XvLk2J4S5M/s400/x4.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bu nedenle o yıllarda Mc Carthycilik etkinliğinde fazla popüler olamadı. 1951 de ABD ye girişi yasaklandı. Bunun nedeni 1950 yılı Mart ayında nükleer silahların yasaklanması için 273 milyon kişinin imzaladığı Stockholm Bildirisinde Babacan tavırlı sanatçının da imzasının bulunmasıydı.1952 de Paris yakınlarında büyük bir mülk satın alarak Annesinin anısına (La Louque) adını verdi. 1952 yılında Janie Michels adlı 3 çocuk Annesi dul bir kadınla ilişki yaşamaya başladı. 1954 te Joseph Mc Carthy'nin iktidarı kaybetmesiyle ABD'ne dönen sanatcı, burada oldukça iyi karşılandı. Audrey Hepburn ve Gary Cooper ile film çevirdi. Gigi filmdeki başarısı nedeniyle Akademi ödülleri Orgazisyonunda onursal üyelik verildi. 1958 yılında Televizyonda ilk kez görüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-mCJ8OX8iKEA/TxAtmGSsRII/AAAAAAAAEls/iezShoyzx5s/s400/x5.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;1960 ların başında ABD içinde gezdi. 3 yılda 8 film çevirdi. 1965 te çeşitli Ülkelerde geziye çıktı. 1967 de Latin Amerika ülkeleri ertesi yıl Kanada ve Avrupayı,Tekrar ABD'ni gezdi.1 Ekim 1968 de veda turuna çıktı.1 Ocak 1972 de 83 yaşında ölen sanatcı Paris yakınlarında Marnes Mezarlığında gömüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/R3XoLoQE7Ig" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-151573210866517694?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/151573210866517694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=151573210866517694&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/151573210866517694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/151573210866517694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2012/01/maurice-chevalier-1888-1972.html' title='Maurice Chevalier - (1888-1972)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pkQMROzHsZY/TxAQCuWbgSI/AAAAAAAAEk8/hbbL3Dh2hhA/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6998047608359794888</id><published>2012-01-12T17:24:00.011+02:00</published><updated>2012-01-13T12:55:35.474+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Jacques Yves Cousteau - (1910-1997)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Avukat oğlun ve Noter torunu olan Cousteau Denizi Ailesinin yerleştiği Marseille cıvarındaki küçük koylar sayesinde keşfetti. 1930 da saygın bir okul olan Stanislas okulunu bitirdikten sonra Brest'in Deniz Harbokuluna girdi ve topçu eri oldu. 12 Temmuz 1937 de Simone Melchior ile hayatını birleştirdi. İki tane çocukları oldu. Jean Mıchel Cousteau 1938 ve Philippe Costeau 1940 ikiside Calypso macerasına katılacaklardı.İl deniz deneyimlerini Fransız Deniz Kuvvetlerinde yaptı. 1936 da belki modern dalgıç maskelerinin ataları olan Deniz gözlüklerini denedi.II. Dünya savaşına katılan Costeau birçok askeri ödül aldı.Ateş kesin ardından Simone ve Jacques Cousteau'nun Ailesi Megeve Şehrine taşındılar.Orada Ichac Ailesi ile arkadaş oldular. Jacques Yves Cousteau'nun ve Marcel Ichac'ın hedefi aynıydı. Herkese ulaşılamaz ve bilinmeyen yerleri tanıtmak,Costeau bunu Denizaltında yapmayı hedeflerken Ichac dağları tercih ediyor,iki komşu 1943 te Belgesel Film kongresinde berabere birinci oldular.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-t5RucAUozOA/TxANiYK_UsI/AAAAAAAAEkw/zpciLqvqt3E/s400/SP-350%2Bdiving%2Bsaucer.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;O dönemde Jacques Yves Cousteau kardeşi Pierre Antoine den uzaklaşıyor. Yahudi düşmanı bir gazeteci olan kardeşi 1946 da idam cezası aldıysada 1954 te serbest bırakıldı. Savaş yılları dalış için önemli yıllar olldu.1943 te Cousteau Emile Gagnan ile birlikte modern otonom dalgıç giysisi icat etti. Cousteau 19 ncu yüzyılın (Rouquayrol ve Denayrouze) ve yirminci yüzyılın başlangıcındaki (Le Prieur) icatları geliştirip yenileştirdi. Bu icadın patenti onu ömür boyu para sıkıntısından korudu.Savaştan sonra (1946) Cousteau Toulon'da groupe d' etudes et de Recherches Sous Marines'i yani  GERS'i(Denizaltı Araştırma ve Çalıştırma gurubunu)kurdu. 1948 de Cousteau Akdeniz'e ilk seferidüzenliyor. GERS'in toplandığı yer olan Elie Monnier eski bir romorkördü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-fr_SJQqO578/Tw7-CZj0EwI/AAAAAAAAEj0/kEookXWmaSE/s400/x2.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bu seferde Philippe Tailiez, Fredrıc Dumas, Jean Alinat,ve bulgunun film yapımcısı Marcel Ichac vardı. Küçük bulgu ekibi Mahia'da ( Tunus ) bulunan ve Romalılar zamanından kalan bir kalıntıyı inceledi. Otonom dalışı kullanan ilk Arkeolojik Denizaltı operasyonuydu. Böylece bilimsel denizaltı Arkeolojisi için ilk adım atılmış oldu. 1949 da Cousteau ordudan ayrılıp Fransız oşinografik seferlerini kuruyor,ünlü  gemisi Calypso'yu satın alıp Dünyanın en ilgi çekici Denizlerini ve ırmaklarını gezdi. Gezileri sırasında birçok filme imza attı. Louıs Malle ile 1956 da hazırladığı Le Monde du silence yani sessiz dünya filmi Cannes Film Festivalinde Altın palmiye ile ödüllendirildi. Denizaltı Biyolojisi yazdığı kitaplarla tanıtmaya çalıştı.Jean Mallardin 'in yardımıyla SP-35O yi inşa etti. Bu iki kişilik denizaltı 350 metrelik derinliğe inebildi. Başarılı denemeden sonra bunu 1965 te 2 taşıt ile tekrarladılar ve böylece 500 metre derinliğe ulaştılar.1957 de Monako Okyanus Araştırmaları Müzesini yönetti.Precontinent projelerini idare ediyordu. Bu projelerde su altında uzun süre kalınıyordu ve bir sualtı evi sayesinde incelemeler yapılıyordu.ABD nin Bilimler Akademisine kabul edilen ender yabancılardan biriydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-p9P8MWvzu44/Tw7-lh24-oI/AAAAAAAAEkA/UiOG0vRByYE/s400/x3.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Jacques Yves Costeau ünü giderek yükseliyordu. 1960 yılının Ekim ayında bir yığın radyoaktif madde CEA tarafından Akdenize atılacaktı. Komutan Costeau basın kampanyası düzenledi ve 2 hafta geçmeden halk ayaklandı. Radyoaktif maddeler treni büyük bir kalabalık tarafından durduruldu. ve geldiği yere dönmek zorunda kaldı. 1960 ta Monako'da Fransız Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'un resmi ziyareti ve Ekim ayındaki nükleer Denemeler üzerindeki tartışmaları sayesinde ünlü oldu. Fransa Elçisi,Prens Rainier'ye görüşmelerinin engellenmesinin daha iyi olacağını söylemesine rağmen Prens Cousteau nun müze ziyareti sırasında orda olmasını sağladı. Cumhurbaşkanı dostca Kumandana (Atom bilginlerine karşı iyi davranmalarını) istedi. Cousteau şu şekilde cevap verdi. (Sizin Atom bilginleriniz bize iyi davranmalı) devam eden tartışmada Jacques Yves Cousteau nükleer sırların Fransa ile paylaşılmamasının Amerikanın bir kararı olduğu için üzüldüğünü belirtti Çünkü bu yüzden Fransa nükleer araştırmalara ve denemelere başlamıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-FvXFhbghXlY/Tw8B7kUHzyI/AAAAAAAAEkM/IB6ffo9FlSo/s400/x4.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;1974 Te ABD'de The Costeau Society'i kurdu. Günümüzde bu vakfın 100.000 üyesi var ve amaçları şimdiki ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini korumak,1977 de Peter Scott ile birlikte Birleşmiş Milletler tarafından çevre için yaptıklarından dolayı ödüllendirildiler.Presidential Medal of Freedom yaniözgürlük madalyası ona Ronald Reagen dönemin Cumhurbaşkanı tarafından takdim edildi. 28 Haziran 1979 Calypso ile Portekiz'e doğru bir seferde oğlu Philippe bir kaza sonucu hayatını kaybediyor.Bu durumdan çok etkilenen Cousteau yanına öbür oğlunu çağırıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-4bWERgRAuCE/Tw8CqJUhdbI/AAAAAAAAEkY/-pXyp1RfHuw/s400/x5.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;24 Kasım 1988 de Fransız Akademisine seçildi. Kabul töreni 22 Haziran 1989 da gerçekleşti. 2 Aralık 1990 eşi Simone Costeau kanser yüzünden hayatını kaybediyor.Bu güçlü karakter kadın Calypsoda eşinden fazla vakit geçiriyordu. 1991 yılının Haziran ayında Cousteau Francine Triplet ile yeni evlilik yaptı. Evlenmeden önce yeni eşinden 2 tane çocuğu olmuştu. Dianne ve Pierre Yves şu anda Francine Costeau eşinin eserlerini sürdürüyor. Bu andan itibaren Costeau ile büyük oğlu arasında ipler gerildi ve beraber çalışmayı bıraktılar. 1996 da Jacques Yes Costeau oğlunu Fiji Adalarında Cousteau isminde bir tatil köyü açmayı planladığı için Mahkemeye verdi.Jacques Yves Costeau 25 Haziran 1997 de vefat etti. Ölümü en popüler Fransızlardan biri olduğu ABD'de çok hissedildi. Doğduğu şehirde onun anısına komutan Costeau sokağı yapıldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-H4BjD-g8Zus/Tw8DX1c-ziI/AAAAAAAAEkk/HThJRC9AbPo/s400/x6.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Cousteau kendine oşinografik teknisyen denmeyi seviyordu. Çoğu kişi onun doğaya özellikle denize aşık olduğunu düşünüyordu. Kendine has gülüşüyle ve Televizyon sayesinde tüm Dünyanın insanlarına Denizaltı zenginliklerini tanıttı.Jacques Yves Cousteau 20 nci yüzyılın ikinci yarısında Denizaltının keşfi konusunda tartışmasız en önemli insanlardan birisiydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/evMDt1yUwdg" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6998047608359794888?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6998047608359794888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6998047608359794888&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6998047608359794888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6998047608359794888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2012/01/jacques-yves-cousteau-1910-1997.html' title='Jacques Yves Cousteau - (1910-1997)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-t5RucAUozOA/TxANiYK_UsI/AAAAAAAAEkw/zpciLqvqt3E/s72-c/SP-350%2Bdiving%2Bsaucer.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-1485265935707995212</id><published>2012-01-12T16:20:00.009+02:00</published><updated>2012-01-12T17:24:21.083+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Amerika'nın Sembollerinden Biri - Empire States Building (443.2 mt.)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Empire State Building - Newyork'ta bir Gökdelen, Bina Manhattan Fifth Avenue'de 33 ve 34.caddelerin arasında yer alır.Tam olarak Adresi 350 Fifth Avenue Newyork N.Y 10118 şeklindedir. 1 Mayıs 1931 tarihinde ,o güne kadar Dünyanın en yüksek Binası olan Chrysler Building in bu ünvanını elinden almıştır.Yapımı 1932 yılında bitmiştir. 1931 yılında inşa edilen binanın Büroları büyük bunalım yılları boyunca boş kalmıştır. Bina vergi giderlerini manzara seyretmeye gelenlerden karşılayabilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-IyQFId3peZU/Tw7xkxBGdbI/AAAAAAAAEi4/Da5l120L3z4/s400/x1.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bina 102 katlı olup 1576 merdiven basamağına sahiptir. Yüksekliği 381 m.Anten ile beraber 443.2 m. dir.World Trade Center (Dünya Ticaret Merkezi )Binasının 1972 Tarihindeki açılışına kadar Dünyanın en yüksek binası olarak kalmıştır. 11 Eylül 2001 tarihindeki terör saldırıları sonucu World Trade Center Binaları yıkılınca Newyork'un en uzun binası ünvanını geri almıştır.Şu anda anten yüksekliği ile 527 m. olan Chıcago 'daki Seors kulesinden sonra ABD nin en yüksek ikinci binası olan  Empire State Building Dünyada tek başına yükselen en yüksek üçüncü yapıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-cifmpNDd1aQ/Tw7yDlijXzI/AAAAAAAAEjE/ZatQXDZTD_M/s400/x2.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Kışın bazı günler alt katların hizasında yağmur yağarken en üst katına kar yağdığı görülmüştür. Açık bir havada binadan 80 mil mesafedeki beş ABD eyaletine bakılabilir. Bunlar Newyork, NewJersey,Pensilvanya,Connecticut ve Massachusetts'dir. 1960 da tepeye yerleştirilen güçlü bir fener binanın 160 kilometre uzaktan görülmesini sağlamıştır. Bugüne kadar Binayı 117 Milyon kişi ziyaret etmiştir. 1947 yılında manzara platformuna 3 m. yükseklikte korkuluk yapılmıştır. Buna rağmen buradan bugüne kadar 35  kişi atlayarak intihar etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-MDCwdOxHNTs/Tw7y2_h4BII/AAAAAAAAEjQ/MWJDc2S4CDE/s400/x3.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Toplam 74 Asansörü vardır.Bunların bir kısmı ara katlarda durmadan en üst kata çıkan ekspres Asansörlerdir. Bu yüksek Binaya 1945 te bir B-25 Mitchel Bombardıman uçağı çarpmış ve 14 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Bunun yanında Empire State kelimesi Newyork eyaletinin lakabıdır.Keops Piramidi 100 bin kişi çalıştırılarak 20 yılda,Ayasofya 1000 kişi çalıştırılarak 5 yılda bitirilmiştir. Empre State Building'in inşaatı ise sadece 18 ayda bitirilmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-TuN5lnkqydw/Tw7zTyIcEpI/AAAAAAAAEjc/9nmwN8lCZdI/s400/x4.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Teknik verilere gelince inşaata 1929 da başlanmış ve Mayıs 1931 de bitirilmiştir.Yaklaşık55.000 ton çelik,10 milyon kiremit,yaklaşık 760 km.elektrik hattı,96 km.suborusu,yaklaşık 5600 mt telefon kablosu,6550 pencere,Toplam ağırlık 331.000 ton,30.000 m2.mermer zemin,1100den fazla tuvalet,73 asansör,ve asansör boşluğu toplam 11 km. 102 bina katıdır. İlgili şirketlerin Mimarları Shreve Lamb ve Harmon Associates dir.İnşaatın maliyeti 24.718 milyon USD dir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/h6VAYvAGkgE" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-1485265935707995212?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/1485265935707995212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=1485265935707995212&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1485265935707995212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1485265935707995212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2012/01/amerikann-sembollerinden-biri-empire.html' title='Amerika&apos;nın Sembollerinden Biri - Empire States Building (443.2 mt.)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-IyQFId3peZU/Tw7xkxBGdbI/AAAAAAAAEi4/Da5l120L3z4/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-496178572049552567</id><published>2012-01-12T14:29:00.017+02:00</published><updated>2012-01-12T16:16:35.460+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Ege Bölgesi'nin Şirin ve Turistik Yöresi - Muğla</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Muğla İli turistik değerleri,Antik kentleri,doğal güzellikleri Arkeolojik zenginlikleri bakımından Ülkemizin bütün illerinin başınnda gelir. Ege Denizi'nin en güzel kıyıları buradadır. Dantela gibi işlenmiş girintili-çıkıntılı sahillerde olağanüstü güzellikte körfezler, Kolar,Adalar ve Yarımadalar vardır. Yılın hemen hemen 12 ayında gökyüzü güneşli ve bulutsuzdur. Kıyıların arkasında yükselen ormanlık dağların koyu mavi denizlere akseden yeşillikleri çok güzel manzaralar oluşturur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-p1VsbHdpqOE/Tw7TSjoL11I/AAAAAAAAEgQ/7OUqt4CM7D0/s400/800px-Mu%25C4%259Fla_location_districts.svg.png" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bodrum, Datça, Fethiye, Marmaris, Milas, Ula  ve Yatağan gibi ilçelerin herbiri başlı başına bir tarih ve turizim hazinesidir.Doğa Muğla'dan hiçbir şeyi esirgememiştir.Milattan binlerce yıl önce ilk uygarlıklar bu kıyılarda kurulmuş Akdenizin denizci kavimleri, Büyük filozoflar, ünlü Mimar ve heykelciler buradan çıkmıştır. Dünyanın 7 harikasından biri sayılan Bodrum (Halikarnassos) 44 metrelik mermer Mousoleum'un bugün sadece temelleri kalmıştır. Ama depremden yıkılan bu dev yapıtın bazı heykelleri Londra'da ki British Museum'dadır.Bodrum'da sualtı Arkeolojisi alanında dünya ölçüsünde önemi olan bir müze de vardır.Muğla İli sınırları içinde Milattan önceki yılların ünlü devleti olan Lydia Devleti yaşamıştır. Bu Devletin kralı Kraisos (Kresüs) ün altın hazineleri efsanelere konu olmuştur.Muğla çevresinde Arkeolojik kazılarla yeryüzüne çıkmak için bekleyen düzinelerle antikşehir vardır. Bugün gördüklerimiz üstü toprakla örtülü alanların 50 de biridir. Miletos ve Halikarnassos gibi iyon şehirleri,İsa'dan önceki Dünyanın çok uygar ve ünlü kentleriydi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-h4-Ms8I4VjI/Tw7ULjiHIXI/AAAAAAAAEgc/kylNUohgI6U/s400/x2.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Muğla İlinde Tütün, Susam krom ve zımpara taşından başka süngercilik ticareti de önemli yer tutar. Dünyanın hemen hiçbir yerinde bulunmayan Günlük ağaçları Muğla ormanlarında görülür. Kandillerde yakıldığı zaman koku çıkaran bu ağaçlar çok pahalıdır ve Cami,Kilise gibi tapınaklarda kullanılır.Tarih Biliminin Babası sayılan Heredotes Ünlü türk deniz Kahramanı Turgut Reis, Meşhur taşlama şairi Neyzen Tevfik  Muğla ili topraklarında doğmuştur. Türk Edebiyatının ölümsüz isimlerinden sayılan (Halikarnas Balıkcısı) Cevat Şakir de hayatının bir kısmını burada geçirmiştir.Muğla İlinin adı nereden geliyor - Muğla'nın Helenistik çağdaki adı (Moğola) şeklindeydi. Bizanslılar Muğlaya (Alinda) derlerdi. Bu güzel kenti Selçuk'lu Türklerinden Muğul Beyin aldığı söylenir. ve Muğla sözcüğünün bu Beyin adından geldiği de iddia edilir. Yakın çağlarda Muğla'nın Moboliye ve Mobella diye yazıldığı görüldü. 19 ncu yüzyılda çıkan Ansiklopedilerde de burada Mobella diye söz edilir. Muğla adını buraya Türkler vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-A5IGAyzxNtk/Tw7U-cFaMdI/AAAAAAAAEgo/uN9i-axrPkg/s400/x3.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Muğla İlinin Tarihi - M.Ö. 3400 Yıllarında bugün Muğla'nın bulunduğu bölgeye Balkan yarımadasından  Leleğler) adlı kavim gelmişti. M.Ö. 2500 Yıllarında (Luviler) akın ettiler. Hititlerin egemenliği M.Ö.2000 Yıllarında Muğlaya kadar uzundı. Hitit (Eti) ler bölgeye (Lugga) diyorlardı. Aynı dönemlerde Anadolu Yarımadasının Güney batı ucundaki bu yerlere (Karisa) veya ( Karya ) adı veriliyordu. Anadolu Kavimlerinin Truva savaşlarında yenilmeleri,Ege kıyılarında yeni koloniler kurulmasına yol açtı.Yeni gelenler üç koldan Muğla topraklarına girdiler. Bunlardan Dorlar M.Ö.1000 Yıllarında Muğlanın Güney kıyılarını egemenlikleri altına aldılar.Bu dönemde özellikle Halikarnassos (Bodrum) limanı ve kenti çok ünlüydü. M.Ö 6 ncı yüzyılda kuzeydeki Lydia Krallığını yıkan Pers İmparatoru Kurus (Kiros) tan sonra Büyük İskender Ordusuyla  bu kıyılardan geçip Güneybatı Asyaya gitti. Bu iki egemenlikten sonra topraklar Selevkos'lara geçti. Daha sonra Persler buraları (Satrap) denilen valiler eliyle yönettiler.Satraplıklara da Karya Sülalesinden gelen Kralları atadılar. M.Ö. 2 nci yüzyılda buraları Bergama Krallığı ele geçirdi.Bir ara Mısırdaki Ptolemaios sülalesi bile sahillerdeki siteleri zaptetti. Karya denilen bölge M.Ö.130 Yılında Bergama ile birlikte Roma İmparatorluğuna bağlandı.M.S 395 Yılında da Doğu Roma (Bizans) ın payına düştü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-wBhEhU3erRc/Tw7Y7-I8TmI/AAAAAAAAEhA/8Y15zC1zlrw/s400/x4.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bizans egemenliğinde Mylasa (Milas) ile Halikarnassos (Bodrum) büyük ve ünlü kentlerdi. Malazgirt zaferinden sonra Türkler Süleyman Şahın komutasında Van gölünün kuzeyindeki Erciş dağı eteklerinde Bizanslı Aleksios Komnenosu 1073 te yendiler.Türk ordusu 1074 yazında Likaonia ya geçti. Burada altı büyük kola ayrıldı. Bunlardan üçü Palagonia Frigya,ve Misya üçü de Lydia ve Muğlaya doğru ilerledi. Türk kuvvetleri Muğla kıyılarına indikleri vakit buradaki kasabalar boştu. Aydın Güzelhisar savaşıyla alan MenteşeBey bu zaferden sonra 1284 te Muğlayı aldı. Bu tarihten sonra Muğla  ve yöresi bu Beyin adıyla anılmaya başlandı.Menteşeoğulları 1308 e kadar Konya'da Başkentleri bulunan Anadolu Selçuklularına 1335 e kadar Tebriz de Başkentleri olan İlhanlılara bağlı kalarak Muğlada bir Türkmen Beyliği kurmuşlardı.1335 te bağımsız ordular ancak 1390 da Yıldırım Bayezit Menteşoğulları Beyliğini Osmanlı Devletine kattı. 1402 Ankara felaketinden sonra diğer Anadolu Beylilkeri gibi Menteşoğulları Beyliği de yeniden dirildi. Fakat 1425 te ikinci Murat döneminde Osmanlı Devletine kesin olarak katıldı.Menteşeoğullarından gelen 8 bey burada 134 yıl saltanat sürdü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-Xa9nzxKsjj0/Tw7aVSaLlSI/AAAAAAAAEhM/JNfTcQtNYOA/s400/x5.png" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Menteşeoğulları Beyliğinin Başkenti Milas şehriydi. Osmanlılar sancak Merkezini Muğlaya naklettiler. Bu dönemde Fethiye (Mekri ) önem kazandı. Menteşe Beyleri Milasın çok yakınındaki Beçin de otururdu. Burada önemli Mimarlık yapıtlar bırakmışlardır. Menteşeoğulları kuvvetli Donanmalarıyla Ege Denizinde dolaşmışlar. zaman zaman Yunanistan sahillerine ve Ege adalarına çıkıp Osmanlılara yol açmışlardı. Bir süre Rodos Adasının bir bölümünü de ele geçirdiler. Sonradan Rodosa yerleşen Saint Jean Şövalyeleri Menteşeoğulları ve Osmanlılarla yıllar süren savaşlara girdiler.Rodos Şövalyeleri Bodrum Kalesine de sahiptiler. Kanuni Sultan Süleyman 1522 de Rodos la birlikte Bodrumu da aldı. ve Şövalyeler Malta Adasına göçettiler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-MDnQvEQZTwA/Tw7cI2z8P2I/AAAAAAAAEhY/vwv2acFny3o/s400/x6.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Osmanlı yönetiminde Muğla merkezi Kütahya olan geniş Anadolu Beylerbeyliğinin 14 sancağından biriydi. Tanzimattan sonra Merkezi İzmir olan Aydın Vilayetinin 5 sancağından biri oldu. 6 ilçesi (Kazası) vardı. Muğla sözcüğü sadece şehir için kullanıl dı. Sancağa Menteşe denildi. Cumhuriyet döneminde hanedan adı taşıyan illerin de adı değişti ve Muğla il oldu.Muğla düşman istilası görmedi. Birinci Dünya savaşından sonra İtalyan Askerleri sembolik nitelikte Muğlaya ayak basmışsa da kısa bir süre sonra Muğla yı Milli kuvvetlere devrettiler. Cumhuriyetten önce Menteşe sancağı halkının % 92 si Türk, % 7 si Rumdu. Rumlar Lozan Antlaşmasından sonra Yunanistan'da ki Türkler ile değiştirildiler. Muğla Kurtuluş savaşına Asker göndermişve cephelerde 1.444 şehit vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-fvnDaRFFpcQ/Tw7eswUf0ZI/AAAAAAAAEhk/2wArRZqcYBE/s400/x7.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt; Muğla nın coğrafi konumu - Muğla İlinin büyük bölümüEge Bölgesinin güney kesimin de Güneydeki küçük bir bölümü de ( Köyceğiz ve Fethiye ilçeleri ) Akdeniz Bölgesindedir. Doğusunda Antalya ve Burdur Kuzeydoğusunda Denizli, kuzeyinde Aydın Batısında ve Güneyinde Akdeniz bulunur. Yüzölçümü 13.330 Km.2 ,nufusu 368.776 dır.Nufus yoğunluğu 27 Köy sayısı 411 dir.İklim - Muğla İli iklimi Akdeniz iklimi karakterindedir.Yalnız iç bölümlerinde denize uzaklık ve özellikle yükseltinin etkisinde kalır. Batı kıyılarındaki Bodrum şehri ile güney kıyılarındaki Fethiye ve iç kesimdeki Muğla şehriarasında iklim bakımından farklar vardır. Kışlar kıyı kesiminde ılık geçer,soğuk havalar hemen hiç görülmez. En soğuk ayın (Ocak) ortalama ısısı Bodrumda 11,3 derece,Fethiyede 10,8 derecedir.Isı sıfır derecenin altına inmez.Buna karşılık yüksek ve denizden uzak Muğla şehrinde ısının sıfır derecenin altına düşen günlerinin sayısı 34, Ocak ayının ortalama ısısıda 5,4 derecedir. Bodrum ve Fethiyede en sıcak ay (Temmuz) ortalaması 28,1derece ve yıllık ısı ortalaması 19 derecedir. Yazın sıcak lık 43 dereceye kadar çıkabilir. Muğlada en sıcak ay ortalaması 15 derecedir.Görülen en yüksek sıcaklık 41,2 derecedir.Yıllık yağış ortalaması Bodrumda 775 mm.Fethiyede 989 mm.Muğlada 1,202 mm.dir.Yağışların 5 te 3ü veya daha fazlası kış aylarına rastlar.Yağışların % 62 si kış % 16 sı ilkbahar % 2 si yaz % 20 si sonbahar mevsimlerinde düşer.kıyılarda yağışlar daha azdır. Kar yağışlı ve yerlerin karla örtülü olduğu günlerin sayısı Bodrum ve Fethiyede sıfır. Muğlada 2,6 dır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-Mbn2Sl_hW5U/Tw7kJwN6qvI/AAAAAAAAEhw/Uo07gKB0c3c/s400/x8.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Muğlanın Bitki örtüsü - Doğal bitki örtüsü bakımından ormanlar,yüz yılllardan beri yapılan baltalamalara ve  yangınlara rağmen yinede önemli yer tutar.Muğla ilindeki ormanların oranı %28,6 dır.Alçak kesimlerde herzaman yeşil kalan Akdeniz makisi gibi ağaçsı bitkiler görülür.Kızılçamlar daha yükseklerde Karaçamlar,Delice zeytinler Palamut meşeleri,vs.ağaçlar yaygındır.Köyceğiz gölü çevresinde ünlü Günlük ağaçları bulunur. Bu ormanlarda yaban keçisi,Domuz,Tilki,Kurt,Sansar ve seyrek olarak,Halkın kaplan dediği Leoparlar yaşar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-aItAoJktNck/Tw7nWxstzVI/AAAAAAAAEh8/_4BKWEEQqAE/s400/x9.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Muğla'da Tarım ve Hayvancılık - Muğla ilinde toprakların % 13,7 si tarla %1,5 i nadas % 1,4 ü sebzelik,meyvelik % 7 si zeytinlik % 28 i orman % 47,8 i tarım dışı alandır. Ekili alanların en büyük bölümü buğday üretimine ayrılmıştır. özellikle,ilin iç kesimlerindeki ovalarda buğday tarımı geniş yer tutar. 1971 de ilin buğday üretimi 45.000 ton, Arpa üretimi 18.000 tondu. Sanayi bitkilerinden en çok tütün 15.000 ton ve pamuk 17.000 ton yetiştirilir. Tütün üretiminde merkez ilçe Pamuk üretiminde köyceğiz ilçesi başta gelir. Susam üretimi yılda 4.000 ton cıvarındadır. Muğla ili zeytin ağacı sayısı bakımından Aydın ve İzmir İllerinden sonra Türkiyede üçüncü sırayı alır. İlin zeytin üretimi 1971 de 10.000 tondu. Bunun yarıdan fazlası Milas ilçesi verir.Narenciye üretimi son yıllarda hızla artmaktadır. 1971 de üretim 11.000 tondu.Mandalina&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ağaçları bakımından Muğla bütün iller arasında ilk sırayı alır. Özellikle Bodrum türü mandalina çok ünlüdür. Sebze üretimi 60.000 üzüm üretimi 10.000 ton kadardır.Hayvan varlığı şöyledir.200.000 koyun 360.000 keçi 160.000 sığır 14.ooo at 8.000 katır 50.000 eşek ve 6.000 deve Arıcılık çok yaygındır. Son yıllarda Türkiye bal üretiminin çoğunu Muğla ili sağlamıştır. Muğla da süngercilik de büyük önem taşır.Bodrum ile Marmaris ilin başlıca süngercilik merkezleridir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-quAYNth0ayI/Tw7odamhAtI/AAAAAAAAEiI/pEa2onyCM1g/s400/x10.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Gezilip Görülecek yerler - Muğla ilinin her köşesi eski uygarlıklardan kalan yapıtlarla doludur. Muğla İli Türkiyenin en önemli Turizm merkezlerinden biridir. Muğla'nın Bodrum ilçesi turistik önem bakımından başta gelir. M.Ö. 400 Yıllarında o zaman adı Halikarnassos olan bu eski şehirde Kral Mausolos yaşamış esi Artemis ile (Karya) denilen ülkeyi yönetmişti. Dünyanın 7 Harikasından biri sayılan Kral Mausolos'un mezar anıtından günümüze sadece temel kalıntıları gelebilmiştir. 44 metre yükseklikte mermer Mausoleum 'un bazı heykelleri Londradaki British Museum dadır.Milas'ta bu mezar anıtın küçük bir örneği vardır. Bodrum'un deniz üzerindeki kalesi 1415-1437 yıllarında Rodos Şövalyeleri tarafından yaptırılmıştır. 1965 te bu kalede açılan Bodrum Müzesinde eskiçağ klasik veHelenistik dönem yapıtlarıyla sualtı buluntuları sergilenmektedir. Bodrumda antik eserler arasında Anfitiyatro,Agora,Mars tapınağı kilise gibi birçok yıkıntı vardır.Muğlanın 64 km. güneydoğusunda Keramos adlı şehirde Helenistik dönemde kalan kale,Zeus Tapınağı,heykel kalıntıları görülmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-p0VKhauYJ9w/Tw7pLuDin0I/AAAAAAAAEiU/GXltPe1Q8Cs/s400/x11.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Köyceğiz ilçesinin güneyindeki Dalyan köyünde eskiden Caunus adlı şehir vardı.Buradaki 20.000 bin  kişilik tiyatro,su kemerleri,kayalar oyulmuş mezarlar,saray ve surların kalıntıları görülecek yerlerdir. Milas ta Zeus tapınağı Gümüşkesen denilen korent başlıklı kolonlarla süslü bir Roma Mezarı,Karyalılardan kalma Baltalıkap bulunmaktadır. Milas yakınlarındaki Kalınağılda M.Ö. 4 ncü yüzyılda yapılmış Sinuri tapınağı ve bir kulenin yıkıntısı vardır.Buralardan çıkarılan yapıtlardan bir bölümü ülkemizin bir bölümü de yabancı memleketlerin müzelerinde sergilenmektedir. İzmir Müzesinde bu bölgeden çıkarılmış antik eşyalar heykeller çoktur. Bodrum,Marmaris,Fethiye,Köyceğiz ve cıvarındaki  diğer yerlerin doğal güzelliği kelimelerle anlatılamayacak derecededir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-VQWlP-rQLsA/Tw7p610G6UI/AAAAAAAAEig/496xjOVQ_og/s400/x12.jpg" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Ve Yazımızı şu güzel sözle noktalayalım (İtalyayı görde öl derler,Yok Canım Bodrum'la kıyılarını gör Yaşa).Ülkemin her yöresi Muğla gibi güzelliklerle Doludur. Hoşça kalın..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-496178572049552567?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/496178572049552567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=496178572049552567&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/496178572049552567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/496178572049552567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2012/01/ege-bolgesinin-sirin-ve-turistik-yoresi.html' title='Ege Bölgesi&apos;nin Şirin ve Turistik Yöresi - Muğla'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-p1VsbHdpqOE/Tw7TSjoL11I/AAAAAAAAEgQ/7OUqt4CM7D0/s72-c/800px-Mu%25C4%259Fla_location_districts.svg.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-9160332388905551939</id><published>2011-12-14T21:51:00.009+02:00</published><updated>2011-12-14T22:32:39.972+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Yeşilçam Sinemasının ve Tiyatromuzun Temel Taşlarından-Münir Özkul (15 Ağustos 1925)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Münir Özkul 15 Ağustos 1925 Tarihinde İstanbul'un Bakırköy semtinde Eski Osmanlı Paşalarından birinin torunu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarda Tiyatroya merak sarmış olan Özkul İstanbul Erkek Lisesindeki eğitiminin ardından oyuncu olmaya karar vererek gözünü Sahnelere dikti.Ozamana kadar yaşamını sürdürdüğü ve aşinası olduğu Bakırköyde bulunan Halkevinde oyunculuğa adım attı. İlk Amatör sahne deneyimlerini burada gerçekleştiren Özkul,İstanbul Devlet Tiyatrosunda bir süre oynadıktan sonra Ankara Devlet Tiyatrosuna geçti.Ardındanda İstanbul Şehir Tiyatrosunda Prefesyonel oyunculuk kariyerine devam etmeye başladı ve artık bağımsız çalışabilecek düzeye geldiğine kanaat getirerek özel sektöre geçiş yaparak Ses Tiyatrosunda sergilenen oyunlarda rol almaya başladı.Ancak buradaki çalışması uzun soluklu olamadı.ve hemen ardından yine özel bir  Tiyatro olan Küçük Sahneye geçti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-Drqu7qKlKvY/Tuj_Sl7vHJI/AAAAAAAAEfI/xuVZVvTrxkY/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Tiyatro sahnelerinden tesadüfen film setlerine geçişi 40 lı yılların sonuna denk düşen Özkul Askerliğini yaptığı dönemde Vatan ve Namık Kemal adlı filmde yönetmen Asistanlığı  yapan arkadaşı Sırrı Gültekini ziyaret için Yeşilçama gittiği bir gün ilk defa bir filmde figüran olarak rol aldı. 400 ün üzerinde filmle Türk Sinemasına damgasını vuran önemli karakter oyuncuları arasına girmesini sağlıyacak Sinema serüveni böylece başlamış oldu.Sinema çalışmalarının yanı sıra gönül verdiği Tiyatro sahnelerini de bırakmıyan Özkul 1957 Yılında Devlet Tiyatrolarının yönetmenliğine getirildi. Sanat Kariyerinde adeta bir atılım olarak değerlendirilebilecek bu gelişmenin ardından Küçük Sahneyi terk etmek zorunda kaldı.Bu durum sanatcının profesyonel oyunculuğa adım attığı Küçük Sahnenin,ustasını  kaybetmesiyle birlikte daha fazla tutunamayarak dağılmasına neden oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-juX9cbhZKDs/Tuj_6uBkjUI/AAAAAAAAEfU/7HO9_VBM8SY/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;1960-1970 arasında 40 ın üzerinde filmde rol alan Özkul,Daha önce Altan Karındaşla birlikte Tiyatro sahnesinede aktardığı ve oyunun inanılmaz başarısı sonucunda 1971 yılında Türk Tiyatro ve Ortaoyunu üstadı,İsmail Dümbüllü den (Orta oyuncular kavuğu) nu devralmasını sağlıyan Sadık Şendilin yazdığı (Kanlı Nigar) adlı muhteşem eserin sinema versiyonundada yer aldı. 70 li yıllara gelindiğinde geniş bir oyuncu kadrosuna sahip Aile filmlerinde rol almaya başlıyan Özkul ,özellikle Adile Naşit le iyi bir ikili oluşturdu. Ve bu ikili halk tarafından da sevildi.Özkul özellikle bu yıllarda Türk Sinemasının klişe konularında (Fakir ama gururlu) iyi kalpli babacan karakterleri canlandırdı.Münir Özkul 1972 yılında Baş rollerini Hülya Koçyiğit ile Tarık Akan'ın paylaştığı (Sev Kardeşim) adlı Ertem Eğilmez filmindeki başarılı performansıyla Antalya Altın Portakal Film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-MworZFQKPGs/TukBltGihmI/AAAAAAAAEfg/s5iMxwKRgtA/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;70 li yıllarda Ertem Eğilmez imzalı filmlerde unutulmaz rollere hayat veren ağlatan duygusal replikleri o etkileyici sesiyle Türk izleyicisinin hafızasına kazıyan Özkul Neşeli Günler, Mavi Boncuk,Aile Şerefi,Gırgıriye serileri, Gülen Gözler ve Bizim Aile gibi filmlerde karakter oyunculuğundaki ustalığını ortaya koydu.Sanarcının unutulmaz rolleri arasında zirveyi ele geçirense Hababam Sınıfı seri filmlerinde canlandırdığı disiplinli ancak yufka yürekli Öğretmen Kel Mahmut karakteri oldu.Öyleki bu tipleme nerdeyse adını aşarak sanatcının lakabı haline geldi ve bu şekilde anılmaya başlandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-GC_ukONDS98/TukChtQQo2I/AAAAAAAAEfs/yp41kGnq6ko/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Sanat yaşamı boyunca 400 e yakın sinema filminde ve sayısını kendisi bile tam olarak bilmediği sayıda Tiyatro oyununda rol an  Münir Özkul un içkiye düşkünlüğü ile bilinen sanatcı özel hayatındada inişli çıkışlı bir seyir izleyerek 4 evlilik gerçekleştirmiştir.ilk evliliğini Şadan Hanımla yapan Özkul kısa süren bu birlikteliğin ardından Suna Selen ile hayatını birleştirmiş ve bu evlilikten Güner adında bir kızı olmuştur.Kızları 8 yaşındayken çift boşanma kararı almıştır.Sonrasında Özkul Tophaneli Örümcek Yaşar lakabıyla anılan Yaşar Hanımla 3 cü evliliğini gerçekleştirmiş,ancak buda uzunsürmemiştir.Son olarak halen yaşamını birlikte sürdürdüğü Şadan Hanım ile evlenmiştir.Mankenlik ve CNN Türk'te Televizyon programcılığı yapan kızı Güner Özkul'un girişimiyle 2005 yılında sanatcıyı birçok yönden ele alan,Aktör Dediğin nedir ki ? Münir Özkul kitabı adlı bir kitab yayınlanmıştır.1998 yılında T.C Kültür Bakanlığı Münir Özkula Devlet Sanatcısı ünvanını vermiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-Z69u_1PrjiA/TukDADz6FkI/AAAAAAAAEf4/kVy42sS5yCQ/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bu günlerde Demans hastalığı ile yaşıyan Büyük usta Özkul, 2003 yılından bu yana evinden dışarıya çıkmak ve kimseyle görüşmek istemiyor.Hastalığı yüzünden geçmişe dair birçok şeyi hatırlamıyor.Ve ölen Arkadaşlarının yaşadıklarını sanıyor.Özkul kendisine ait mütevazı bir evde rahat bir yaşam sürüyor.Kendisine acil şifalar diler,Üstadın özet Biografisini Büyük üstat Haldun Taner Ustanın kaleme aldığı Münir Özkulun oynadığı Sersem kocanın kurnaz karısı,eserinde Fasulyaciyan'ın kapanış tiradıyla noktalayalım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-NZlQfvXW75E/TukDxSPSQmI/AAAAAAAAEgE/m5zdviMksyE/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Zaten Aktör dediğin nedir ki ? Oynarken varızdır,yok olunca sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonrada unutulur gider.Olsa Olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız. Görorum hepiniz gardroba koşmaya hazırlanıyorsunuz.Birazdan teatro bomboş kalacak,Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar,çünkü Satenik'in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır.Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir Hiranuşla Virjinyanın bir diyaloğu eski kostümlerinin birinin yırtığına sığınmıştır,İşte bu hatıralar o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar,bir fısıltı halınde yine sahneye dökülürler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div&gt;Artık kendimiz yoğuz&lt;/div&gt;&lt;div&gt;      Seyircilerimizde kalmadı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;               Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar&lt;/div&gt;&lt;div&gt;               Gün ağırır,temizleyiciler gelir&lt;/div&gt;&lt;div&gt;           Replikler yerlerine kaçışır&lt;/div&gt;&lt;div&gt;        PERDE............................&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/ZUkXwPKjYnI" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-9160332388905551939?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/9160332388905551939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=9160332388905551939&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/9160332388905551939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/9160332388905551939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/12/yesilcam-sinemasnn-ve-tiyatromuzun.html' title='Yeşilçam Sinemasının ve Tiyatromuzun Temel Taşlarından-Münir Özkul (15 Ağustos 1925)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Drqu7qKlKvY/Tuj_Sl7vHJI/AAAAAAAAEfI/xuVZVvTrxkY/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3920963829859092715</id><published>2011-12-14T21:15:00.012+02:00</published><updated>2011-12-14T21:46:48.263+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Eski Medeniyetler - Mayalar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;MATEMATİK UZMANI - MAYALAR&lt;/span&gt;  - MÖ 1000 Yıllarında Orta Amerikada diğer Medeniyetlerden oldukça uzakta yaşıyan Mayalar,Tıpkı Mısır,Yunan veya Mezopotamyadaki uygarlıklar gibi gelişmiş bir medeniyet oluşturmuşlardır.Mayaların en önemli özelliği ise Astronomi ve Matematik alanındaki çalışmaları oldukça karmaşık yazı dilleriyle bilime öncülük etmiş olmalarıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-AZK6YFTC_H8/Tuj3NOPO7VI/AAAAAAAAEd0/OqCjk86CJGI/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Mayaların zaman,Astronomi ve Matematik alanlarındaki bilgileri kendi dönemlerinin Batı Dünyasının bilgisinden bin yıl ilerdeydi.mesela Dünyanın bir yıllık dönüşü hakkındaki hesapları bilgisayar icat edilmeden önce yapılan hesaplardan daha kesin ve hatasızdı.Matematikte sıfır kavramı,Avrupa Matematikçilerinin keşfetmesinden 1000 yıl önce Mayalar tarafından kullanılıyordu.Matematikte kendi çağdaşlarından çok daha gelişmiş rakamlar ve işaretler kullanmışlardı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-BUqWgqQHmeY/Tuj3sqaLywI/AAAAAAAAEeA/lIVOg8ZUuTY/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;MAYA  TAKVİMİ&lt;/span&gt; - Mayaların kullandığı takvimde.ileri medeniyetlerini gösteren delillerden biridir.Mayalar tarafından kullanılan ( Haab Takvimi ) 365 günden oluşmaktadır.Ayrıca Mayalar bir yılın 365 günden biraz daha uzun olduğunuda hesaplamışlardır.Mayaların yaptığı hesaplamalara göre bir yıl 365-242036 günden oluşmaktadır.Günümüzde kullanılan Gregoryen Takvimi ise 365-2425 günden oluşmaktadır.57 görüldüğü gibi iki rakam arasında çok küçük bir fark bulunmaktadır.Buda Mayaların Matematik ve Astronomi konusundaki uzmanlıklarını gözler önüne seren bir başka delildir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-EtZ9C-Bk2HA/Tuj4OqTtoKI/AAAAAAAAEeM/QB06Bk1ykNo/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;MAYA  KEHANETLERİ&lt;/span&gt; - Maya kehanetlerine göre 22 Aralık 2012 tarihi Dünya için çok önemli çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlıyacak.Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçları ise bilim adamlarına göre iklimseldeğişimler sayesinde şimdiden gözlemliyebiliyoruz.(Beşinci kutupsal kayma) olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimdede olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceğini söyliyenler Dünyadaki iklimlerin değişiminide buna bağlıyorlar.Kutuplar yer ve açı değiştirildiğinde kutuplarda buzlar eriyor.Kaldı ki küresel ısınma sonucu şu anda kuzey kutbundaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda Mayalara görede daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi diyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-N31zsb-0a7Y/Tuj41PaBUGI/AAAAAAAAEeY/HhamHhQBkCU/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Dünyanın enaz 4 kez kutupsal kayma (Kuzey ve Güney kutbu)yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. Dünyanın manyetik alanının belirli periyotlarla nasıl değiştiğini bilimsel çevreler açıkladı. Şu anda dünyanın manyetik alanında muazzam bir değişim var.Bunun da en büyük nedeni Güneşte meydana gelen değişimlerdir.İlginç olan Mayalar bunu biliyordu.Konunun bir diğer yanı da Mayaların bununlada yetinmeyip gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-PjyuXXOz8eI/Tuj6Ib2M1EI/AAAAAAAAEek/23g11nNst3M/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bu şifreye göre Dünya için 2012 yılı çok önemli,yani bu görüşe göre 2012 yılında Dünya yok mu olacak ? Mayalar 2012 için (Zamanların sonu) diyor.Fakat bu Dünyanın topyekün yok oluşu değil,bir fiziksel değişim,Daha önce yaşanan sanki tufan gibi düşünebiliriz.Bu güne kadar Mayaların hangi kehanetleri yerini buldu ? şu anda bilimsel olarak ispat edilen Dünyanın dört kez kutup değişimi geçirdiği bugün bu durum ispatlanmış durumunda ,Günümüz insanları bunu yeni keşfetsede Mayalar bunun farkındaydılar.Bu bile başlı başına önemli bir şey.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-jgQcdgVglGM/Tuj7P9YVbVI/AAAAAAAAEew/woHEeVovjWU/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Not:&lt;/span&gt; Avusturalyalı Bilim Adamı Kolomb öncesi Amerika uygarlıklarından biri olan Mayalara ait Tabletlerde 21 Aralık 2012 Tarihiyle ilgili kehanetin yanlış anlaşıldığını Tabletlerin kıyametten değil yeni bir çağın başlangıcından söz ettiğini ileri sürdü.Tablette 400 yıllık 13.dönemin sonuna denk düşen 21 Aralık 2012 tarihinde gizemli Maya Tanrısı Bolon Yokte'nin Dünya'ya dönüşünü tasvir ettiğini söyledi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-2kcJRu2nCkM/Tuj8PDTNyMI/AAAAAAAAEe8/u1qV99gr9Mg/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3920963829859092715?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3920963829859092715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3920963829859092715&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3920963829859092715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3920963829859092715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/12/eski-medeniyetler-mayalat.html' title='Eski Medeniyetler - Mayalar'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-AZK6YFTC_H8/Tuj3NOPO7VI/AAAAAAAAEd0/OqCjk86CJGI/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-4551755159040435972</id><published>2011-11-30T18:24:00.013+02:00</published><updated>2011-11-30T21:01:42.450+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Pul ve Pulculuk (Filateli)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bir mektup yada bir paketin taşınması karşılığında belirli bir tarifeye uygun olarak ödenmiş parayı gösteren ve o mektup yada paketin üzerine yapıştırılan değerli kağıt.Pullar kullanılacakları posta maddesinin çeşidine göre değişirler.Adi posta,Uçak postası,pnömatik basılı kağıt Paket vb.için kullanılan pullar değişiktir.Pulların arkasına sürülen zamk,pulun ıslatılarak kolay yapıştırılmasını sağlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-18jlr9jc50A/TtZa94MmPKI/AAAAAAAAEcg/0znf8ag_vvQ/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Posta pulu kullanılması hakkındaki ilk tasarı 1837 yılı başlarında  (Post Offıce reforms ) (Postane Reformu) adlı bir broşür  yayımlayan Rowland Hill tarafından yapılmıştır.Hill'in belli başlı önerilerinden biri o zamana değin alıcı tarafından ödenen taşıma ücretinin gönderici tarafından ödenmesi,bu işlemin yapıldığının belli olmadı için gönderilecek mektup,paket vb nin üzerine bunu belirtecek bir işaret konmasıydı.6 Mayıs 1840 ta İngiltere'de tedavüle çıkarılan posta pulunun üzerinde Kraliçe Victoriya'nın resmi bulunuyordu.1843 te Brezilya,İsviçre nin Zürih ve Cenevre kantonları,1845 te Bazel Kantonu,1847 de ABD.pul kullanmaya başlamışlardır.Pulun posta hizmetlerini kolaylaştırması sonucunda bu hizmetlerin yaygınlaşması Devletler arası birtakım antlaşmaları gerektirmiştir.Bu amaçla 1874 yılında kurulan Evrensel posta Birliği,bütün ülkeleriçin ortak bir  sistem getirmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-PEnE6a8b3mA/TtZZ_4_cT_I/AAAAAAAAEcU/7Xh2QP9jiNQ/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Posta pulunun çıkışını izleyen yıllarda pul biriktiren meraklılar ortaya çıkmışve pul koleksiyonu önem kazanmıştır.Tüm değerli kağıtlarda olduğu gibi,pul basımı da sıkı bir denetim altındadır.Sahte pul basımını önlemek için,filigranlı kağıt kullanılması ,baskıdaki özen gizli işaretler emniyet fon baskısı gibi tedbirlere başvurulmaktadır.Pul yapımındaki en önemli gelişmelerden biride pulların zımbalı bir çizgiyle ayrılmalarıdır.Daha önce pullar bir makineyle birbirlerinden ayrılmaktaydı.Pulcular pulları genellikle 2 cm. içindeki zımba sayısına göre ayırırlar.Pulun değerini değiştirmek için çoğunlukla baskı makinesiyle özel bir damga vurulur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-c9qF4FCO_PE/TtZbwhNcyAI/AAAAAAAAEcs/cnFjpejVIcY/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Pullarda baskı yöntemlerine göre bazı yanlışlar ve değişiklikler bulunabilir.Bunlar baskıdan sonra denetlenerek ayıklanırsada dikkatsizlikle satışa çıkarılabilir.Böyle pullar çok az sayıda olduklarından pulcular için çok değerlidir.En önemli yanlışlardan birde renk yanlışıdır.Bu yanlış bir kalıbın kendi değerindeki pul yerine aynı serinin bir başka değerdeki pulu için kullanılması sonucu ortaya çıkar.Bu durumda her yaprakta bir tane yanlış renkli pul bulunur.Kırılan bir kalıp yanlışlıkla ters olarak yerleştirilirse her yaprakta bir tane ters pul çıkar.(Tete-beche) denilen bu yanlış pul türü de pulcular için çok değerlidir.Bunlardan başka aynı yaprağın iki  kez baskı silindirine sokulması sonucunda üzerinde çift baskı olan ya da hem önü,hem arkası basılmış pulların ortaya çıkması iki renkli pullarda kenar renginin ortaya,orta renginin kenara verilmesi gibi yanlışlarda ilginçtir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-1CTPaPqzYKw/TtZcZyDXthI/AAAAAAAAEc4/w9cbknkZ88s/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;TÜRKİYEDE İLK PUL&lt;/span&gt; -  Türkiyede bir sivil haberleşme kurumu kurulmasına yönelik ilk girişim Sultan II.Mahmut döneminde oldu.Tarihe ( Tuğralı pullar ) olarak geçen ilk türk pullarının üzerine ise Sultan Abdülazizin imzasını temsil eden Tuğra bulunurdu.Sultan II.Mahmut bir,kararname yayınlıyarak halkın haberleşme ihtiyacını karşılıyacak bir haberleşme teşkilatı kurulmasını emretti. ve 1840 yılında Posta Nezareti kuruldu.İlk posta kanunu 16 kasım1840 tarihinde yürürlüğe girdi.1863 yılında Sultan Abdülaziz döneminde,Posta Nazırı Agah efendi Hükümete posta pulu basılmasını teklif etti.Komisyon da posta pulu kullanılmasını onayladı.İlk Türk pulu 13 Ocak 1863 te satışa sunuldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-87FSh_tRbb4/TtZdXZJA5gI/AAAAAAAAEdE/eXSQ7NQMowY/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Günümüzde pul biriktirmek çağımızın önde gelen hobilerinden olmuştur.Herkesin bir konuya özel merakı ve koleksiyonculuk yanı bulunmasına rağmen,Koleksiyon denilince akla önce pul koleksiyonu gelmektedir.Pul koleksiyonu en yaygın koleksiyonculuk olduğu gibi en ilginç en öğretici,ve en karlı koleksiyonculuktur.Pul biriktiren kişi koleksiyonu  geliştikce bakmakla doyamayacağı hatta elinden bırakmayacağı  bir pul topluluğu sahibi olur.Pullara bakmak zevk verdiği kadar öğreticidir de Pul koleksiyonundaki pullar ait olduğu ülkelerin elçisidir.Bunlar inceleyenlere ülkelerin tarihini,coğrafyasını,ekonomisini,ünlü kişilerini,güzelliklerini,sosyal yaşamlarını ve geleneklerini öğretir.Posta pulları ve bununla ilgili zarf,kart ,damga ve benzeri maddeleri biriktirmeye Uluslararası deyimle, Filateli ve bu işi yapan kişiyede Filatelist denir.Filatelistliğe ilk adımı atacak bir koleksiyoner için koleksiyona bir seri pul,eğer varsa bir adet özel blok ve bir adet ilk gün zarfı ile başlamak yeterlidir.Eğer istenirse birbirinden ayrılmamış üst üste ve yan yana 4 pulun meydana getirdiği 4 lü blok da alınabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-qA3JnB0lIV8/TtZ59sIg1nI/AAAAAAAAEdQ/cnkh_YIKHcM/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Pullar damgasız,yani kullanılmamış olarak veya kullanılmış olanlarda damgalı olarak saklanabilir.Damgalı olanların damgaları özel damga ise zarfı ile saklamak uygundur.Koleksiyonerin pulların eksik dantelinin bulunmaması ve kırık olmamasına çok dikkat etmesi gerekir.Aksi taktırde sahip olduğu koleksiyonun değer taşımaması söz konusu olabilir.Ayrıca koleksiyona başlıyan bir filatelist ne türlü koleksiyon yapacağını (Klasik,Motif,Tematik Ülke)önceden tesbit ettikten sonra pul almaya başlamalıdır.Böylece daha düzenli bir koleksiyona sahip olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-gYaMqSFDXpY/TtZ6sEG4rZI/AAAAAAAAEdc/CI7QG-9-Two/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Dünyada ilk koleksiyonculuk ise 1840 yılında basılan ve Kraliçe figürlerinin yer aldığı pulların kullanımıyla başlar.Genç bir ev kadını kendisine ve komşularına gelen mektupların üzerindeki pulları evinin duvarına yapıştırır.Koleksiyonculuk öyle ki gelişmiş ülkelerde Milyonlarca kişi pul koleksiyonculuğu yapıyor.110 milyon nüfuslu Japonyada 30 milyon koleksiyoncu var.Avrupada da koleksiyon yapanların sayısı az değil.Sadece Almanya da 3 milyon 500 bin kişi pul biriktiriyor.Türkiyede ise 200 bin koleksiyoncu var.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-f7-H_vcH7nU/TtZ8TW-TUPI/AAAAAAAAEdo/_vMMzgOitE8/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-4551755159040435972?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/4551755159040435972/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=4551755159040435972&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/4551755159040435972'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/4551755159040435972'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/11/pul-ve-pulculuk-filateli.html' title='Pul ve Pulculuk (Filateli)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-18jlr9jc50A/TtZa94MmPKI/AAAAAAAAEcg/0znf8ag_vvQ/s72-c/x2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-2360569527386714217</id><published>2011-11-23T17:56:00.009+02:00</published><updated>2011-11-23T18:26:44.271+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Para -(Varlığı Bir Dert Yokluğu Yara)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Mal hizmet yada borç karşılığı olarak kabul edilen maden ya da kağıt parçası.Paranın ilk ve en önemli şartı herkes tarafından geçerli olarak kabul edilmesidir.Herkes para olarak kullanacağı bu maddenin,ihtiyaçlarını karşılıyacak mal ve hizmetlerin satın alınmasında veya borç ya da yükümlülüklerinin ödenmesinde geçerli olacağından emin olmak ister.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-2s3ACQJaiR0/Ts0YrhTWXPI/AAAAAAAAEbY/_fpXWO37n2I/s400/1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Paranın çeşitli işlevleri vardır.Her şeyden önce para bir alışveriş aracı olmalı ve alışveriş sürecini gerçekleştirmek işlevini yerine getirmelidir.İkinci işlevi,bir hesap birimi olmasından ileri gelir.Nitekim para çeşitli malların değerini ve bedelini karşılaştırmaya yarayan ortak bir ölçü birimidir.Üçüncü işlevi bir değerler birikimine olanak sağlamasıdır.Başka bir deyişle insanlar,gelecekteki ihtiyaçlarını karşılıyabilmek için parayı biriktirebilmelidirler.Dördüncü işlevi de değişkenliğidir.yani para derhal mala çevrilebilir.Oysa para yerine başka sabit değerlere bir kimse,elindeki değerleri bir başka tür değere çevirmeden önce satmak ve belki de bu arada zarar etmek durumundadır.Ancak paranın değerinin sürekli olarak düşmesi başka tür değerler birikimine yol açmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-LVlmHwwgaBM/Ts0ZPe2bAnI/AAAAAAAAEbk/Z3w1hIf9xPU/s400/2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Para kullanılmaya başlamadan önce mallar takas yoluyla değiştirilirdi.Bu sistemin birinci sakıncası ( isteklerin çatışması)idi,yani A ile B nin alışveriş için Anın, muhakkak B nin ihtiyacı olan bir mala sahip bulunması gerekirdi.Aynı şekilde B nin de,Anın istediği ve aynı değerde malı bulunması gerekirdi.Takas sisteminin ikinci sakıncası da değer ölçüsü olarak herkesce kabul edilmiş ortak bir ölçünün olmayışıydı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-an-6tIWaO0I/Ts0ajv1xAdI/AAAAAAAAEbw/8GdVROjH38o/s400/3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bu sakıncalar,altın ve gümüş gibi doğal değeri yüksek madenlerin para birimi olarak seçilmesi sonucunu doğurdu.Çünkü bunlar yıpranmayıp yok olmuyan ,aynı zamanda bölüne bilen değerlerini koruyan maddelerdi.Bu nedenle altın ve gümüş yüzyıllar boyunca para sistemlerinin esasını teşkil etti.Kağıt paraların ortaya çıkması bir rastlantı sonucu oldu.Sarrafa rehin bırakılan altınların karşılığında alınan makbuzların  elden ele dolaşabileceği ve bu makbuzların yada banknotların temsil ettiği ve taşınması zor olan asıl maden dolaştırılmaksızın kağıtlarla alışveriş yapılabileceği görüldü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-eNt-xQBFLS0/Ts0bKXsO-DI/AAAAAAAAEb8/IkxG2tCG5uE/s400/4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bugün kağıt para basımı yasalarla denetlenir.Kağıt para konvertıbl olabilir veya olmayabilir.Konvertibl olması demek,belirli değeri olan değerli madenlerle değiştirilebilmesi demektir.Altın para standardı uygulanan ülkelerde,Hazine talep olduğu takdirde bütün paraları altına çevirmek zorundadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-iOMQVwljA3k/Ts0bhYfEyAI/AAAAAAAAEcI/UanphZkIn_A/s400/5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Para sistemlerinden biri de çifte maden sistemidir.Paranın belirli orantılar içinde sadece iki madenden (Genellikle Altın ve Gümüş) yapılmasını öngören yasalarla yürütülen bu sistem XIX Yüzyılın büyük bölümünde Amerika da ve Avrupa da geçerli olmuştur.Bir sisteme yönelmenin nedeni,söz konusu madenlerden biri azaldığı takdirde deflasyon olmasını önleyebilme umududur.Ama piyasa değerinde oynamalar başladığı zaman madenlerin belirli orantıyı sürdürme olanakları ortadan kalkmıştır.Madeni paraların yerine kağıt paralar kullanılmaya başlandıktan sonra çifte maden sistemine de gerek kalmamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe width="420" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/vbKMzV-X9sc" frameborder="0" allowfullscreen=""&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-2360569527386714217?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/2360569527386714217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=2360569527386714217&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2360569527386714217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2360569527386714217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/11/para-varlg-bir-dert-yoklugu-yara.html' title='Para -(Varlığı Bir Dert Yokluğu Yara)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-2s3ACQJaiR0/Ts0YrhTWXPI/AAAAAAAAEbY/_fpXWO37n2I/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-7937099577714174921</id><published>2011-11-19T18:29:00.009+02:00</published><updated>2011-11-19T19:15:15.242+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Hollywood Sessiz Sinema Aktörü-Harold Lloyd (1893-1971)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Harold Clayton Lloyd  20 Nisan 1893 - 8 Mart 1971 yılları arasında yaşamış ABD li oyuncu ve Yönetmenidir.Sessiz film döneminde ünlü olmuş pekçok başarılı komedi filmine imza atmıştır.Oyuncu Mildred Davis'in eşidir.Özellikle Safety Last filmiyle ünlüdür.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-LI7GQt_ftbM/TsfaWBM6_1I/AAAAAAAAEaM/pErXJyb-2m0/s400/1.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676745927138410322" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Harold Lloyd Charlie Chaplin ve Buster Keaton gibi ssessiz film döneminde damgasını vuran özgün ve etkili sanatçılardan biriydi.Harold Lloyd filmleri bugünün izleyicisinde bile heyecan yaratabilecek gözüpek,bir fiziksel beceriyi gerekli kılan ustalıklı sahneleri ile hatırlanmaya devam etmektedir.Safety Last filminde bir gökdelenin tepesindeki saatin yelkovanına tutunmuş haldeki görüntüsü sinema Dünyasının en unutulmaz karelerinden biri haline gelmiştir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-Amgu0tM8NMY/TsfayqFF7uI/AAAAAAAAEaY/mJwA4lTfKS8/s400/2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;YAŞAMI VE İLK DÖNEM ÇALIŞMALARI&lt;/span&gt; - Lloyd James Darsie Lloyd ve Elizabeth Fraser çiftinin çocuğu olarak Burchard Nebraskada doğdu.Baba tarafından Ataları Amerikaya İngiltere nin Galler Bölgesinden gelmişti.Babasının sayısız iş girişiminin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Aile ülkenin batısına taşındı.1912 de San Diego Kaliforniyaya taşınmaları ardından tek makaralık ( One - Reel )komedi filminde oynamaya başladı. Kısa bir süre sonra Thomas Edison'un film şirketinde ( Thomas Edison Motion Film Company )çalışmaya başlıyan Harold Lloyd kendi film stüdyosunu 1913 te kurmuş olan arkadaşı Hal Roach ( Yönetmen ve oyuncu ) ile ortak oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/--bVMT4_Qd-E/TsfcYaNYA-I/AAAAAAAAEak/YMzea1Zfl80/s400/4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bir hayli çalışkan olan Harold Lloyd 1915 - 1919 yılları arasında Roach'un en başarılı Aktörü olacaktı. Lloyd 1914 te destekleyici kadın oyuncu olarak Bebe Daniels'ikullanmaya başladı.İkili romantik bir ilişki içindeki ( The Boy ve The Gırl ) olarak tanınıyordu.1919 a gelindiğinde Daniels'in sahne tutkusu Lloyd u terk etmesiyle sonuçlanacaktı.Lloyd  da onun yerine daha sonra karısı olacak olan Mildred Davis'i buldu.1921 sonrasında kısa filmlere son verip normal uzunluktaki komedi filmlerine yöneldi.Bunlardan Grandma's Boy filmdeki karakteri Safety Last filmindeki karakterinin habercisiydi.1924 te Hal Roach'tan ayrılıp bağımsız bir Prodüktör olarak kendi filmlerini çekmeye başladı Girl Shy,The Freshman,The Kid Brother ve Speedy gibi olgunlaşmış filmleri bu döneme aittir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-lWawroDwJGY/Tsfdjtx4fsI/AAAAAAAAEaw/aydnfOlZmmw/s400/5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Lloyd'un 1924 te kendi bağımsız şirketi olan The Harold Lloyd Film Corporation'u kurmasının ardından filmleri önce Pathe sonra da Paramount ve Twentieth Century Fox tarafından piyasaya sürüldü.Lloyd aynı zamanda Academy of Motıon Pıcture Arts and Scıences'in Kurucu üyelerinden biri olmuştu.Lloyd'un 1920 lerin Amerikan Halkına hitab eden girişimci ruhlu karakterinin 1930 ların ekonomik buhranla sarsılmış sinema izleyicisine ulaşmakta yetersiz kalması nedeniyle Lloyd birsüre sonra hem kariyeri hemde ekonomik durumu bakımından çöküş sürecine girdi.Bu dönemin son filmi ise Professor Beware oldu.23 Mart 1937 de yapım şirketi&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Harold Lloyd Motıon Pıcture Company'nin stüdyosunun bulunduğu arsayı bir kiliseye sattı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-0qWhYpizWU8/TsfeTiotMsI/AAAAAAAAEa8/QDlAVBOZebE/s400/7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;Bu alanda bugün Los Angeles California Temple vardır.Lloyd 1940 lar boyunca RKO Radio Pictures için bazı komedi filmleri yapsada aslında Beyazperdeden emekliliğe ayrılmış durumdaydı. Ancak 1947 deki The Sin of Harold Diddiebock ile perdede bir kez daha görü&lt;/div&gt;&lt;div&gt;lecekti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-c4n_NNFZGjg/Tsfe5ktKA1I/AAAAAAAAEbM/GMbwbwofHPU/s400/8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;ÖZEL YAŞAMI VE ÖLÜMÜ&lt;/span&gt; - 10 Şubat 1923 yılında evlenen Harold Lloyd ve Mildred Davis çiftinin Glorya Lloyd ve Harold Lloyd Jr.olmak üzere iki çocukları oldu.Peggy adındaki kızlarını ise sonradan evlatlık edindiler.Mildred Davis evlilikleri boyunca kocası Lloyd tarafından oyunculuk kariyerine devam etmesi konusunda pek fazla desteklememiş ancak birkaç projede yer almıştır. Davis kocasından iki yıl önce 1969 da hayatını kaybetti.Harold prostat kanseri nedeniyle 8 Mart 1971 de Beverly Hills Kalifornia'da 77 yaşında hayatını kaybetti.Lloyd'un 44 odalı,26 banyosu, 12 çeşmesi ve 9 golf sahası ile yapımı 3 yıl (1926-1929)süren evleri Greenacres günümüzde müze olarak hizmet vermektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;iframe frameborder="0" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/x9vbt7"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-7937099577714174921?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/7937099577714174921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=7937099577714174921&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7937099577714174921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7937099577714174921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/11/hollywood-sessiz-sinema-aktoru-harold.html' title='Hollywood Sessiz Sinema Aktörü-Harold Lloyd (1893-1971)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-LI7GQt_ftbM/TsfaWBM6_1I/AAAAAAAAEaM/pErXJyb-2m0/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3058869631873029089</id><published>2011-07-22T05:18:00.009+03:00</published><updated>2011-07-22T05:50:15.785+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Dario Moreno - (1921-1968)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yahudi Asıllı Türk Gitaristi, Piyanist, ve Sinema oyuncusu - Asıl Adı David Arugete'dir.Moreno 3 Nisan 1921 Tarihinde Aydın da doğdu. Tren İstasyonunda çalışan Babası trajik bir şekilde vurulup ölünce yetim kaldı. Bu olaydan sonra Annesiyle İzmir'e geldi.Dört kardeşi daha olan Moreno, Annesi Madam Roza tarafından geçim sıkıntısından dolayı yetimhaneye (Nido De Guerfanos)a verildi.Dört yaşına değin yetimhanede kalan Moreno daha sonra yahudi ilkokulunu bitirdi.Gençlik yıllarında pek değişik işte çalıştı. En yakın çocukluk dostu Alber Dinar'dır.Çalıştığı yıllarda kendisini yetiştirdi. ve Kardıçalı İşhanında yanında getir götür işlerinde çalıştığı İzmir'in ünlü Avukatlarından birinin katipliğine yükseldi. Ayrıca geceleri Milli Kütüphaneye gidip Fransızca çalışıyordu. Yine bu sıralarda başlayan gitar merakını eline geçen bir gitar aracılığıyla geliştirdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-rNHv6ybXJZM/TijeiraPHII/AAAAAAAAEZM/ALFmoEmABgc/s400/xdario-moreno_44607_jpg_pagespeed_ic_dakJcQsQzt.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Aynı dönemlerde Bar-Mitsva törenlerinde şarkılar söylemeye başladı. Gençlik Çağlarında semtinde ve İzmir'de iyice tanınır olmuştu,Moreno II nci Dünya savaşı sıralarında Askerliğini piyade olarak Akhisar Orduevinde yaptı. Burada caz orkestrasında solistlik yaptı. ve yine Konya ile Adana'daki Askeri yerlerde sahneye çıktı. Askerlik döneminde müzik ile daha içli dışlı olan Moreno, İzmir Kordonda bulunan NATO Binasının yerindeki Marmara Gazinosunda sahneye çıktı. Moreno ilk konserini ise Konak vapur iskelesinin üzrindeki gazinoda verdi. Moreno müzisyenliğini biraz daha ilerletince Annesi Madam Roza ile birlikte Mithatpaşa caddesi üzerinde bulunan Karataş semtindeki  Asansör sokağına taşındı. (Sokağın bugünkü adı Dario Moreno sokağıdır) Halk arasında bu sokak ve çevresi Asansör olarak anılır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-7-snWduKZWY/Tije_UNvbLI/AAAAAAAAEZU/J3WhU_uscHM/s400/dario%252520moreno.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Gittikce dahada ünlenen Dario Moreno nun şöhreti İzmir Palas Otelinde iyice parladı.Askerlikten sonra ise Moreno bir süre İstanbul Fenerbahçedeki Belvü Gazinosunun sahnesine çıkmaya başladı.Bu arada Moreno Ankarada bulunan Bomonti Gazinosunda sahne almak üzere iki gün için Ankaraya gitti. Ancak iki yıl Ankarada kaldıktan sonra tekrar İstanbula dönebildi. Ve Fritz Kerten in Orkestrasına solist olarak girdi. Moreno Ankara da kaldığı yıllarda Orhan Veli ile de oda arkadaşlığı da yapmıştır. İstanbulda bir yıl çalıştıktan sonra Atinaya geçti. Burada çalışırken Paris te bir emprezaryoya telgraf çektikten sonra Paris e gitti. Moreno burada ilk olarak Perto Del Sol Müzikholünde sahneye çıktı.Paristeki ilk yılları başarısızlık yıllarıdır. Almanyadaki Amerikan Askeri kulüplerinde bir müddet şarkı söyledikten sonra Fransada ilk defa Jezabel şarkısı ile olağanüstü bir başarı elde etti. Pariste daha sonra Cannes Palm Beach Otelinde şarkı söyleyen Moreno daha sonra söylediği Adieu Lisbon ve Cou Coruou cou cou isimli kalipsolar ile ününü pekiştirdi. İstanbul da yanında çalıştığı Fritz Kerten ile Annesini yanına aldırdı. Fritz Kerten adını Andre Kerr'e çevirterek piyanist olarak yanına aldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-kEZmTu1oTq0/TijgMNsovsI/AAAAAAAAEZc/YaFDtCMYVfw/s400/dario-moreno_44608.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu Moreno'nun şarkılarına Türkçe söz yazmışlardır.Moreno Jacques Brel'in yazıp sahneye koyduğu ve başrolünü oynadığı L'Homme de la Mancha adlı müzikal eserde Sancho Pancho rolünü üstlendi. Dario Moreno ayrıca 32 Filmde de rol almıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İzmir aşığı olan Dario Moreno Vasiyet adlı şiirinde,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İzmir,Tatlı ve sevgili şehrim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Birgün şayet senden uzakta ölürsem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Beni sana getirsinler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Fakat Mezarıma götürürlerken&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Öldü demesinler uyuyor desinler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Canım izmirim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Diye söz eden Moreonun ölümü ile ilgili rivayetler değişiktir. Bunlardan birisi  Aralık 1968 günü İstanbul Hilton Otelindeki odasında ölü bulunduğudur. Diğeri ise Hava Alanına taksi ile giderken geçirdiği kalp krizi sonucunda öldüğüdür. Kendisi İzmire gömülmesini vasiyet ettiği halde Annesi Madam Roza oğlu Morenoyu  gömülmek üzere İsrail deki Holon kenti Mezarlığına götürmüş,ve Moreno orada defnedilmiştir. İzmir de ve Türkiye de çok sevilen Dario Morenonun uzun yıllar dillerden düşmeyen Şarkılarından bir demeti Nostaljik olarak sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-7rc7DG12X5M/TijgyiX_RjI/AAAAAAAAEZk/HnVv8HGnpXs/s400/1189106606_1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;OLAM  BOYUN  KURBANI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Olam boyun kurbanı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sensin dağlar ceylanı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kara kaşın gözlerin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Budur aşkın fermanı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Heeeeey&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Öldürme beni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sevmişim seni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kuş diline kurban&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İnce beline hayran&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Şeker lebine doymam&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Vay benim meralım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İncidir dişin senin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hoştur gülüşün senin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Aşkından ölürsem ben&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yok mu insafın senin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Heeeeey&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Öldürme beni &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sevmişem seni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ah kuş (Kuş) diline kurban&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İnce beline hayran&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Şeker lebine doymam&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Vay benim meralım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;MESUT   OL   SEN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Elveda aşkım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dinmiyor yaşım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Nasib yokmuş sevgiden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sen oldun ilk giden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sormuyorum neden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mesut ol sen&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Alın yazım bu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gelmedi sonu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Boş bir aşkın ardından&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yıllarca arkandan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Koştum boşyere ben&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mesut ol sen&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ararsan birgün&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hayır hayır demem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Üzülme sakın sen&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Başkasını sevemem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mesut ol sen&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-79Qpnqw6wRc/TijiRrnXjvI/AAAAAAAAEZs/tBFdMcw28lM/s400/dario-moreno_44598.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; HATIRALAR  HAYAL  OLDU&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ben uzaklarda hasretle inlerken&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ben ümit dolu bir haber beklerken&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Duydum ki artık beni unutmuşsun&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sen hergün bir başka dala konmuşsun  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hiç şimdi anladım beni sevmediğini&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ben uğruna sana neler vermedim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yok birdaha aldatamazsın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Herşey bitecek mani olamazsın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bak hatıralar hayal oldu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dur desem dönmez ki gitti kayboldu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dönemez artık mutlu günler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Açılmadan solacak tomurcuklar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Heryanını saracak karanlıklar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Son bir gemi kalkacak bu limandan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mendil sallıyacak ardından&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bitecek hayat Elveda,elveda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"&gt;HER   AKŞAM&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sarhoşum ben ah düşünmekten&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Öldüm ben ah hep sevmekten&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Her akşam votka rakı ve şarap&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İçtikçe delirir insan olur harap&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kurtar beni bundan ne olursun Ya Rab&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bitsin korkunç serap&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bittim ben ah düşünmekten&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yoruldum ben ah hep sevmekten&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Her akşam votka rakı ve şarap&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İçtikçe delirir insan olur harap&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kurtar beni bundan ne olursun Ya Rab&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bitsin bu korkunç serap&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-FZeM4TYZ0dw/TijjHVHtQ0I/AAAAAAAAEZ0/Yorsp7uWmcE/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;DENİZ  VE  MEHTAP&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Deniz ve Mehtap sordular seni neredesin ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Nasıl derim terketti bırakıp beni gitti&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Anladılar ki aşkımız bitti---&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Alay ettiler benle hep&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sen oldun bak bunlara sebep&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mehtap dedi gördüm ah onu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Belinde Erkek kolu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Deniz güldü halime&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir avuç su verdi elime&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Biterse gözyaşın al dedi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Doldur tekrar yerine&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Rüzgar ve Martı sordular seni neredesin ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Nasıl derim terketti bırakıp beni gitti&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Anladılar ki aşkımız bitti&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Alay ettiler benle hep&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sen oldun bak bunlara sebep&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Martı dedi gördüm ah onu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Belinde Erkek kolu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Rüzgar güldü halime&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dedi gidelim düş önüme&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gidemem dinle Martıları&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="&amp;lt;iframe frameborder=&amp;quot;0&amp;quot; width=&amp;quot;480&amp;quot; height=&amp;quot;360&amp;quot; src=&amp;quot;http://www.dailymotion.com/embed/video/x1hg0k&amp;quot;&amp;gt;&amp;lt;/iframe&amp;gt;&amp;lt;br /&amp;gt;&amp;lt;a href=&amp;quot;http://www.dailymotion.com/video/x1hg0k_dario-moreno-le-mouettes-de-mykonos_music&amp;quot; target=&amp;quot;_blank&amp;quot;&amp;gt;Dario moreno-le mouettes de mykonos&amp;lt;/a&amp;gt; &amp;lt;i&amp;gt; &amp;lt;a href=&amp;quot;http://www.dailymotion.com/Salut-les-copains&amp;quot; target=&amp;quot;_blank&amp;quot;&amp;gt;Salut-les-copains&amp;lt;/a&amp;gt;&amp;lt;/i&amp;gt;"&gt;&lt;iframe frameborder="0" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/x1hg0k"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x1hg0k_dario-moreno-le-mouettes-de-mykonos_music" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt; &lt;i&gt;  &lt;a href="http://www.dailymotion.com/Salut-les-copains" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3058869631873029089?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3058869631873029089/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3058869631873029089&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3058869631873029089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3058869631873029089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/07/dario-moreno-1921-1968.html' title='Dario Moreno - (1921-1968)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-rNHv6ybXJZM/TijeiraPHII/AAAAAAAAEZM/ALFmoEmABgc/s72-c/xdario-moreno_44607_jpg_pagespeed_ic_dakJcQsQzt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6650946098671249705</id><published>2011-06-13T11:58:00.008+03:00</published><updated>2011-06-13T12:26:55.966+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Köpekgiller - (Canidae)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Omurgalı Hayvanlardan memeliler sınıfının etçiller takımının köpeğimsiler üst familyasına giren bir familyası,Görme, işitme,ve koku alma duyguları gelişmiştir. Bacakları avın arkasından koşmaya,ağızları avı yakalamaya elverişlidir.Kanca tırnakları geri çekilmez,en anlayışlı hayvanlar olduklarından insanlar tarafından kullanılırlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-hCJ2ZMMSJDs/TfXVyAo41aI/AAAAAAAAEYc/s6QfwKqpDNs/s400/4173_1_19-hunde.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-qP0iwJnB4M0/TfXV8KiXi5I/AAAAAAAAEYk/FJnzHLpIPC8/s400/80.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Familyaya adını veren köpek, ( Canis Fmiliiaris ) bugün bilinmeyen yaban türlerinden evcilleştirilmiştir. 94 ırkı vardır,Rengi kahverengi ak arasında değişen Buldog ( Canis Familiaris molosus hiberricus) kuvvetli kasları ve kısa tüyleriyle yaygın köpek ırklarından biridir.Bekçilik hizmetinde kullanılırlar.Bir diğer bilinen ırk, Tazı ( Canis Familiaris grajus hibernicus)ev köpeklerinin bir ırkı olup av hizmetlerinde kullanılır.Adını isviçre Alplereindeki Saint Bernard misafirhanesinden alan Senbernar ( Canis Familiaris Extrarius st.bernard ) ırkı köpeklerde iri yapılı olup ev köpeklerindendir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-RdSwKmteoiM/TfXWYw63t9I/AAAAAAAAEYs/bG2Hk2MPD90/s400/hund.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-Mamn_qlubzw/TfXWmp9OY_I/AAAAAAAAEY0/Hfh9ytRqZvA/s400/31044.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yolunu şaşıran yolculara ve dağcılara yol göstermesi ve yardım etmesiyle ün salmıştır. Kurt (Canis Lupus ) Çakal (Canis aureus) Dingo (Canis dingo) Kır Kurdu (Canis Latrans) Tanuki (Canis procyonoides ) Çöl Tilkisi (Canis zeraa) Tilki ( Canis vulpes ) Kutup tilkisi (Canis lagopus) Karsak (Canis corsak) köpekgillerin diğer iyi bilinen türleridir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-jlIyYMv4I4s/TfXW6kWZ5MI/AAAAAAAAEY8/-rEFi1xKL38/s400/230826_2050080212051_1245851152_32544677_2456821_n.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-3qAkBTlk6CU/TfXXZPx7xhI/AAAAAAAAEZE/PvJkoxX549k/s400/222275_2051249401280_1245851152_32546923_1411809_n.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6650946098671249705?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6650946098671249705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6650946098671249705&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6650946098671249705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6650946098671249705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/06/kopekgiller-canidae.html' title='Köpekgiller - (Canidae)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-hCJ2ZMMSJDs/TfXVyAo41aI/AAAAAAAAEYc/s6QfwKqpDNs/s72-c/4173_1_19-hunde.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-5723054364121902593</id><published>2011-05-22T04:20:00.010+03:00</published><updated>2011-05-22T04:48:28.748+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Angelina Jolie - Oscar Ödüllü Sinema Oyuncusu,Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu İyi Niyet Elçisi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Angelina Jolıe  -  Amerikalı Aktrist Model ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonu İyiniyet Elçisi. Gerçek adı Angelina Jolie Voıght'tur.Birçok Dergi tarafından Dünyanın en güzel kadını seçilmiştir.Goldenglobe,Emmy, ve Oscar ödüllerine sahip olan ünlü oyuncu Kimsesiz Çocuklara yardım amaçlı projeler yürütmektedir.Angelina Jolıe 4 Haziran 1975 te Los Angeles'ta dünyaya geldi.Babası Jon Voıght ve Annesi Marcheline Bertrand film oyuncusuydular. 1976 da Annesi ve Babası boşandıktan sonra Jolıe ve erkek kardeşi Anneleri Marcheline Bertrand'la Newyork a taşındılar.Küçüklüğünde yılan ve kertenkele toplayan ve uzayyolu dizisindeki Mr.Spock karakterine aşık olan Jolıe, sık sık Annesiyle birlikte sinemaya gidiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-lQeE3uuHlgU/Tdhmu9DT7eI/AAAAAAAAEXY/jTUSmetitys/s400/Jolie.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sinemayı sevmesinde Ailesinin elbette büyük etkisi olmuştu. Zira Jolıe Lee Stresberg Theatre Institute'de iki yıl oyunculuk eğitimi almaya karar verdi. ve sahnelenen birçok oyunda rol aldı. Sonraları Ailenin  Losangelas'a geri dönmesiyle Beverly Hills Hıgh School'a  kaydolan Jolıe zengin aile çocuklarının arasında sadeliğiyle dikkat çekiyor ve ikici el giysiler giyiyordu.İlk Modellil denemesinde başarısız olunca bileklerini kesen Jolıe daha sonra CNN'e verdiği röportajda konuyla ilgili olarak şunları söyleyecekti. Bıçak biriktiriyordum ve kendimi kesip acı hissetmek benim için bir ritüel olmuştu. Bu benim için birçeşit terapiydi.Çünkü kendimi yaşıyor gibi hissettiriyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-HxA5EKQnTRo/TdhnPKyOBTI/AAAAAAAAEXg/Nuh9UnfcmZ8/s400/Angelina-Jolie-Salt-press-Tokyo-conference.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;14 yaşında Modellik yapmak üzere Finesse Model Management'la anlaşma imzalayan Jolıe,Meatloaf'un Rock'n Roll Dreams Come Through, Antonello Venditti'nin Alta Marea ve Lenny Kravitz'in Stand by My Woman kliplerinde oynadı. Kardeşi James Haven USC School of Cinematic Arts'ta öğrenim görüyordu ve Jolıe onun okul için hazırladığı projelerde rol alıyordu.16 yaşında mezun olduktan sonra Annesinin evine oldukça yakın biryerde ev tutan ve&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tiyatro çalışmalarına başlıyan Jolıe, Babasının Ailesine olan ilgisizliğinden dolayı ondan çok soğumuştu.Temmuz 2002 de Babasının soyadını istemediğini Mahkemeye bildiren Jolıe'nin bu isteği kabul edilerek soyadı değişikliği 12 Eylül 2002 de resmen gerçekleşti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-pI6Nrmf5X98/TdhoIUTSiyI/AAAAAAAAEXo/Bf8h2xFe_Fg/s400/angelina%252Bjolie.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Babasıyla arası açılan Jolıe 2001 yılında Lara Croft,Tomb Raıder filmi için Babası ile yanyana gelmesine rağmen araları yine düzelmedi.Angelina Jolıe'nin ilk profesyonel film tecrübesi düşük bütceli Cyborg 2 de başrol oynamasıyla gerçekleşti. 1995 te Hackers filminde canlandırdığı Kate rolüyle dikkati çeken ve eleştirmenlerden olumlu puan alan Jolıe filmdeki rol arkadaşı Jonny Lee Miller'a aşık oldu.ve çift 28 Mart 1996 da Dünyaevine girdi.Majove Moon,Love ıs all there ıs,Foxfire ve True Woman gibi filmlerde rol aldıktan sonra ona en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Golden Globe ve Emmy ödüllerini de kazanan Jolıe iki yıl üstüste en prestijli ödüllerin sahibi olmuştu.Uzun süre problemli evlilikleri nedeniyle ayrı yaşıyan Jolıe ve Miller çifti 3 Şubat 1999 da resmen boşandılar.Aynı yıl Jeffery Deaver'in aynı romanından Beyazperdeye aktarılan The Bone Collector filminde Denzel Washıngton la başrolü paylaştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-1Do_T_vaC7M/TdhoxrRpa1I/AAAAAAAAEXw/OhKh1_pxr6k/s400/Angelina-Jolie-out-promoting-in-Tokyo.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Angelina Jolıe başrollerini Wiona Ryder ile paylaştığı Gırl Interrupted isimli filmdeki rolüyle 1999 da en iyi yardımcı kadın oyuncu oskarının sahibi oldu.90 lar oyuncu için oldukça başarılı geçti.ve Jolıe Pushıng Tin filminin setinde tanıştığı Billy Bob Thorton'la büyük aşk yaşamaya başladı.Çift 5 Mayıs 2000 tarihinde evlendi.Jolıe'nin Dünya çapında tanınmasını sağlıyan film 2001 yılında Lara Croft-Tom Raıder filmiyle oldu.Kazandığı büyük gişe başarısının yanında filmin vizyona girdikten sonra kısa bir süre sonra hazırlanan bilgisayar oyunu da Jolıe'nin ününü pekiştirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-M1y3M7Riwh4/TdhpQSEXUZI/AAAAAAAAEX4/1zxvZnjIIuk/s400/Angelina_Jolie_Tomb_Raider_Resimleri.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;2002 de Edward Burs'le birlikte Lıfe or somethıng Lıke ıt filminde rol aldı.ve 10 Mart 2002 tarihinde Kamboçyadan Maddox Chıvon isminde bir erekek çocuk evlat edindi.2003 te Lara Croft-Tom Raıder The Cradle of lıfe ile serinin ikinci filmi için yeniden kamera karşısına geçti.2005 Jolıe'nin hayatı için oldukça önemli bir yıl oldu.Zira Jolıe Mr and Mrs Smıth filminde birlikte rol aldığı Brad Pitt'le yakınlaşınca o dönem evli olan Pitt yüzünden Magazin basını hergün yeni haberlerle okuyucunun karşısına çıkıyordu.Yuva yıkan kadın olmadığını her fırsatta dile getirsede Jolıe, Pitt-Aniston çiftinin ayrılmasında en büyük etkenlerden biri olarak görüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-C98iOSfkm6E/TdhqT2x9r8I/AAAAAAAAEYA/mhdettKOiSE/s400/Brad-Angelina-Maddox-at-Invictus-premiere.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Jolıe 6 Temmuz 2005 te Etyopyadan Annesinin aids yüzünden ölmesi sonucu yetim kalmış olan Zahara Marley adında kız çocuğunu evlat edindi. Pitt'le beraber bir Aile kurma kararı alan ancak evlenmeyen Jolıe'nin evlat edindiği Çocukları Brad Pitt de kendi nufusuna geçirdi ve soyadları Jolıe-Pitt şeklinde değiştirdi.27 Mayıs 2007 de çiftin Shiloh Nouvel Jolıe-Pitt adında kız çocukları oldu.Shiloh incilde barış içinde olan anlamına geliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-0-F9YK_nj9I/TdhqrWSah_I/AAAAAAAAEYI/DKB9UYaEltQ/s400/Angelina-Shiloh-and-Zahara-for-Dance-Class-2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Jolıe başrollerini Matt Damonla paylaştığı 2006 tarihli The good Shepherd filminde rol aldı ve Morgan Freeman'la beraber başarılı bir çizgiroman uyarlaması olan Wanted'ta oynadı.Aynı yıl Jack Black ile beraber Kung Fu Panda adlı animasyon filminin seslendirme kadrosunda yer aldı.Bu film Jolıe'nin rol aldığı en fazla gişe hasılatı yapan film olma özelliğini de elinde bulundurmaktadır.Clınt Eastwood'un yönetmenliğini yaptığı Changelıng adlı filmindeki başrolü sayesinde Akademi,Bafta,Altınküre,Sinema oyuncuları Derneği gibi pek çok prestijli sinema ödülüne aday gösterildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-Jmjft5Rsrac/TdhrGCJoEsI/AAAAAAAAEYQ/fkDouQGMrho/s400/Angelina-Jolie-Salt-Photo-Call-Cancun-3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kaynak - Vikipedi ve Biografi İnfo.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-5723054364121902593?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/5723054364121902593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=5723054364121902593&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/5723054364121902593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/5723054364121902593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/05/angelina-jolie-oscar-odullu-sinema.html' title='Angelina Jolie - Oscar Ödüllü Sinema Oyuncusu,Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu İyi Niyet Elçisi'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-lQeE3uuHlgU/Tdhmu9DT7eI/AAAAAAAAEXY/jTUSmetitys/s72-c/Jolie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-288316289427392428</id><published>2011-05-16T23:37:00.008+03:00</published><updated>2011-05-17T00:39:12.128+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Metro</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Genellikle nufus yoğunluğu fazla olan büyük şehirlerde kurulan ve şehir merkezini süratli bir şekilde banliyölere bağlıyan elektrikli yeraltı treni.Şehir trafiğinin dışında bir yolu olması,çift hat üzerinde hareket etmesi metroda çok sayıda vagon kullanabilme ve yüksek bir hıza varabilmesi olanağını sağlar.Metronun özelliklerinden biri de çok az sayıda personelle yönetilebilmesidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-nCKWVSeIQiA/TdGO_CVIHMI/AAAAAAAAEWo/yW2QFVMXFFU/s400/1377bf03eaac59cc6f6bb0f2bc52_grande.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dünya'da ilk metro Londrada kurulmuştur.1863 te işletmeye açılan bu metro günde sekiz milyon yolcu taşımaktadır.1900 yılında açılan Paris metrosu ise günde beş milyondan fazla yolcu taşır.Avrupada metrosu olan öteki şehirler şunlardır.Budapeşte,(1896) Berlin (1982) Hamburg (1912) Leningrad (1915) Moskova (1935) Stockholm (1950) Viyana (1898)Madrid (1919) Barselona (1923) Roma (1955) Lizbon (1959) Milano (1962). 1868 yılında sokak üzerinden geçen hava hatlarıyla açılan Newyork metrosu 1904 te yeraltı hatlarına çevrilmiştir. Amerika da metrosu olan öteki şehirler,  Şikago (1892) Philedelphia (1907) Boston (1901) Toronto (1921) dir. Japonyada Tokyo (1927) ve Osaka (1933) de.Arjantinde de Buenos Aires (1911) de metro vardır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-5XAmALwYn5s/TdGPb7YiOrI/AAAAAAAAEWw/c2M3jlGVma0/s400/metro.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Metroların hava hatları yerden en az 6 mt. yüksekte olur.çatı madensel veya betonarmedir.Toprağa sağlam desteklerle dayanır.Yeraltı hatlarında iki sistem uygulanır.Birincisinde hatların geçeceği galeriler sokak düzeyinin hemen altında 6-8 mt. derinlikte ötekinde ise 35-40 mt. aşağıda açılır.Birinci yöntemle yapılan metrolar daha ucuza çıkar.Çünkü bunlarda galerilerin kazılmasına sokak düzeyinden derine doğru  hendek açma yoluyla başlanır,kazılan hendeğin iki yanına betonarme birer duvar örülür.Böylelikle bir dikdörtgen prizma biçimini alan galeri bittikten sonra üzeri kapanır ve sokak tekrar döşenir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-mnCKjNtlZ38/TdGSj-kNBTI/AAAAAAAAEW4/N08gmWLHRV8/s400/Minsk-Metro.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu yöntemin en büyük sakıncası sokakların planını izlemesi,bundan ötürü de uzun ve girintili çıkıntısı olmasıdır.Kazı 6-8 mt. gibi orta derinlikte yapılmışsa çift hatlı galerilerde duvarlar eliptik biçim gösterir.Derin şebekelerde hatlar sokakların planını izlemez,çoğunlukla doğru çizgilerden meydana gelir.Böylece birinden ötekine gidilecek iki nokta arasındaki yol çok kısalmış olur.Bu şebekelerde galeriler yuvarlak oyulmuştur.İçlerinden tek hat geçer.Kesiti çapı 3,5-4,5 mt.arasında bir çember olan bu galeriler çelik halkalarla döşenmiştir.Ancak son zamanlarda bu çelik halkaların yerini betondan prefabrike ve birbirine vidalanabilir bir döşeme sistemi almaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-GXUf1uW9rr8/TdGU4Bf0_KI/AAAAAAAAEXA/5GfxCgIWLJA/s400/202_Moscow-Subway.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ray açıklığı hemen hepsinde standarttır.(1,435 mt.) Derin galerilerde çift hat olmaz.Yanyana açılmış ve herbirine tek doğrultuda giden trenler işleyen iki galeri bulunabilir.Sapmalar dönmeler yalnız istasyon noktalarında olur.Hatlar hiçbir zaman kesişmez.İstasyonlar yeraltı şebekelerinde galerilerin genişletilmesiyle ,hava şebekelerinde ise platform çatısı kurmakla yapılır.İstasyonlarda 100-160 mt.uzunluğunda peronlar bulunur.Yolcuların sokak düzeyine çıkmaları çoğu zaman yürüyen merdivenlerle sağlanır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-f5HWaZc46Os/TdGXOdD6ucI/AAAAAAAAEXI/3rqWcmWuYeg/s400/up_the_stairs.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Trenler elektrikli trenlerin aynıdır.Çoğunlukla çift doğrultuludur.vagonların sayısı ve biçimi şebekeye göre değişir.Metro katarları saatte 90-100 km.yapabilirsede genellikle 40 km nin üzerine çıkılmaz.Bir doğrultuda saatte ortalama 20 katar hareket eder.Ancak Londra metrosunda olduğu gibi saatte 40 katar çıkarılabildiği de olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-GinunpqmXyk/TdGY9WQ_nVI/AAAAAAAAEXQ/7Dm2OOKPXZY/s400/38159_public_subway.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-288316289427392428?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/288316289427392428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=288316289427392428&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/288316289427392428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/288316289427392428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/05/metro.html' title='Metro'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-nCKWVSeIQiA/TdGO_CVIHMI/AAAAAAAAEWo/yW2QFVMXFFU/s72-c/1377bf03eaac59cc6f6bb0f2bc52_grande.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6131754973649285282</id><published>2011-05-14T06:20:00.007+03:00</published><updated>2011-05-14T06:35:43.760+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Kanada</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kuzey Amerika'da İngiliz uluslar topluluğuna bağlı bir Devlet.9.976.137 km.2 olan yüz ölçümüyle genişlik bakımından Dünyanın ikinci büyük ülkesi olan Kanadanın nufusu 20.014.880 dir.Toprakları Atlas okyanustan Büyük okyanusa Kuzey buz denizinden Büyük göller yöresine kadar uzanır.Alaska ile arasındaki kuzey batı sınırının çizilmesinde meridyen doğrultusu gözönünde tutulmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-Eg7E9cEkmmI/Tc3198HO5RI/AAAAAAAAEVo/yF78khAy76c/s400/xx1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Amerika Birleşik Devletleri ile olan güney sınırı ise Büyük okyanus üzerinde bulunan Georgia boğazından ormanlar gölüne (Lake of the woods) kadar uzanan 49 paralel doğrultusunu izledikten sonra Superior,Ontario,Huron ve Erie göllerinden geçip St.Lawrence ırmağı boyunca uzanarak Fundy körfezinde sona erer.İngiliz Uluslar Topluluğu içinde yer alan bağımsız bir Devlet olan Kanada idari bakımından bir Federasyondur.1867 yılında kurulmuş olan Federasyon 1o Eyalet ile 2 Bölgeye ayrılmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-glhJLKr_EHQ/Tc32m22WG0I/AAAAAAAAEVw/5CwSDYh4xG4/s400/xx2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Devlet Başkanı Genel Validir.Genel Vali Kanada Başbakanı tarafından seçilir.ve İngiliz Kraliçesi tarafından atanır.Yasama yetkisi senato ile Millet meclisinden oluşan parlamentonun elindedir.çok geniş ülke olmasına rağmen nufusu az olan Kanada nın Başkenti nufusu çevresiyle birlikte 494555 olan Ottawa şehridir (1970 yılına göre ) Kanada Halkının büyük kısmını İngiliz,Fransız,Alman ve İskandinav ülkeleri soyundan olanlar meydana getirir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-Sb79T_MKywI/Tc33GIOOStI/AAAAAAAAEV4/I_zYSLR2x_o/s400/xx3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Azınlıkların en önemlileri İtalyan,Kızılderili ve eskimo soyundan olanlardır.sayı bakımından önemsiz olmakla birlikte Kanada da Dünyanın  dört bir yanından gelmiş her ırk ve ulustan insanlar yaşamaktadır.Ülkenin iki resmi dili İngilizce ile Fransızcadır.Halkın büyük kısmı katolik ve Protestan mezheplerine dağılmış durumdadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-2M2qmlXf94c/Tc33ojQi1mI/AAAAAAAAEWA/inaO61NGR3g/s400/xx4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kanadanın Başkent Ottawanın dışında kalan önemli şehirlerinin başında nufusu çevresiyle birlikte 2436817 yi bulan Montreal gelir.Ülkenin nufusu milyonu aşan diğer şehri ise Toronto'dur. Nufusu (2158496) Kanadanın diğer önemli şehirleri Edmonton nufusu (401299) Hamilton nufusu (449116) Quebec nufusu (413397) Vancouver nufusu (892286) ve Winnipeg nufusu (508759) . Not - Bu rakamlar 1970 yılına aittir.&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-XNBeSv3wlBc/Tc34KTOavGI/AAAAAAAAEWI/vRmnzaG6cHc/s400/xx5.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6131754973649285282?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6131754973649285282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6131754973649285282&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6131754973649285282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6131754973649285282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/05/kanada.html' title='Kanada'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Eg7E9cEkmmI/Tc3198HO5RI/AAAAAAAAEVo/yF78khAy76c/s72-c/xx1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-7247888356287284629</id><published>2011-01-26T23:20:00.011+02:00</published><updated>2011-01-27T00:26:00.191+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Şanlı Tarihimizden Bir Yaprak - Barbaros Hayrettin (1473-1546)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Barbaros 1473 yılında Midilli Adasında doğdu.Babası Midilli'ye yerleşmiş olan Türk sipahilerinden Eceova'lı Yakup  Beydir.Yakup Beyin İshak,Oruç,Hızır ve İlyas adında dört oğlu dünyaya gelmiştir.İshak ile Oruç büyükleri,Hızır İlyas'da küçükleri idi Hızır Barbaros Hayreddin adı ile şöhret bulmuştur.Yakup Beyin oğulları denize açılıp ticaret yapmaya başladılar.Mısır,Trablus ve Şam tarafında, Hızır ile İlyas Rodos Adasının önünden geçerken karşılarına Korsanlar çıkıverdiler.Bu Korsanlar iki kardeşin mallarını yağma etmek istediler.Korsanlarla çetin bir mücadele başladı.Fakat bu çarpışmada İlyas şehit düştü.Hızır 'da esir edilerek Rodos zindanına hapsedildi.Hızır kısa bir zamanda Korsanların elinden kurtuldu.Ticareti bırakarak bu olayın etkisiyle Korsan olmaya karar verdi.O Zamanlar Antalya'da Yavuz Sultan Selim'in Kardeşi Şehzade Korkut Valilik yapıyordu.Şehzade Korkut Hızır'ı himayesine aldı.Ona 16 oturaklı bir perkende verdi.Barbaros yanına aldığı Arkadaşları ile Akdeniz'e Açıldı.Arkadaşlarına ilk sözü (Kovalayandan kaçmayacağız kaçanı da kovalamayacağız)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCRdTr6exI/AAAAAAAAETM/ThWcAMAe2aQ/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Barbaros Kardeşi İlyasın  intikamını almak için Rodos Korsanları ile birçok çarpışmalar yaptı.Bunları her taarruzunda yenerek intikamını aldı.Bundan sonra yüzünü İtalya sahillerine çevirdi.Bu sahillerde birçok gemiler zaptetti.Barbaros kış geldiği zaman Afrika sahillerinde bulunan Cerbe'ye gidiyordu.Barbaros Akdeniz'de dolaşırken Ağabeyi Baba Oruç ise her tarafa büyük nam salmıştı.Bütün hıristiyan gemilerini vuruyor,birçok ganimetler elde ediyordu.Avrupa'lılarBaba Oruç'a kırmızı sakalından kinaye olarak (Barbaros) adını vermişlerdi.Baba Oruç ölünce bu şöhret Hızır'a geçerek Barbaros adını aldı.Barbaros Ağabeyi ile birlikte çalıştı.10 adet gemileri vardı.Bu iki kardeş Müslümanlara zulm eden İspanyollara hiç göz açtırmadılar.İspanyollarla bir savaşta Baba Oruç bir kolunu kaybetti.Artık Barbaros Akdeniz kıyılarında yalnız başına dolaşıyor,birçok gemileri vurarak ganimetlerle dönüyordu.Barbaros bir mevsimde 3800 esir ve 20 parça gemi elde etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCSXG5warI/AAAAAAAAETU/9oENXTvZPN0/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yavuz Sultan Selim Padişah olunca Barbaros Hayreddin yeni Padişahı tebrik etmek için Kemal Reisin Hemşirezadesi Muhiddin Reisle birçok hediyeler gönderdi.Yavuz Sultan Selim'de Barbaros'a iki kadırga ile bir hit'at ihsan etti.Bundan sonra Barbaros Cezayiri hakimiyetine aldı.Adeta Barbaros,Kuzey Afrikanın bir Hükümdarı mahiyetinde idi.İspanyollar Barbarosu Afrika sahillerinden atmak için Tilmisanı zapta karar verdiler.İspanyollar karaya asker çıkararak Barbaros kardeşlerle mücadeleye giriştiler.Bu savaşta bir kolu olmayan Oruç Reis ile İshak Reis şehit düştüler.O Sırada  Yavuz Sultan Selim Mısır'ı fethetti.Barbaros Yavuz'a Kurtoğlu Muslihiddin Reisi göndererek fethettiği yerleri Padişaha bıraktığını bildirdi.Artık Barbarosla Avrupalılar hiç başa çıkamıyorlardı.Barbaros geliyor sözünü duyan karada,denize kaçıyordu.Barbaros sayesinde Türkler Akdenize hakim oldular.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCVIN6MDbI/AAAAAAAAETc/DvENH2fIYWI/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Barbarosun maiyetine girmiş olan Turgut Reis,Sinan Reis,Salih Reis,Aydın Reislerde her tarafı titretiyorlardı.Barbarosun delaletiyle Cezayir Osmanlılara bağlı bir eyalet oldu.Yavuz Selim'de Barbarosu bu eyaletin Emiri olarak tanıdı.Yavuz Selim ölünce yerine Kanuni Sultan Süleyman geçmişti.O zamanlar Avrupanın en büyük İmparatoru Şarlken idi.Kanuni karadan ve denizden onun nufuzunu kırmak için savaşlara girmişti.Denizlerde başarı kazanabilecek tek adam Barbaros olabilirdi,çünkü o zaferden zafere koşan bir denizciydi.Kanuni Sultan Süleyman 1533 yılında Cezayir Emiri Barbaros'u İstanbula davet etti.O Zamanlar Barbaros'un 16 parça mükemmel kadırgasıyla bir o kadar da korsan Gemileri mevcuttu.Barbaros Donanması ile İstanbul limanına girdi.Barbaros Kaptan-ı Derya'nın Atmeydanındaki konağına misafir edildi.Ertesi gün Barbaros ve 18 Mücahidi Kanuninin huzuruna kabul edildi.Hepsi sıra ile ilerleyip Kanuninin elini öptüler.Güneşten tunçlaşmış çehreleri,nasırlı elleri ve iri vücutları dikkat çekiyordu.Kanuni Sultan Süleyman odönemde Akdenizde Barbarostan sonra en büyük deniz amirali Andrea Doria'yı sordu.Padişahım o herifin lakırdısı mı olur ? Emredin gemilerini havaya uçurayım, her tarafta arıyorum,ben yaklaştıkça o kaçıyor.Bu sözlerden hoşlanan kanuni--- Hızır Bey sen bu dinin en hayırlı oğlusun, bundan sonra adın Hayreddin olsun dedi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCYLNLG5SI/AAAAAAAAETs/rQiu3aXtkrQ/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kanuni Barbaros Hayreddini Osmanlı Donanmasının Kaptan-ı Deryalığına tayin etti.Bu suretle paşa rütbesini de kazanmış oldu.Barbaros Hayreddin paşa 84 parça gemiden oluşan bir Donanma ile Akdenize açıldı.Barbaros İtalya sahillerinde bir çok kaleler ve şehirler fethine muvaffak oldu.Bir seferinde Fondi Kalesinin Kumandanlarından Vespasyo Kobona'nın genç v e güzel karısı Colya'yı kaçırmak istediş, Bu kadın Şüküfe-i Aşk lakabı ile şöhret bulmuştu.Barbaros bu kıza gönül verdi, fakat kaçırmaya muvaffak olamadı.Bundan sonra Barbaros Korfo adasını zaptederek burada birçok ganimetler ve esirler ele geçirdi.Bunlarla beraber İstanbula döndü.Bu ganimetlerle esirleri Padişahın huzurunda bir alay şeklinde geçirdi.Önde allar giyinmiş ikiyüz genç erkek esirin ellerinde gümüş sürahiler ve kadehler ve onları takib eden diğer 30 esirin sırtında birer torba altın, daha sonra gelen 200 kişinin her birinin omuzunda birer kese akçe bulunuyordu.En sonra 1000 kadar boyunlarından bağlı esirler ise birer top çuha taşıyorlardı.Bunlardan başka 1000 kız ve 500 oğlan da bunları takip etmekte idi.İşte Barbaros'un hediyeleri bunlardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCc6Rw9s-I/AAAAAAAAET0/otKNbWG4T78/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Akdenizde Türk Hakimiyetine son vermek üzere Papa III. Pol Venedik,Ceneviz,Malta,İspanya ve Portekiz Hükümetlerinin Donanmalarından oluşan bir deniz haçlı seferi hazırladı.Bu Donanma Akdeniz de Türk Donanmasını tamamen mahvedecekti.Bu muazzam Donanma Venedik Dukası Amiral Andrea Doria kumandasına verildi.Donanma 600 parçaydı. Bu Donanma Preveze önlerinde demirledi.Barbaros Andrea Doria'nın büyükbir Donanma ile Preveze önlerine geldiğini duyunca Donanmasını hazırladı.Türk Donanması 122 parça Gemiden ibaretti.Türk Donanması Preveze Limanı önünde harp nizamı aldı.Türk Donanması Merkez sağ ve sol kanat olmak üzere üç guruba ayrıldı.Sağ kanatta Salih Reis,sol kanatta Seydi Ali Reis,ihtiyatta Turgut Reis ve Merkezde Barbaros yer aldılar.Türk Donanması yarım daire şeklindeydi.Haçlı Donanması büyük olmasına karşılık Türklerin manevi kuvveti pek yüksekti.İlk defa Haçlı Donanması şiddetli bir topçu ateşi açtı.Bu topçu ateşine karşılık olmak üzere Donanmada bulunan Mehter takımı savaş parçaları çalmaya başladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCduRYq85I/AAAAAAAAET8/dufpPptpooo/s400/x6.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Türk Gemileri ağır ağır Düşmana doğru ilerlerken bütün asker Allah Allah sesleri ile etrafı inletiyorlardı.Korkunç bir fırtına halinde ilerleyen Türk Gemilerini gören düşmana bir ürperti geldi.Donanmalar birbirine yaklaştılar.Top,kurşun her tarafa ölüm saçıyor,Türk Leventleri ellerindeki palalarla dehşet saçıyorlardı.kısa bir zaman denizin üstü kanlı cesetlerle dolup taştı.Türk Leventleriönüne gelen Gemilere rampa ederek kancalıyorlar ve ellerindeki palalar, baltalarla düşmanların üzerine atlıyorlardı.Bu korkunç sahneyi gören gerideki Gemiler kaçmaya başladılar.Artık zaferin yüzü Türk Milletine gülmüştü.Andrea Doria mağlubiyeti kabul ederek sakalını yola yola firar etti.Fakat iş işten geçmiş,Preveze Zaferini Barbaros Hayreddin Paşa kazanmıştı.Bu savaşta düşmanın 130 parça gemisi batmıştı.Barbaros&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Akdenizin en büyük Deniz Savaşını 28 Eylül 1538 tarihinde kazanmaya muvaffak oldu.Artık Barbaros iyice ihtiyarlamıştı. 4 Temmuz 1546 yılında İstanbulda 73 yaşında vefat etti.Barbarosun türbesi Beşiktaş tadır.Bu Türbenin bulunduğu meydana Barbarosun heykeli dikilmiştir.O Türbesinde Deniz seslerini dinleyerek ebedi istirahatgahında yatmaktadır.O Türk Denizcilerinin bir manevi kudret kaynağı olarak ebedileşmekte ,buda Denizcilerimizin her sene onun türbesi önünde yaptıkları törenlerle dile getirmektedirler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCeaOL4lZI/AAAAAAAAEUE/Nw0sRw1QrzU/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Deniz üstünde yürürüz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Düşmanı arar buluruz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Öcümüz komaz alırız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bize Hayreddinli derler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;Ve Sevgili Dostlar yazımızı Büyük Şair Yahya Kemal Beyatlı'nın Barbaros için yazdığı güzel bir şiirle bir defa daha analım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Barbaros,belki Donanmayla seferden geliyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Adalardan mı ? Tunus'dan mı ? Cezayir'den mi ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hür ufuklarda donanmış 200 pare gemi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;O Mubarek gemiler hangi seherden geliyor ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCe_OVLdpI/AAAAAAAAEUM/SReFrUXgByc/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-7247888356287284629?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/7247888356287284629/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=7247888356287284629&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7247888356287284629'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7247888356287284629'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/01/sanl-tarihimizden-bir-yaprak-barbaros.html' title='Şanlı Tarihimizden Bir Yaprak - Barbaros Hayrettin (1473-1546)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TUCRdTr6exI/AAAAAAAAETM/ThWcAMAe2aQ/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-1649812122599926617</id><published>2011-01-23T23:28:00.017+02:00</published><updated>2011-01-24T01:01:53.943+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>Kanuni Sultan Süleyman - (1495-1566)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Osmanlı Padişahı I. Süleyman Trabzonda 27 Nisan 1495 Tarihinde doğdu.7 yaşında Bilim Tarih Edebiyat Din ve Askeri taktikler öğrenmek için İstanbul Topkapı Sarayındaki okula gönderildi.Genç iken Pargalı Damat İbrahim Paşanın arkadaşı oldu.İlk olarak Şebinkarahisara vali oldu.Kanuninin Annesi Kırım Hanı Mengi Girayın kızı Ayşe Hafsa Sultan tarafından kırımlı olan Kanuni Sultan Süleyman Trabzonlu Hanecioğullarından gelmektedir.Kanuni Yavuz zamanında Şam Beylerbeyi olan Melik Eşref ünvanıyla Hükümdarlığını ilan eden Canbera Gazaliyi idam etti.Macaristanda Behram Çavuş adlı Askeri II.Layoşa gönderdi.Ama öldürülmesi üzerine ilk seferini Belgrad'a yaptı. Kanuni Belgrad Seferini ilan ederken - Bu harp demektir.Biz hakareti sineye çekecek kudretsizliklerden tabansızlardan değiliz. Tez sefer hazırlıkları tamamlansın Belgrad Kapısını kırmaya andımız var demiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyesmFaQJI/AAAAAAAAERk/upQ6mhc1Psg/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kanuni başarılı bir Asker,kudretli olarak kabul edilen bir Devlet adamı,eşine nadir rastlanan bir Devlet teşkilatcısıydı. Kanuni ünvanını Kanunları yenileyip ek kanunlar yapıp bunlara önem verdiği için verildi. Böyle anılsada bu onun döneminden sonra yazılan Tarih kitaplarında belirtilmiştir. Esasen Kanuni lakabı onun bir müzisyen olmasından gelmektedir.Osmanlının her çeşit yapılanması bu dönemde yükseldi. Ayrıca başarılı bir Şair olan I.Süleyman Muhibbi veya vezin gereği nadiren de olsa Muhib Sultan Süleyman,Meftuni,Acizi mahlasını kullandığı Hacimli Divanında tam 2779 adet gazel bulunmaktadır.ki,Divan Şairleri arasında en fazla Gazel yazmış olan Zati'nin bile ulaştığı gazel sayısı 1825 tir. Kanuni böylece Divan Edebiyatının gazel rekorunu kırmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTygGIXWk1I/AAAAAAAAERs/3iJUqhR6T58/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Olmaya Devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Olmaya baht'u saadet Dünyada vahdet gibi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ko bu ıyş'u işreti çün kim feradur akıbet&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yar'ı baki ister isen olmaya taat gibi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Olsa kumlar sayışımca ömrüne hadd'u aded&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gelmeye bu şise'i çarh içre bir saat gibi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gel huzur itmek dilersen ey Muhibbi farig ol&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Olmaya vahdet cihanda küşe-i uzlet gibi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;Muhibbi (Sultan Süleyman)&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyg53EhE_I/AAAAAAAAER0/-OQpxS4aK6E/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;Kanuni Sultan Süleyman kendinden önceki Padişahlardan farklı olarak Fermanlarının başında Kendini ve Devletini daha çok överdi. Bir Fermanın başlangıcı buna bir örnektir.Ben ki Sultan Selatin-i zaman Burhan-i avan tac-bahs-i husrevan-i cihan Zillullahi I.Melik-i mennan Akdenizin ve Karadenizin ve Rumelinin ve Anadolunun ve Şam ve Halep ve Karaman ve Rum'un ve Vilayet-i Dulkadriyenin ve Azerbaycan ve Van'ın ve Budin ve Tamisvar Vilayetlerinin ve Mısırın ve Mekkenin ve Medinenin ve Kudüsün ve Halilü-r Rahmanin külliyen Diyar-ı Arabın ve Yemenin ve Bağdat ve Basra ve Cezayir vilayetlerinin ve dahi nice Memleketlerin ki aba-i kiram ve Ecdad-i izamın -enarallahü Berahinehüm - kuvvet-i kahire ile fetheyledikleri ve Cenabı-i celalet-meabim dahi tiğ-i ates-bar simsir-i zafernigarım ile fetheylediğim nice diyarın Sultanı ve Padişahı Hazret-i Sultan Beyazıt oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Şah.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyiHXfFjQI/AAAAAAAAER8/-mrmddVsgzY/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;HÜRREM SULTAN&lt;/b&gt; - Kanuni Sultan Süleymanın eşi ve Osmanlı Tarihinde önemli roller oynamış bir Sultandır. Bir Osmanlı Padişahıyla evlenmiş tek kadın olarak bilinir.Leh asıllı bir Aileden doğan Hürrem Sultanın asıl adı,Roxelanne'dı. Güzelliği nedeniyle küçük yaşta 1520 tarihinde bugünkü Ukrayna sınırları içinde bulunan Rohatyn şehrinden kaçırılmıştır.Daha sonra Kırım Hanı tarafından Osmanlı sarayına sunulan Hürrem Sultan sarayda özel bir eğitim gördü.Dişiliği,zekası ve becerisi ile Padişahın dikkatini çekmeyi bildi.Harem kadınları ve Saray ileri gelenleri arasındada kendine yer edindi. Hürrem Sultan saraya geldiğinde Kanuninin cariyelerinden biri olan Mahidevran Sultandan Mustafa isimli bir oğlu vardı. Mustafa zamanla çok sevilen bir Şehzade haline geldi. Mustafanın Kanuniden sonra Padişah olmasına kesin gözüyle baklıyordu. Buda Mahidevran Sultanın Valide Sultan olacağı anlamına geliyordu.Oysa Hürrem Sultan her bakımdan Mahidevran Sultanın önüne geçti. ve Kanuninin güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi oldu. Hürrem Sultan kızı Mihriman Sultanı Veziriazam Rüstem Paşa ile evlendirerek Veziriazamla bir ittifak oluşturdu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyi_lCdO-I/AAAAAAAAESE/gOY-rPMbXSw/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kanuni yeniçeriler tarafından çok se vilen oğlu Mustafayı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürttü. Hürrem Sultanın Kanuniyi bu kararda etkilediği inancı yaygındır.Şehzade Mustafa nın öldürülmesinden sonra Mahidevran Sultan iyice gözden düştü. Yaşamının büyük bir bölümünü fakir olarak oğlunun mezarının bulunduğu Bursa da geçirdi.Ancak Hürrem Sultanın öldükten sonra Hürrem Sultanın oğlu Padişah II.Selim Mahidevran Sultana maaş bağlattı. ve Oğlu Mustafanın Türbesini yaptırdı. Hürrem Sultan eşi Kanuni Sultan Süleymandan önce 52 yaşındayken öldü,oğlu II.Selimin tahta çıkışını göremedi.Cenazesi istanbul da Süleymaniye Camii Haziresindeki Hürrem Sultan Türbesine gömüldü.Ülkeler Fatihi Kanuni Sultan Süleyman ın gönlünü Hürrem Sultan fethetti.Muhteşem Süleymanın Hürrem Sultana aşkı sevgili karısının kalben ve gözyaşları arasında ölmesine kadar sürdü. ve ondan sonrada devam etti.Onların aşkı Devlet erkinin üstünde bir aşktı.Kanuninin Hareminde Beyleri ve Kırım Hanları tarafından sunulmuş pek çok cariye vardı.Fakat Kanuni Hürremi  tanıdığı günden beri cazibesine kapılmış ona aşık olmuştu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyjhKpWU4I/AAAAAAAAESM/wjHwwc5sq0I/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kanuni Döneminin önemli olayları ve özelliklerine gelince,birçok iç isyanlar olmuştur.Cabberdi Gazali isyanı, Yavuz Sultan Selim tarafından Suriye Valiliğine atanan eski Memlük komutanlarından Canberdi Gazali Yavuzun ölümünü fırsat bilerek ayaklanmış ve ortadan kaldırılmıştır. Ahmet Paşa isyanı,Kanuni tarafından Mısıra Vali olarak gönderilen Ahmet Paşa ayaklanmış ve ortadan kaldırılmıştır. Baba zünnün isyanı Yozgatta arazi meselesinden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;çıkmış gibi gösterilen bir şii ayaklanmasıdır.Kalenderoğlu isyanı Konyada Hacı Bektaş-ı Veli soyundan geldiği ileri sürülen Kalenderoğlu tarafından çıkarılmış bir şii ayaklanmasıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu arada Avrupa ile ilişkiler sırasıyla şöyleydi -&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1- Belgradın Alınması (1521) Macarlardan Belgradın alınmasıyla Orta Avrupanın kapıları&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;osmanlılara açıldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;2- Rodos Adasının Fethi (1522) Rodos Sain Jean Şövalyelerinin elinde bulunuyordu.Şövalyeler Akdenizdeki Türk Ticaret gemilerine büyük zararlar veriyorlardı.Bu Adanın alınmasıyla bu tehdit ortadan kalktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyk5m_G46I/AAAAAAAAESU/w-GZMgLDM2E/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;Mohaç Meydan Savaşı &lt;/b&gt;- Bu sırada Avrupada Kutsal Roma Germen İmparatorluğu (Alman İmp.) ve başında Şarlken bulunmaktaydı.Şarlken Avrupa Birliğini sağlamak amacıyla İspanya yı ele geçirmiş Fransa Kralı Fransuvayı esir almıştı.Fransuvanın Annesinin isteği üzerine Kanuni Fransayı desteklemek için II.Macaristan seferine çıktı ve Macarları Mohaç ovasında yendi. I.Viyana Kuşatması - Bu sırada Avusturyanın başında Şarlkenin Kardeşi Ferdinand bulunmaktaydı.Osmanlı himayesindeki Macaristana saldırınca,Kanuni Sultan Süleyman harekete geçerek Viyanayı kuşattı. Ancak kış mevsiminin yaklaşması ağır topların getirilmeyişi erzağın yetersiz oluşu gibi sebeplerden kuşatmayı kaldırarak İstanbula geri  döndü. Almanya Seferi - (1532) Avusurya Kralı Ferdinandın Kanuninin İstanbula geri dönmesinden sonra tekrar Macaristana saldırması, Kanuni Ferdinand ve Şarlkenle bir meydan savaşı yapmak umuduyla Almanya içlerine kadar ilerledi. Ancak Şarlken ve Ferdinand karşısına çıkmak cesareti göstermeyince İstanbula döndü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyl_1_-GbI/AAAAAAAAESc/ETMNyhIgRQo/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Denizlerdeki Osmanlı Hakimiyetine gelince,Gelişmeler (1522)de Rodos Adasının fethi ile Sean Jean Şövalyelerinin Hakimiyetlerine son verildi.Barbaros Hayrettin Akdenizde faaliyet gösteren bir Türk Korsanı idi.Kuzey Afrikada başarılar kazanmış ve Osmanlılardan aldığı destek kuvvetlerle Cezayire sahib olmuştu. Osmanlı Donanması kara ordusu kadar güçlü değildi.Bu yüzden Kanuni Sultan Süleyman Barbarosu Osmanlı hizmetine girmeye çağırdı.Barbarosun bu teklifi kabul etmesiyle Osmanlı Donanması güçlenirken Cezayir de Osmanlı topraklarına katılmış oldu.Barbaros Hayretttin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanmasıyla Andrea Dorya komutasındaki Haçlı Donanması arasında yapılan bu deniz savaşını Osmanlı Devleti kazandı. Preveze Deniz zaferiyle Akdenizdeki Osmanlı egemenliği kesinlik kazanmış,Akdeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTynyUhDd5I/AAAAAAAAESk/VpwxKe9TI9g/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu sırada Fransa ile Şarlken arasında savaşlar devam ediyordu.Barbaros Fransaya yardım amacıyla Fransız Donanmasıyla birleşerek Nisi kuşattı.ve kaleyi ele geçirdi.Turgut Reis ve Sinan Paşada (1551) yılında Malta Şövalyelerinin elindeki Trablusgarpı aldı.Cerbe Deniz savaşıyla (1559) Andrea Dorya komutasındaki Haçlı Donanması ile Turgut Reis ve Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri arasındaki bu deniz savaşını da Osmanlılar kazandı.Bu zaferle Akdenizdeki Osmanlı egemenliği pekişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyozPrmv3I/AAAAAAAAESs/XjAwQWM-Zq0/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hint Denizi Seferleri (1538-1553) Coğrafi keşifler sonucu Baharat yolu önemini yitirmiş Avrupalılar Ümit burnu yoluyla ticaret yapmaya başlamışlardı.Portekizliler Hint okyanusunda egemenlik kurmuşlardı.Hindistandaki Gücerat islam Devleti Portekizlilere karşı Osmanlılardan yardım istemesi Osmanlı Devleti (1538-1553) yılları arasında bu bölgeye seferler düzenledi. Portekizlilerle savaştı.Ancak kesin bir üstünlük sağlıyamadı. Yemen,Aden,Sudan ve Habeşistanın bazı kesimleri bu seferler sırasında Osmanlı topraklarına katıldı.Kanuni Sultan Süleyman döneminde İran üzerine (1534-1555) yılları arasında üç sefer yapılmış,İran Şahının barış istemesi üzerine savaşlar sona ermiştir. Bu anlaşmayla Tebriz,Azerbaycanın büyük bir kısmı Doğu Anadolu ve Irak Osmanlılara bırakılmıştır.Kanuni son seferi olan Zigetvar seferini düzenlemiş Zigetvar Kalesi kuşatması sırasında (1566) yılında ölmüştür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTypaiLh-XI/AAAAAAAAES0/s6O6ckUNwkU/s400/x11.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kanuni Sultan Süleyman Devrindeki imar faaliyetlerine gelince - 46 yıl saltanat süren Kanuni Babası Yavuz Sultan Selimden 6.557.000 Km kare olarak devraldığı Osmanlı topraklarını 14.557.000 Km kareye çıkardı. Kanuni döneminde Babası Yavuz Sultan Selim tarafındantemelleri atılan İstanbul Sultan Selim camii ni tamamladı. Bunun dışında yaptığı eserlerden bazıları şunlardır - Gebzede Çoban Mustafa Paşa camii ve külliyesi,Afyon Sincanlı Sinanpaşa camii,Bozöyük Kasım Paşa camii. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;MİMAR SİNAN&lt;/b&gt; - Osmanlı İmparatorluğunun enparlak devrinin büyük mimarı ve Dünya çapında bir sanatkar olan Mimar Sinan,Kanuni Sultan Süleyman döneminde birçok eserler verdi.Bunlardan en önemlisi,Halep Hüsrev Paşa camii,İstanbul Haseki külliyesi,Tekirdağ Rüstem Paşa camii ve külliyesi,Silivrikapı İbrahim paşa camii, İstanbul Rüstempaşa camii, İstanbul Sinanpaşa camii, Topkapı Karaahmet paşa camii ve külliyesi, Fındıklı Molla Çelebi camii, Babaeski Semiz Alipaşa camii,Büyükçekmece Kanuni Sultan Süleyman külliyesi ve köprüsü, ve en son Süleymaniye Tekkesidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyqiTx-xFI/AAAAAAAAES8/ABGns2lZB1k/s400/x12.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyzMo93MoI/AAAAAAAAETE/bWLjQ9t_XUo/s400/x13.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;Not &lt;/b&gt;-  Kim ne derse desin Muhteşem Yüzyıl Dizisinin Tarihin gizemli karanlıklarına girerek aydınlatmaya katkıda bulunacağına ve Tarihi insanlara sevdireceğine inanıyoruz.Protestolar dar görüşlü insanların safsatalarından başka birşey değil, Maksatları Meyve veren ağacı taşlamak.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xge5a3_bariy-manco-olmaya-devlet-cyhanda-yyy_music?additionalInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xge5a3_bariy-manco-olmaya-devlet-cyhanda-yyy_music?additionalInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-1649812122599926617?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/1649812122599926617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=1649812122599926617&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1649812122599926617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1649812122599926617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/01/kanuni-sultan-suleyman-1495-1566.html' title='Kanuni Sultan Süleyman - (1495-1566)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTyesmFaQJI/AAAAAAAAERk/upQ6mhc1Psg/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-861608261535610997</id><published>2011-01-19T21:07:00.011+02:00</published><updated>2011-01-19T21:40:58.281+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>İlk Kadın Ressamlarımızdan - Celile Hikmet (1880-1956)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Celile Hikmet erken yaşlarda Ailesinin de Saraya yakınlığı sayesinde Saray Ressamı Fausto Zonarodan aldığı resim eğitimi sayesinde Resim hayatına başlar.Babası Enver Paşa bu sıralarda Sultan II.Abdülhamit in yaverliğini yapmaktadır.Dedesi Mahmut Celadettin Paşa ise daha sonradan Türk tebasına geçmiş bir Polonyalıdır.Polonyadaki iç savaş sırasında 13 yaşında Ülkesinden kaçan ve İstanbul Boğazından gemi ile geçerken gemiden atlayıp yüzerek karaya varan,zekası ve çevikliği ile Ali Paşanın dikkatini çeken bu çocuk kısa bir süre sonra Ali Paşanın evlatlığı olarak alınır.Ali Paşanın kızıyla evlenmesinden sonra ise Osmanlının en üst seviyeli Paşalarından biri haline gelmesi pekde zor olmaz.Celile Hanımın Annesi Leyla Hanımın Babasının da diğer Dedesi gibi bir hikayesi vardır.Fakat o Almanyadan İstanbula sığınmıştır.ve çok önemli bir paşa olmuştur.Enver Paşa ve Leyla Hanımın kızı olan Celile Hanım Ailesinden gelen sanat merakı ile de zamanın bir kadın için tahmin edilmeyecek ve yapılamıyacak bir mesleğin de ilk adımlarını atmaya başlar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc3VRxUxpI/AAAAAAAAEQk/dAHkSEu5fok/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Genel itibari ile bakacak olursak Natürmort da yapmasına rağmen Celile Hanım tam anlamı ile bir portre sanatçısıdır.İlgisini en çok çeken konuların başında ise çıplak gelir,Hamamda çıplak en çok kullandığı konular arasındadır.Boya kullanımında kalın opak boyayı neredeyse hiç kullanmayan Celile Hanım pastel renklerin hakim olduğu resimler yapar.Portrelerinde genellikle Aile içindeki Dostlarını ve Akrabalarını ele almış,resimsel açıdan ise bu portrelerde ifade bakışlarla ve duruşlarla  güçlendirilmiştir.Resimlerini güçlendiren asıl unsur da budur.19. yüzyılın sonlarında Celile Hikmet resimleriyle olduğu kadar güzelliği ile de tüm İstanbul'un diline destandır.İstanbul sosyetesinin en çok konuşulan kadınıdır.1900 yılında ise bu dillere destan güzellik Osmanlının meşhur Valilerinden Nazım Paşanın oğlu Hikmet Beyle evlenir.Türk şiirinin önemli isimlerinden Nazım Hikmet de bu beraberlikten doğacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc3_-4kW0I/AAAAAAAAEQs/bYLzCqSnim4/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1916 ya gelindiğinde Hikmet Bey ve Celile Hanım arasında şiddetli bir geçimsizlik başlamıştır.Tam o günlerde Celile Hanım Ünlü Şair Yahya Kemal Beyatlı ile karşılaşır.Kısa sürede aralarında büyük bir aşk başlamıştır.Yahya Kemal o günlerde Bahriyede okuyan genç Nazım Hikmet in şiir hocası olarak eve gelip gitmeye başlar.Bir süre sonrada Celile Hanım eşinden boşanır.Celile Hanımın evine oğlu Nazım Hikmet in hocası olarak rahatça girip çıkan Yahya Kemal aşkını füsunlu kelimelerle şiirleştirmiştir.Ne varki 15-16 yaşlarındaki Nazım Hikmet Annesi ile Yahya Kemal arasındaki gönül ilişkisinden rahatsızdır.Her gelişinde olduğu gibi Ana-Oğul Şairimizi bahçe kapısında karşılarlar.zemin kattaki büyük odada Nazım Hikmet e ders verilir.Ders sonundada hava alması için bahçeye çıkması söylenir.O sırada Celile Hanım ile Yahya Kemal başbaşa kristal fincanlardaki çaylarını yudumlarlar.Çaydan sonra Yahya Kemal bir ayrılışında Celile Hanıma veda ederken sarılıp öper.Nazım Hikmet onları yan pencereden izlemiştir.Yaralanmış bir kuşa döner,Annesine birşey söylemez ama bir bahane ile akşam sofrasına oturmaz.Sabahleyin de erken saatlerde okuluna döner. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc6MdApUOI/AAAAAAAAEQ0/m9xlMGBHyOs/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Asıl olay Yahya Kemalin bir hafta sonraki ders için Erenköy e gelişinde patlak verir, o gün Nazım Hikmet Hocası Yahya Kemal i isteksiz karşılar,hareketlerinde gerginlik hali vardır.Dersin bitiminde Bahçeye çıkıp gezinmesi söylenir,Bu sırada Annesi ve Yahya Kemal salonda çay içerler.Nazım Hikmet köşkün giriş holündeki portmantoda asılı Yahya Kemal in incecik pardesüsünün cebine küçük bir kağıt yazıp bırakır.Yahya Kemal  Pardesüsünü  giyip köşkten ayrılırken elini cebine sokunca orada küçücük bir kağıt bulur.Bu Nazımın elyazısıdır.(Hocam olarak girdiğiniz bu eve Babam olarak giremezsiniz) Ne vark iCelile Hanım Yahya Kemal i sevmektedir.Ona göre oğlunun yaptığı bir çocukluktur.Durumu Annesi Leyla Hanıma açar.Leyla Hanım her Anne gibi  güzel kızının gençyaşta dul olmasını istemez.Konuyu Yahya Kemal  ile görüşecektir.Onun kızı ile evlenme işini  sağlama bağlamak ister.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc6941ri0I/AAAAAAAAEQ8/Eq-2Wogq2p0/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yahya Kemal deli gibi aşıktı ama evlenmekten hayatı boyunca korkmuştu.Belki böylesi bir kadına hiçbir zaman sahip olamıyacağını bilmekten,belki o beraberlikten ters bir olaydan ürkmekten belkide genç Nazım Hikmet ten ve etraf ne der diye ürkmekten.Hiçbir zaman o evlilik olmadı.Yahya Kemal hep kaçtı.o evlilikten ve beraberlikten,uzun yıllar geçti bu olayların üzerinden Nazım Hikmet büyük bir şair olmuştu.Sosyalist ti.Dönemin iktidarı tarafından Hapislerde sürünüyordu.Celile artık yaşlanmıştı.O Güzelliğinden eser kalmamış,üstüne üstlük kör olmuştu.Oğlunun hapisten kurtulması için Galata köprüsünde açlık grevine başlamıştı.O görmeyen gözleriyle,Anne yüreği,Tuhaf bir rastlantı sonucu Celile açlık grevi yaparken,Yahya Kemal Galata Köprüsünden geçiyordu.Büyük aşkını gördü.Ama yanına gitmedi,Bir zamanlar Hocam olarak girdiğin eve Babam olarak girmeni istemiyorum diyen genç Nazım Hikmet in kurtulması için kör gözlerle açlık grevi yapan Celileye destek imzası vermedi.Hızla uzaklaştı oradan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc7bAheUtI/AAAAAAAAERE/HSTbP-c-Oh4/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc8ciuBwbI/AAAAAAAAERc/Twn9itS4xF8/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Öldüğünde evraklarının arasında içinde kurumuş iki yaprak bulunan bir zarf çıktı.Yahya Kemalin------Şöyle yazıyordu. Bu zarf içindeki hatıra 19 Ağustos 1930 da Sirkeci Garında gece saat 10 da veda ettiğim Aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir.Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim.Celile muhtemelen bu aşkın devam etmiyeceğini anladığı gece Paris e giderken Sirkeci Garında vermiştir.Yahya Kemal e göğsünde duran o iki yapraklı çiçeği.Yahya Kemal in SESSİZ GEMİSİ Hep ölüme yazılmış bir şiir olarak bilinir.oysa Demir alıp bu Limandan kalkan gemi-------Sallanmaz o kalkışta ne mendil nede kol dizeleri-------Yahya Kemal in hayatındaki en büyük aşkı olan Celile sinin Adadan Gemiyle İstanbula uzaklaşısı esnasında yaşadığı çaresizliği anlatır. Ölümdür elbet sessiz geminin konusu Ama aşkta aranan ölümdür, ve Celile nin ardından Ada Limanında bakakalan Yahya Kemal den esintiler içerir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc78MNprhI/AAAAAAAAERM/es-y1GQ6pK0/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc8IDn1FsI/AAAAAAAAERU/KR6SjEALFCU/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;SESSİZ  GEMİ&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Artık demir almak günü gelmişse zamandan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Günlerce siyah ufka bakar gözleriğ nemli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Biçare gönüller,ne giden son gemidir bu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hicranlı hayatın nede son matemidir bu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Birçok seneler geçti dönen yok seferinden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;        Büyük bir Aşkın Hüsranla biten Hikayesi...        &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="480" height="384"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xeldqz?additionalInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xeldqz?additionalInfos=0" width="480" height="384" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-861608261535610997?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/861608261535610997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=861608261535610997&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/861608261535610997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/861608261535610997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/01/ilk-kadn-ressamlarmzdan-celile-hikmet.html' title='İlk Kadın Ressamlarımızdan - Celile Hikmet (1880-1956)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTc3VRxUxpI/AAAAAAAAEQk/dAHkSEu5fok/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6026553776228894512</id><published>2011-01-19T19:40:00.013+02:00</published><updated>2011-01-19T20:16:15.729+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Fransız Şair,Yazar ve Devlet Adamı - Victor Hugo (1802-1885)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Victor Hugo 26 Şubat 1802 de Fransada doğdo.Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle Edebiyata adadı.1824 yılında Fransız Coşumcularının (Romantikler) yayın organı olan La Muse Française Dergisini kurdu.Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu.1830 - 1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı.Romanları,Tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu.1831 de Notre Dame de Paris (Parisin Notre Dame kilisesi) adlı büyük Romanını yayımladı.1841 yılında Fransız Akademisine üye seçildi.Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843 de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852 ye dek yeni yapıt vermedi.1848 Fransa Devriminden sonra Parlamento üyeliğine seçildi.3. Napolyonun Hükümet Darbesini engellemeye çalıştı.Başaramayınca 1851 yılında Belçika ya kaçmak zorunda kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTciynUS5YI/AAAAAAAAEPk/OcHCUEFJ39M/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ateşli bir Demokrasi ve Cumhuriyet yanlısı olarak İmparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı.1855 - 1870 arasını küçük bir İngiliz Adası olan Guemsey de geçirdi.O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur.1862 yılında Başyapıtı Les Miserables (Sefiller) adlı Romanını yayımladı.Bunu 1866 Les Travailleurs de la mer (Deniz işçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli Romanlar izledi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTcjRwigCEI/AAAAAAAAEPs/CtvxN3pd-2g/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris e döndü.Ulusal Meclise seçildi.Artık Fransanın en gözde kişilerinden biriydi.Paris Komününün ezilmesinden sonra Komüncülerin bağışlanması için çok uğraştı sonuç alamadı.Giderek siyasal ve Toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.1885 yılında ölüm döşeğinde iken (Tanrıya inanıyorum,Ahirete inanıyorum fakat hiçbir kilise Papazını başımda istemiyorum,Beni seven bütün Dünya İnsanlarının gönülden dualarını bekliyorum,Bu benim için kafidir) Diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.Sevgili Dostlar Bu büyük yazarın en önemli yapıtlarından biri olan Notre Dame'ın Kamburu Romanını özet olarak sunuyorum okuyalım Beğenilen değerli bir eserdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTckSY-4YrI/AAAAAAAAEP0/eymKKG_ltF0/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;                                                     &lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;                                                        NOTRE  DAME' IN   KAMBURU&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Notre Dame'ın Kamburu (Orjinal ismi Notre Dame de Paris) Victor Hugo'nun 1831 yılında yayımlanan ve Fransa'da Krallık Döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan Romanıdır.19. yy Başlarında Paris Şeir Pılanlamacıları Notre Dame Katedralinin bakımsızlığından ötürü Katedrali yıktırmak istemişlerdir.Ünlü Fransız yazarı Victor Hugo halkın ilgisini buraya çekmek ve Katedralin yenilenmesini sağlamak için Notre Dame'ın Kamburu adlı Romanını yazmıştır.Roman Notre Dame Katedralinin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır.Eserde Claude Frollo adlı bir Papaz Katedralin önünde bir bebek bulmuştur.Çok çirkin bir bebek olduğundan ona Fransızca (Eksik tamamlanmamış) anlamına gelen Quasimodo ismini verir.Yaşı ilerledikçe Quasimodo Katedralde Zangoçluk görevini alır.Bir süre sonra çanın sesi nedeniyle sağır olur.Günün birinde Esmeralda adındabir kızla tanışır,Esmeralda genç ve güzel bir kızdır.Bu kız küçükken çingeneler tarafından Ailesinden kaçırılmış ve yerine sakat bir çocuk olan Quasimodo bırakılmıtır.Quasimodonun ona aşık olmasıyla olaylar karışır.Çünkü Papaz Claude Frollo da Esmeraldaya bu tür duygular beslemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTclFVWSRiI/AAAAAAAAEP8/Pv91RYCkoQ8/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Esmeralda ise özgür ruhlu ve çapkın bir şair olan Gringoire ile onun hayatını kurtarmak için evlenmiştir.Esmeraldanın kalbini ise soylu ve zengin bir Ailenin kızıyla nişanlı olmasına rağmen çapkın ama yakışıklı bir subay olan Phobeus çalmıştır.Frollo kıskançlığı ve karşılıksız aşkı yüzünden duyduğu kini sonucu,Esmeralda ve Phobeus'un buluştuğu bir gece  Esmeraldanın bıçağı ile onu yaralar vesuç Esmeraldanın üzerine kalır.Başta Phobeus olmak üzere herkes onun büyücü olduğunu ve parada gözü olduğundan bunu yaptığını düşünür.Esmeralda her ne kadar suçsuz olduğunu söylesede insanlar bir çingeneye inanmaktansa bir rahip ve subaya inanmayı tercih ederler.Çingene Dostları ve Quasimodo tarafından hapsedildiği zindandan kaçan Esmeralda Phobeus komutanlığındaki Askerlerin çingenelerin sokağını basması ve Abisi gibi gördüğü ama ona aşık olan çingene kralı Clopin'in öldürülmesi üzerine tekrar ortaya çıkmış olur,ve asılır.Her şeyi  Frollo'nun kurduğunu anlayan Quasimodo ise Esmeraldanın asılması üzerine Frollo'yu kilisenin merdivenlerinden iterek öldürür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTcmErbkeGI/AAAAAAAAEQE/3oSapD2XJe4/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1831 deyayımlanan Notre Dame de Paris Roman kişilerinden biri öylesine etkili oldu ki Notre Dame'ın Kamburu adıyla tanındı.Hugo bu Romanda insanların yaşamında kaderin egemenliğini göstermek istemidir.Ayrıca yoksulluğun insanların duygu ve düşüncelerini köreltmediğini ortaya koymuştur.NotreDame'ın Kamburu Hugo'nun Fransız yazarlarının önde gelenlerinden biri olduğunu yayımlandığı yıllarda göstermiştir.Roman Hugo'nun hem kendi ülkesinde hemde ülkesi dışında çok okunan kitaplardan biridir.Hemen hemen bütün dillere aktarılmış Filmi yapılmıştır.Şiir seven Dostlarım şimdi de Büyük üstat Victor Hugo'dan yazmış olduğu şiirlerinden bir demet Sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTcm3VQgvUI/AAAAAAAAEQM/Iv1fPJRKrkM/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;MEZAR  VE  GÜL&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Senin gibi aşk çiçeği ne yapar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Seher vakti yağdığında yağmurlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Diye Mezar sordu Güle&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ya senin kuyu gibi ağzına&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Düşen insan ne yapar daha sonra&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Diye sordu ona Gül de&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ey karanlık mezarAmber ve Bal&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kokusuna döner o damlacıklar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Anladın mı beni şimdi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Mezardadedi ki,Ey dertli çiçek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Melek olup göklerde süzülecek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İçime düşen her kişi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;GELİN   BÖCEĞİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dedi ki,sanki üstümde&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir yaratık geziniyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Baktım kar gibi boynunda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Küçük pembe bir böcek var&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İster bilge ister deli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İnsan hoyrattır gençlikte&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Boyunda böcek yerine&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dudakta öpüş görmeli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Cam gibi pembe sırtında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Küçük siyah benekler var&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bizleri seyretmek için&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Daldan eğilmişti kuşlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Körpe dudaklı güzelim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Eğildim boynuna doğru&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gelin böceğini aldım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Öpücükte kaçıp gitti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gökte gördüm o böceği&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dedi ki ey salak oğlum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İyilik tanrının işi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Aptallık insanoğlunun&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTcoQntN8CI/AAAAAAAAEQU/TPcEeyCWzkA/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞMI AKMALI?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ağlamak için gözden yaşmı akmalı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dudaklar gülerken,insan ağlıyamaz mı?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sevmek için güzele mi bakmalı &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Çirkin bir tende güzel bir ruh,kalbi bağlıyamaz mı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hasret,özlenenden uzak mı kalmaktır ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Özlenen yakındayken,hicran duyulmaz mı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hırsızlık,Para,Malmı çalmaktır &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Saadet çalmak,hırsızlık olmaz mı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Solması için gülü dalından mı koparmalı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Öldürmek için silah,hançer mi olmalı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Saçlar bağ,gözler silah,gülüş kurşun olmaz mı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;KADINA&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Eğer kral olsaydım,çiğneyerek tahtımı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Memleketin Halkını dizlerine sererdim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;O Kuvvetli hükmümle bütün tacı tahtımı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir tek bakışın için sana feda ederdim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Eğer Allah olsaydım o heybetli o derin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kainatın,Semanın Denizlerin her yerin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İrademin önünde eğilen Meleklerin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sevgilim bir busene hepsi senindir derim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTcowYiH6qI/AAAAAAAAEQc/oAwC7v_Mt44/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;NELER Mİ   İSTİYORUM ?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Neler mi istiyorum uyanınca her sabah&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ne bahardan bir neşe,ne yazdan bir çiçek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Siyah siyah çok siyah,kadife kadar siyah&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir saçın buklesini bana kim getirecek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Neler mi istiyorum,gurbette Akşamlardan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ne rüzgardan bir buse,nede pembe bir kelebek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Derin,Derinçok derin,ufuklar kadar derin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir çift gözün rengini,bana kim getirecek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;DİANA&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bahçelerde koşardık kiraz toplamaya&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Poros mermeri gibi güzel ak kollarıyla&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ağaçlara tırmanır,dalları eğerdi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yapraklar ince ince ürperirdi rüzgarda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ak gerdanı güneşte,gölgeyle dalga dalga&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Al meyvaya uzanırdı,incecik parmakları&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kirazların herbiri bir ateş damlasıydı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Ardısıra çıkardım,Bacağını açarken&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Tutuşan gözlerime usulca susun derdi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Sonra şarkı söylerdi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bazen ak dişlerinde,türkü yerine meyva&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;-Tıpkı o güzel erden,o yabanıl Diana&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;O güzelim ağzıyla kiraz sunardı bana&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Dudağımda konarken,bir sevda gülücüğü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Düşürürdüm kirazı,alırdım öpücüğü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="480" height="356"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x17ie6_notre-dame-de-paris-belle_music?additionalInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x17ie6_notre-dame-de-paris-belle_music?additionalInfos=0" width="480" height="356" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6026553776228894512?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6026553776228894512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6026553776228894512&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6026553776228894512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6026553776228894512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/01/fransz-sairyazar-ve-devlet-adam-victor.html' title='Fransız Şair,Yazar ve Devlet Adamı - Victor Hugo (1802-1885)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTciynUS5YI/AAAAAAAAEPk/OcHCUEFJ39M/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3342180578697164102</id><published>2011-01-15T22:36:00.010+02:00</published><updated>2011-01-15T23:04:26.268+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Fransa'nın İzlenimci Kadın Ressamlarından - Marry Cassatt (1844-1926)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Mary Stevenson Cassatt  (22 Mayıs 1844 Pensilvanya - 14 Haziran 1926 Paris) Yetişkinliğinin büyük bölümünü Fransa'da geçirdi.Burada Edgar Degas'a arkadaşlık etti.ve Fransız İzlenimciler arasında yer alarak sergiler açtı.İzlenimciler arasındaki dört kadından birisiydi.(Diğerleri Berthe Morisot,Eva Gonzales,Marie Bracquemond) Cassatt genellikle kadınların sosyal ve özel yaşamlarını betimledi.Özellikle Anneler ile çocukları arasındaki çok yakın bağı vurguladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIGPSeX1fI/AAAAAAAAEOM/JrsRwowyEu4/s400/xx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;ABD nin Pensilvanya eyaletinde zengin bir Tüccarın kızı olarak dünyaya geldi.Ailenin dört çocuğundan ikincisiydi.Mary 7 yaşındayken Ailesi Avrupada yaşamaya karar vererek Parise taşınmıştı.Bir süre sonra Büyük oğulları Alexander'in Mühendislik öğrenimi için Almanya ya yerleştiler.Ancak ortanca oğullarıb Robert in kemik kanserinden ölümü üzerine 1855 yılında ABD ye döndüler.Mary bu yıllarda çok iyi düzeyde Fransızca ve Almanca öğrendi.Çocukluğunda Avrupada gördüklerinden çok etkilenen Mary ABD de lise öğrenimini tamamladıktan sonra Ressam olmak istediğini Ailesine bildirdiğinde olumsuz tepki aldı.Çünki o yıllarda kadınların sanatçı olması çok yadırganan bir durumdu.Sonunda Ailesini ikna ederek Pensilvanya Güzel Sanatlar Akademisine girdi.Akademideki ortamdan ve eğitimden memnun kalmayınca okulu bıraktı.ve tekrar Avrupaya gitmek istedi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIGuF2jNII/AAAAAAAAEOU/_VguHlj2v3U/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIG2Hpum8I/AAAAAAAAEOc/QrZOzPcZdy8/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Başlangıçta şiddetle itiraz eden Babası Ancak Annesi ve aile dostlarıyla birlikte gitmesi şartıyla Avrupaya gidişine izin verdi.Annesiyle 1865 in son günlerinde gittiği Paris te henüz kız öğrenci alınmadığı için Güzel sanatlar okuluna gitme şansı yoktu.Ancak okulun en tanınmış hocalarından Jean Leon Gerome'un öğrencisi oldu.Ama onun katı Neo-klasik tarzını sevnedi.Parisin sanat müzelerinde eski büyük ressamların yapıtlarını kopya etti.ve kendisini çok geliştirdi.Hayranlık duyduğu Eduard Frere ve Paul Soyer gibi ressamlarında öğrencisi oldu.Onlardan Doğayı ve Köylüleri resimlerinde model olarak kullanmayı öğrendi.Parisin sanat çevresinden sıkıldığında Amerikalı arkadaşı Eliza Haldeman ile birlikte Fransa kırsalına gitti.Ressam Charles Chaplin ve Thomas Couture den dersler aldı.1868 de Mandolin çalgıcısı adlı tablosu Paris salonuna kabul edildi.Babasının ressam olmasına itiraz nedeniyle resmini sergiye verirken Mary Stevenson adını kullandı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIIT57KyPI/AAAAAAAAEOk/p3LMh_Xa6ls/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIIlLodkvI/AAAAAAAAEOs/hgha32yUqoQ/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1870 de Fransa-Purusya savaşı nedeniyle Ailesinin yanına dönmek zorunda kaldı.Avrupadaki sanatsal özgürlüğünü yitirdiği gibi artık Babası sanatla ilgili harcamalarını karşılamayı kabul etmiyordu.Cassatt bu güçlüklerle uğraşırken bir Başpiskopostan İtalyan sanatçı Corregio'nun iki eserinin kopyasını yapmak üzere sipariş aldı.Orjinal eserleri görmek için İtalya ya gitti.Ve kazandığı parayla Avrupada kariyerine yeniden başladı.20 yıl boyunca ülkesine geri dönmedi.Paris Salonu 1872-1873-1874 sergilerine tablolarını kabul edince sanatçı olarak kendini kabul ettirdi.Paris Salonunun katı kurallarından gittikce daha fazla rahatsızlık duyan Mary Cassatt resimde yeni bir arayışa girdi.Yeni çalışmaları Akademik çevrelerde eleştiriye uğradı ve 1875 Paris Salonu'na eserleri kabul edilmedi.Ancak pastel renklerinden ilham aldığı Ressam Edgar Degas onu yüreklendirdi.Degas'ya duyduğu hayranlık güçlü bir arkadaşlığa dönüştü ve bu arkadaşlık ölünceye kadar 40 yıl sürdü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIJuvsLKTI/AAAAAAAAEO0/Y2ldkNN2GYs/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIKLIwxGrI/AAAAAAAAEO8/QjVqUjcF2jk/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1877 de Anne-Babası ve Kızkardeşi Lydia ona daha yakın olmak için Paris e taşındı.1880 den itibaren Ağabeyi Alexander'da kendi Ailesiyle birlikte onlara  katılmıştı.Böylece Cassatt Annesi,Kızkardeşi,yeğenlerini resmetmeye başladı.Ünlü Anne-Çocuk portrelerini yaptı.Kendisi hiç evlenmemiş ve çocuk sahibi olamamıştı.ancak yeğenlerinin büyümesini yakından izleyerek çocuk resmi yapmada ustalaştı.Cassatt Degas aracılığıyla diğer izlenimci ressamlarlada tanıştı ve izlenimcilerin 1879 yılı sergisine 11 tablo ile katıldı.Sanatcı kısa bir süre sonra hasta Annesi ve Kızkardeşine bakmak için sanat hayatına ara vermek zorunda kaldı.Kızkardeşini 1882 yılında kaybetti.Ancak Annesi sağlığına kavuştu.Mary Cassatt Annesinin iyileşmesinden sonra resme dönebildi.1884 yılında Paris yakınlarındaki Mesnil-Beaufresne'de bir Şato satın aldı ve Paris Sanat Dünyasından sıkıldıkça buraya sığındı.1890 lar onun en verimli dönemi oldu.1891 de ilk tek kişilik sergisini açtı.1893 teki ikinci sergisi 98 eserini içeren çok büyük bir sergiydi.Cassatt bu dönemde Fransada tanınmış bir ressam olmasına rağmen kendi ülkesinde az tanınıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIK94BYqKI/AAAAAAAAEPE/KDB6Y0Ufa1g/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTILFEO9bKI/AAAAAAAAEPM/ml4QLJZ-9kU/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Mary Cassatt genç yaşta ölen Kızkardeşi Lydia'nın ardından 1891 de Babasını,1895 te Annesini 1906 da Ağabeyi Alexander'i kaybetmişti.Hayatta kalan son kardeşi Gardneri'de kaybetmesi fiziksel ve duygusal sağlığını o denli etkiledi ki 1912 ye kadar tekrar resim yapamadı.Ömrünün son yıllarında yalnız ve mutsuz bir yaşam süren Cassatt geçmiş yaşamı ve başarılı çalışmaları ile tek bağı olan arkadaşı Degas'ı da 1917 de kaybetti.Birinci Dünya savaşı boyunca ayrı kaldığı şatosuna 1920 de döndü.ve ömrünün geri kalanını orada geçirdi.yaşlılığında artık bir ikon haline gelmişti.Evi ABD'li ve Avrupalı seçkinlerin sıklıkla ziyaret ettikleri bir yeroldu.14 Haziran 1926 da Fransada Paris yakınlarında Mesnil-Beaufresne'deki evinde hayatını kaybetti.Fransanın kuzeyinde bir yerleşim yeri olan Mesnil-Beoufresne'deki Aile Mezarlığına gömüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTILlhpYmLI/AAAAAAAAEPU/tyY_yPeY01w/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTILsdIObJI/AAAAAAAAEPc/MQJg16JN-bo/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3342180578697164102?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3342180578697164102/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3342180578697164102&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3342180578697164102'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3342180578697164102'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2011/01/fransann-izlenimci-kadn-ressamlarndan.html' title='Fransa&apos;nın İzlenimci Kadın Ressamlarından - Marry Cassatt (1844-1926)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TTIGPSeX1fI/AAAAAAAAEOM/JrsRwowyEu4/s72-c/xx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3406917384655102805</id><published>2010-12-08T23:56:00.011+02:00</published><updated>2010-12-09T00:27:13.580+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Dean Martin (1917-1995)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dean Martin - Asıl adıyla Dino Paul Crocetti Arnavut asıllı ABDli oyuncu ve şarkıcı.Dino 17 Haziran 1917 de Steubenville Ohio'da doğdu.Dino göçmen bir Ailenin çocuğuydu.Gençliğinde sayısız işte çalıştı.Onuncu sınıfa  giderken evinde yasa dışı alkol bulundurma suçundan yargılandı ve Okuldan uzaklaştırıldı.Dino bir kumarhanede krupiye olarak çalışmaya başladı.Birçok kart oyunu ve hilelerini öğrendi.Bununla beraber bir çelik fabrikasındada çalıştı.Boks öğrendi ve maç başına 10 dolar kazanmaya başladı.bazen 25 dolara kadarda çıkıyordu.Kazandığı para, 16 yaşında hiçistemeden de olsa parasız kaldığı bir zamanda komşusunun kulübünde şarkı söyledi.Aslında Dino hiçşarkıcı olmak istemiyordu.Zaten kart numaraları yaparak daha fazla para kazanıyordu.Fakat arkadaşları onun şarkı söylemesini istiyorlardı.O da söylemeye devam etti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQAAhkHX14I/AAAAAAAAEMk/9G8IpDd2Ahs/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Daha sonra çevredeki Bar ve Kulüplerde söylemeye başladı. Dino 21 yaşındayken Sammy Watkins tarafından keşfedildi.Sammy Watkins Dino'nun tarzından çok etkilendi.ve onu çok büyük bir yıldız yapmaya karar verdi.İlk önce adını Dino Martini olarak değiştirdi.Daha sonra Dean Martin olarak değiştirdi.ve böylece efsane doğmuş oldu.Daha sonra Dean,Jerry Lewis ile karşılaştı.ve MCA ile bir kontrat imzaladı.(1943) New York taki Rio Bamba Room'da söylemeye başladı.Sonrada bir Radyoda söylemeye başladı.(Songs by Dean Martin) Bu program halkın ilgisini çekti.Dean ve Jerry 10 yıl boyunca başarılı bir komedi şovu yaptılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQABX57DA7I/AAAAAAAAEMs/oPM6x3MTWak/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQAByMARODI/AAAAAAAAEM0/Xkbdqq5R_jk/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1949 da kendi Radyo Programlarını yaptılar. (The Martin and Lewis Şhow) Bu popüler şov 30 dakikaydı ve ilk önce NBC Radyosunda yayınlandı.Martin and Lewis show 17 Temmuz 1950 de (The Colgate Comedy Hour)ile birleşti.Martin ve Lewis 10 başarılı yıla 16 film sığdırdılar.Fakat sonunda yolları ayrıldı.Böyle popüler bir komedi gurubunun yollarını ayırması tüm hayranlarını şok etti.Gurup en son 24 Temmuz 1956 tarihinde New York ta bulunan The Copacabana da şovlarını yaptılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQACR9sVWXI/AAAAAAAAEM8/f_jkAFx5za8/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQACmdw5gCI/AAAAAAAAENE/NZCsGDhYnkw/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dean guruptan ayrıldıktan sonra solo çalışmalar yaptı.2 Nisan 1958 tarihinde film endüstrisine girdi ve sadece bir şarkıcı olmadığını büyük bir aktör olduğunu Young Lions filminde kanıtladı.Bu filmden sonra Dean 35 tane daha film çekti.Ayni zamanda söylediği birçok şarkı 1995 yılından ölene kadar listebaşı oldu.Bu şarkıların başında I'll always love you, When you're smiling, oh marie, I cry like a baby,Sway,Memories are made of this,That's amore, Mambo italiano,gelmektedir.Altmışların başında en tanınmış (King of Las Vegas) Beatles gurubunun (Every body loves somebody sometime) şarkısı ile geçen Dean artık çok ünlüydü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQADc06Eu2I/AAAAAAAAENM/L7Fy20ndqLU/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQAD2aS6a0I/AAAAAAAAENU/BuWo4wJnYiY/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dean Las Wegastaki kumarhanelere yatırım yapmıştı.Tümü zamanındaki kar getiren yatırımlardı.Ancak 60 larla birlikte iler bozulmaya başladı.Albüm satışları eskisi gibi değildi.Filmlerse idare ediyordu.13 Şubat 1962 de Dean Capitol Records ile anlaşmasını yenilemedi.ve yeni bir kayıt şirketiyle anlaşmaya karar verdi.O Sırada kendisi de Capitol Records'la çalışan Frank Sinatra,kendi plak şirketi olan Reprice Records'u kurdu,Sinatranın klanına yada Radpack'ına katılan Martin bu ilginç ekibin ilk üyelerinden biri oldu. Dean 1964 te Amerika Single listelerine büyük bir patlamayla döndü.Jimmy Bowen tarafndan yapılan Everybody Loves somebody Albümünün kayıtları reklama yönelik bir Country tadındaydı ve Beatles'in A Hard Day's Night'ını listelerden indirdi.Dean aynı zamanda kendi prodüksiyon şirketini Claude Productıons'ı kurdu.Bu noktadean sonra ipler onun elindeydi.Dean Martin,Frank Sinatra,ve Sammy Davis Jr.ile çalışıyordu.Las Vegas'ta The Ratpack ın yardımıyla birçok film yaptılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQAEcztSpqI/AAAAAAAAENc/J8P1m6upG0M/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQAExr_32kI/AAAAAAAAENk/MGQoq2vRL1s/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;16 Eylül 1965 tariinde saat 22.00 de NBC Kanalına sunduğu Dean Martin Show 1965-1966 sezonunun en çok reyting alan programı oldu.yaptığı programda bölüm başına 40.000 dolar alıyordu.Televizyon izleyicileri Dean'ı seviyorlardı.ve onu hiç bıkmadan izliyorlardı.Dean Martin program yapmaya devam etti.NBC Kanalı Dean'a yeni bir teklif yaptı.Dean'da reddetmedi.Dean 3 yıllık sözleşme yaptı.ve bölüm başına 283.000 dolar almaya başladı.Bununla beraber NBC Aile şirketi RCA dan hisse sahibi oldu.Ayrıca Televizyonlarda haftada sadece 8 saat program yapıp en fazla para alan kişi de Dean Martin'di.Dean Martin 25 Aralık 1995 te hayatını kaybetti.Mezarı Westwood park'tadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/%3Cobject%20width=%22480%22%20height=%22360%22%3E%3Cparam%20name=%22movie%22%20value=%22http://www.dailymotion.com/swf/video/x9qs2i?width=&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0%22%3E%3C/param%3E%3Cparam%20name=%22allowFullScreen%22%20value=%22true%22%3E%3C/param%3E%3Cparam%20name=%22allowScriptAccess%22%20value=%22always%22%3E%3C/param%3E%3Cembed%20type=%22application/x-shockwave-flash%22%20src=%22http://www.dailymotion.com/swf/video/x9qs2i?width=&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0%22%20width=%22480%22%20height=%22360%22%20allowfullscreen=%22true%22%20allowscriptaccess=%22always%22%3E%3C/embed%3E%3C/object%3E%3Cbr%20/%3E%3Cb%3E%3Ca%20href=%22http://www.dailymotion.com/video/x9qs2i_dean-martin-thats-amore-live_music%22%3EDean%20Martin%20:%20Thats%20amore%20live%3C/a%3E%3C/b%3E%3Cbr%20/%3E%3Ci%3EY%C3%BCkleyen%20%3Ca%20href=%22http://www.dailymotion.com/tartenpion333%22%3Etartenpion333%3C/a%3E.%20-%20%3Ca%20target=%22_self%22%20href=%22http://www.dailymotion.com/tr/channel/music%22%3EVideo%20klipler,%20sanat%C3%A7%C4%B1%20r%C3%B6portajlar%C4%B1,%20konserler%20ve%20%C3%A7ok%20daha%20fazlas%C4%B1.%3C/a%3E%3C/i%3E"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/%3Cobject%20width=%22480%22%20height=%22360%22%3E%3Cparam%20name=%22movie%22%20value=%22http://www.dailymotion.com/swf/video/x9qs2i?width=&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0%22%3E%3C/param%3E%3Cparam%20name=%22allowFullScreen%22%20value=%22true%22%3E%3C/param%3E%3Cparam%20name=%22allowScriptAccess%22%20value=%22always%22%3E%3C/param%3E%3Cembed%20type=%22application/x-shockwave-flash%22%20src=%22http://www.dailymotion.com/swf/video/x9qs2i?width=&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0%22%20width=%22480%22%20height=%22360%22%20allowfullscreen=%22true%22%20allowscriptaccess=%22always%22%3E%3C/embed%3E%3C/object%3E%3Cbr%20/%3E%3Cb%3E%3Ca%20href=%22http://www.dailymotion.com/video/x9qs2i_dean-martin-thats-amore-live_music%22%3EDean%20Martin%20:%20Thats%20amore%20live%3C/a%3E%3C/b%3E%3Cbr%20/%3E%3Ci%3EY%C3%BCkleyen%20%3Ca%20href=%22http://www.dailymotion.com/tartenpion333%22%3Etartenpion333%3C/a%3E.%20-%20%3Ca%20target=%22_self%22%20href=%22http://www.dailymotion.com/tr/channel/music%22%3EVideo%20klipler,%20sanat%C3%A7%C4%B1%20r%C3%B6portajlar%C4%B1,%20konserler%20ve%20%C3%A7ok%20daha%20fazlas%C4%B1.%3C/a%3E%3C/i%3E"&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x9qs2i?width=&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x9qs2i?width=&amp;amp;theme=none&amp;amp;foreground=%23F7FFFD&amp;amp;highlight=%23FFC300&amp;amp;background=%23171D1B&amp;amp;start=&amp;amp;animatedTitle=&amp;amp;iframe=0&amp;amp;additionalInfos=0&amp;amp;autoPlay=0&amp;amp;hideInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3406917384655102805?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3406917384655102805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3406917384655102805&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3406917384655102805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3406917384655102805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/12/dean-martin-1917-1995.html' title='Dean Martin (1917-1995)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TQAAhkHX14I/AAAAAAAAEMk/9G8IpDd2Ahs/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3361669551352744582</id><published>2010-12-08T23:18:00.008+02:00</published><updated>2010-12-08T23:35:44.859+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Samuray - Eski Japonya'da Soylu Asker Sınıfı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Samuray eski Japonyada soylu Asker sınıfı için kullanılan bir terimdi.Samuray eski Japoncada hizmet etmek manasına gelen Saburau kelimesinden türemiştir.Savaş Japon kültüründe önemli bir yer teşkil eder.Ülkenin önemli Klanları birbirleriyle pek çok kez karşı karşıya gelmiştir.Japon topraklarının sadece %2o sinin tarıma elverişli oluşu,toprak kavgasını doğurmuştur.Toprak savaşlarında hem ruhsal hemde fiziksel gelişim ve mücadele yöntemlerini gerektirdiğinden Samurayların gelişimi de bu olguya dayanır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_2yp7nu9I/AAAAAAAAEL0/pMdvVAQoefA/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;M.Ö.660 da Ölümsüz savaşcı adıyla bilinen Jimmu Tenno, Bir kabilenin başına geçtı.Tenno ve kabilesi Yamato Bölgesine yerleştiler.Yamato klanı Asyaya çeşitli seferler düzenledi.Kore ve Çinin kültürel zenginliklerinden teknolojilerinden ve savaş sanatlarından etkilendiler.İmparator Keiko Tarihte (Shogun) unvanını taşıyan ilk kişi oldu.Bir nevi Generallik rütbesi gibi anlaşılabilecek Shogun unvanı Keiko'nun savaş sanatlarında geldiği üst noktayı da belirliyordu.Onun oğlu Prens Yamato da savaş sanatları konusunda çok yetenekliydi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_3DZ3qmcI/AAAAAAAAEL8/QeZ2VE26rH8/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Korkusuz,Güçlü,Gözüpek,bir genç olarak tanındı ve Samuraylık anlayışında bir örnek teşkil etti.Samuraylar (Buşido) anlayışını temel almıştır.Buşido (Savaşçının yolu) anlamına gelir.Buşido felsefesinde korkunun yeri yoktur.Samuray ölüm korkusunu yenmiş kişidir.Bu dinginlik kazandırır,ve Efendiye sadakat sağlardı.9 ve 12 yüzyıllar arasında Samuraylar bir sınıf haline geldi.İki adla anılırlardı.Samuray (Şövalye) Buşi (Savaşçılar) Bu insanların bir kısmı yönetici sınıflara bağlıydılar.Bir kısmı ise para karşiliği savaşırlardı.Samuraylar Feodal Derebeylerine (Daimyo) bütünüyle bağlıydılar.Hizmetlerinin karşılığında mevki ve arazi alırlardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_3qnGW2nI/AAAAAAAAEME/ruagnoI3vOI/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Daimyo'lar Samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı.Samuraylar at üstünde,Yaya,Silahlı,silahsız dövüş konusunda eğitilmişlerdi.Ok da kullanırlardı.Ancak 13 ncü yüzyılda Moğol savaşları yaşandıktan sonra,Samurayların kılıç kullanımı ağırlık kazandı.Hatta mızrak ve najinita denen ucu kılıç şekilli mızraklar kullanmaya başladılar.Samurayların iki kılıcı olurdu.Uzun kılıç (Daito-katana) kısa kılıç (Shoto-Wakizashi ) idi.Ayrıca tanto adı verilen bıçaklara sahiptiler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_4WfMpfkI/AAAAAAAAEMM/63ieIiYKXt8/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1605 yılında Japonyanın gelmiş geçmiş en ünlü Samurayı Miyamoto Musaşi savaşçı yetiştirmek için bir okul açtı.30 yaşına gelmeden 60 ın üzerinde kılıç dövüşünden galip çıkmayı başaran bu usta,yıllarca kendi okulunda dersler verdi.1615 yılında bir başka tanınmış Samuray Tokugawa Ieyasu Samuraylık hakkında bir kitap yazdı.ve Samurayların barış zamanında yaşam biçimleri konusunda çeşitli bilgiler verdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_5Gy-9h8I/AAAAAAAAEMU/HPOol7Jgcng/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Samuray geleneği 1876 yılında İmparator Meiji tarafından ortadan kaldırıldı.Kılıç taşıma knunlarını değiştiren Meiji Samuraylığı tarihe karıştırdı.Ancak ve ancak İmparatorluk ordusunda bazı rütbeli subaylar tören amaçlı kılıçlar taşırdı.20 nci yüzyılda kılıç tekrar serbestleşti.Ancak askeri kullanım dışında sportif gelişim için kullanılmaya başladı.2 nci Dünya savaşındanda hatırlanacağı gibi tüm rütbeliler hatta kamikaze pilotlarıda kılıçlıydı.Buşi öğretisinde hece olarak geçen shi ibaresinin aynı zamanda ölüm demek olduğunu hatırlatalım.yani bir nevi buşidoka ölüm korkusunu yenmiş kişidir.Bu dönem öncesinde efendisiz kalan Samuraylar yani Roninler zamanla ya isyan ederek öldürüldü ya da kılıçlarıyla Seppuku/Harakiri yaparak intihar ettiler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_56Z3HfLI/AAAAAAAAEMc/XJ_Df6Nk1Os/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3361669551352744582?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3361669551352744582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3361669551352744582&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3361669551352744582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3361669551352744582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/12/samuray-eski-japonyada-soylu-asker-snf.html' title='Samuray - Eski Japonya&apos;da Soylu Asker Sınıfı'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_2yp7nu9I/AAAAAAAAEL0/pMdvVAQoefA/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-5927341315850466004</id><published>2010-12-08T22:55:00.011+02:00</published><updated>2010-12-08T23:14:44.664+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Fransa'nın Oryantalist Ressamlarından - Jean Leon Gerome (1824-1904)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Jean Leon Gerome  - 11 Mayıs 1824  -  10 Ocak 1904 Tarihleri arasında yaşamış,Fransız Ressam,Heykeltraş ve öğretmen.Tarihsel ve Oryantalist stilde resimler yapmıştır.Oryantalizm akımının en önemli sanatçılarındandır.Yaşamının son 25 yılında Heykellede uğraşmıştır.Birçok ünlü Ressamın öğretmeni olmuştur.Öğrencileri arasında Odilon,Redon,Thomas Eakins,Mary Cassatt,Osman Hamdi Bey,Şeker Ahmet Paşa,gibi ünlü Ressamlar bulunur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_x0AS-KHI/AAAAAAAAEKs/MnafZsQikGI/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;11 Mayıs 1824 te Fransanın Vesoil kasabasında dünyaya gelmiştir.Gerome, Piyer Gerome ve Claude Francoise gerome'nin ilk oğludur.Okulda çok küçük yaşlardan itibaren hep takdir görmüş ve birçok dersin yanında yağlıboya çalışmaları içinde birçok ödül almıştır.Resim konusunda 14 yaşında eğitime başlamış,1840 yılında okulunu bitirmiş ve zamanın en ünlü Ressamı Paul Delaroche'e bir tavsiye mektubu ile Parise gitmiştir.Tahsilinin üçüncü yılında Vasaul'den tatilden döndükten sonra Delaroche'nin Atölyesinin kapandığını öğrenir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_yNAARAeI/AAAAAAAAEK0/FRBD7D1V9hw/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_yei2wU8I/AAAAAAAAEK8/T-NQFC5T6ik/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1844 de Parise döner ve Charles Gleyre nin Atölyesine katılır.Gleyre'nin daha sonra meşhur ve başarılı olacak birçok öğrencisi vardır.Kendisi klasik ve Mitolojik konulara çok ilgi duyan bir hoca olduğu için Gerome'de aynı şekilde etkilenir.Aynı zamanda Ortadoğu Bölgesine de özel bir ilgi duymaya başlar,ki bu bölge kendisinin daha sonraları çalışma için imkan ve zaman bulabilmiştir.1855 te Türkiyeye 1857 de ise Mısıra gitmiş ve buralarda yapmış olduğu tablolar ilgi ile karşılanmı ve kendisine Oryantalist (veya Etnografik) Ressam kariyerini kazandırmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_y9ekdsNI/AAAAAAAAELE/MhlhKLx2zwY/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_zPRkJyuI/AAAAAAAAELM/eA7yz3ky444/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1861 in sonunda Marie Goupil ile evlenmiştir.Goupil önemli bir sanat Ajanıdır.ve birçok ülkede galerileri vardır.Gerome çifti 4 kız 1 erkek evlada sahip olmuştur.Ama erkek çocukları 1891 de 27 yaşında ölmüştür.1868 yılında yeni bir Ortadoğu turuna çıkmış ve bu sefer Arapçada konuşabiliyor olarak dolaşmış ve birçok eserler yaratmıştır.1870 yılı itibariyle Gerome şöhretinin zirvesindedir.Toplumda elit bir konuma ve birçok nişan ve madalya ya sahiptir ve artık profesör ünvanı vardır.savaşla birlikte Londraya gitmiş ama 1871 de tekrar Paristeki evine dömüş ve ders vermeye devam etmiştir.Seyahatlerine devam edip 1871 kışında Türkiye'ye 1873 te Cezayire 1874 te Hollandaya 1879 da tekrar Türkiyeye 1880 Mısır 1881 yunanistan v.s. derken devamlı seyahat etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_zzroeIHI/AAAAAAAAELU/FNPP90W6rTQ/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_0DsryLRI/AAAAAAAAELc/nFUoBGgFX3Y/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu sırada dizanteri hastalığına yakalanmış ve çok çekmiştir.Ama hiçbir zaman titiz çalışmalarından ödün vermemiştir.Hayatının son evresinde Empresyonist resme şiddetle karşı çıkmış ve hatta bu konuda birçok skandala sebep olmuştur.10 Ocak 1904 te kendisini sabah saatlerinde Rembrant'ın ve kendi tablosunun dibinde ölü olarak bulmuşlardır.Legion de Honour nışanı sahibi olarak Devlet törenine hakkı olan Jean Leon Gerome vasiyeti üzerine çok sade bir cenaze töreni ile Devlet erkanı ve yakın dostları vede sanat adamlarının katılımı ile uğurlanmıştır.Jean Leon Gerome zamanının en popüler ve en ünlü ressamı olup dünya yüzünde tabloları Oryantal resim klasmanında en çok tekrar üretilerek satışa arz edilen ressamdır.Türkiyemizde de en çok Halı Tüccarları ve Hamam temalı eserleri rağbet görmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_0sdQ0BZI/AAAAAAAAELk/DAc0XxG5Yuw/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_1BjIqybI/AAAAAAAAELs/r2kE2X4XjHo/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-5927341315850466004?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/5927341315850466004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=5927341315850466004&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/5927341315850466004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/5927341315850466004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/12/fransann-oryantalist-ressamlarndan-jean.html' title='Fransa&apos;nın Oryantalist Ressamlarından - Jean Leon Gerome (1824-1904)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TP_x0AS-KHI/AAAAAAAAEKs/MnafZsQikGI/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-737629584402712395</id><published>2010-12-06T00:33:00.012+02:00</published><updated>2010-12-06T18:13:12.485+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Süleyman Demirel (Isparta - 1 Kasım 1924)</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;Süleyman Demirel İspartanın Atabey ilçesine bağlı İslamköy de Hacı Yahya Demirel (1893-1972)in oğlu olarak doğdu.İlköğrenimini doğduğu köyde Ortaokul ve Liseyi Isparta ve Afyonkarahisar da bitirdi.Şubat 1949 da İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun oldu. 12 Mart 1948 tarihinde akrabası Nazmiye Şener ile evlendi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwV3D4q5GI/AAAAAAAAEJc/VbY3h9oytSs/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;1953 yılında Seyhan Barajı İnşaatı başladığında Proje Mühendisi iken Başvekil Adnan Menderes'in dikkatini çekerek 1954 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde Barajlar Dairesi Başkanlığına atandı.1955 yılında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne tayin edildi.Bu arada Eisenhower Vakfının onu bursiyer olarak seçmesiyle ABD ye gitti. 1962 - 1964 yılları arasında serbest Müşavir Mühendis olarak çalıştı.Aynı yıllarda Ortadoğu Teknik Üniversitesinde İnşaat Mühendisliği konusunda dersler verdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwW5-tSeeI/AAAAAAAAEJk/GtNkOqOl8Pc/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;Demirel siyasal yaşamına 1962 yılında Adalet Partisi Genel İdare Kurulu üyeliği ile başladı.20 Mayıs 1963 ayaklanması sırasında (Şapkamı alıp giderim) diyerek partideki görevinden istifa etti ve Amerikan Morrison Firmasının Türkiye Temsilcisi olarak parti Başkanı Emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala vefat edene kadar Müteahhitlik yaptı.28 Kasım 1964 Tarihinde AP ye Genel Başkan seçilmesinin ardından kurulmasını sağladığı ve Şubat - Ekim 1965 tarihleri arasında görev yapan Koalisyon Hükümetinde meclis dışından Başbakan yardımcısı olarak görev aldı.10 Ekim 1965 te yapılan genel seçimlerde başında bulunduğu AP % 52 Oy alarak tek başına iktidar oldu.Bu seçimlerde Isparta Milletvekili olarak Parlamentoya girdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwXt6PnYTI/AAAAAAAAEJs/Pqu9D5Lzx-8/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;Türkiye'nin 12. Başbakanı olarak Hükümeti kurdu.4 yıl süren 1. Demirel Hükümetinde ülke 68 öğrenci olaylarıyla sarsıldı.10 Ekim 1969 tarihindeki genel seçimlerde AP % 48 Oy alarak yine tek naşına iktidar oldu.2. Demirel Hükümetinde sağ sol olaylarının önüne geçilemedi.Bir yandan da eski DP mensuplarının siyasi haklarının iadesi sorunu nedeniyle Celal Bayer çevresindeki Adalet Partisi Milletvekilleri istifa ederek Demokrat Partiyi kurdular.Bu konuyuda kullanan Milli Demokrat Devrimciler 9 Mart 1971 de darbe teşebbüsüne kalkışınca 1971 yılında 12 Mart Muhtırası ile Askeri darbe yapıldı.Demirel istifa etti.Nihat Erim Hükümeti kurdu.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwZklQEtiI/AAAAAAAAEJ0/1DKk7MjzvCY/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;1973 yılında yapılan seçimlerde siyasi rakibi Bülent Ecevit in Liderliğindeki CHP Demirel in AP sinden daha çok oy aldı.1975 yılında kurulan 1. Milliyetci Cephe Hükümetinde (MC,AP,MSP,MHP,CGP Koalisyonu) tekrar Başbakan oldu.1977 seçimlerinde en çok oyu alan parti CHP Olduğu halde hiçbir parti tek başına Hükümet kuramıyordu.1977 yılında kurulan 2. MC Hükümetinde AP,MHP,MSP Koalisyonunda Başbakanlık yaptı.Güneş Motel olayı diye anılan operasyonla CHP nin AP sinden seçilmiş 13 Milletvekilini Bakanlık vadiyle transfer etmesiyle Milletvekillerinin çoğuna Bakanlık verildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwaIWbkP0I/AAAAAAAAEJ8/1kxxQTFe7AQ/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;ABD Ambargosunun getirdiği sıkıntılar enflasyon ve bir kısım Türk gladyosu tarafından organize edilen anarşik olaylar (Özellikle Kontgerilla tarafından tertiplendiği iddia edilen Kahramanmaraş olayları) Ecevit iktidarının halkın nezdinde güvenini kaybetmesine neden oldu.1979 ara seçimlerinde seçimleri Devrimci guruplarında boykot etmesiyle Demirel tek başına iktidar oldu.Bu sırada DPT, Müsteşarlığına Turgut Özal getirildi.24 Ocak 1980 yılında olayların önüne geçilemezken eski Başbakan Nihat Erim,Tekel Bakanı MHP li Gün Sazak Maden İş Genel Başkanı Kemal Türkler gibi önemli kişiler suikastlarla öldürüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwa5KHs3pI/AAAAAAAAEKE/pLzFR9j2B18/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;1971 Muhtırası ile 1980 darbesi arasında 1971-1977,1978 ve 1979-1980 yıllarında 3 defa koalisyon Hükümeti kuran Süleyman Demirel 12 Eylül Darbesinden sonra bir müddet Zincirbozan Askeri Tesislerinde tutuklu kaldı.1987 ye kadar 7 sene yasaklı olarak siyaset dışı kaldı.6 Eylül 1987 de yapılan Halk oylaması ile siyasi yasaklar kaldırıldı ve 24 Eylül 1987 Tarihinde Doğruyol Partisi Genel Başkanlığına seçildi.29 Kasım 1987 de yapılan genel seçimlerde Isparta Milletvekili olarak tekrar TBMM ye girdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwbTWKc0kI/AAAAAAAAEKM/KMOSVGDd0yg/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler sonrasında da DYP İle Sosyal Demokrat Halkçı Partinin bir araya gelerek koalisyon kurduğu 49.Hükümetinde Başbakan olarak görev aldı.16 Mayıs 1993 tarihinde TBMM Tarafından Türkiyenin 9. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.16 Mayıs 2000 Tarihinde görevini Ahmet Necdet Sezer'e devretti.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwbz2MQqhI/AAAAAAAAEKU/CC6ZF2HdaiQ/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-737629584402712395?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/737629584402712395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=737629584402712395&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/737629584402712395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/737629584402712395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/12/suleyman-demirel-isparta-1-kasm-1924.html' title='Süleyman Demirel (Isparta - 1 Kasım 1924)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwV3D4q5GI/AAAAAAAAEJc/VbY3h9oytSs/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6103720447564274508</id><published>2010-12-05T23:38:00.010+02:00</published><updated>2010-12-06T00:18:50.107+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Fransa'nın İzlenimci Kadın Ressamlarından - Berthe Morisot (1841-1895)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Berthe Morisot (14 Ocak 1841 - 2 Mart 1895) izlenimci akımın üyesi olan Fransız Ressam.Uzun yıllar boyunca Muhtemelen kadın olduğu için küçümsenen Morisot artık izlenimci Ressamların öncülerinden kabul edilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwKhuAXuFI/AAAAAAAAEIk/uBaWXnHtMws/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1864 yılında Devlet tarafından desteklenen ve Akademisyenlerin jüri olarak sergilenecek eserleri açtığı Paris Salonu'na ilk defa resimleri kabul edildi.1874 yılında ise içlerinde Paul Cezanne,Edgar Degas,Claude Monet,Camille Pissaro,Pierre-Auguste-Renoir ve Alfred Sisley'in bulunduğu izlenimcilerle birlikte kendi sergilerini açtı.Resimler Fotograf Sanatcısı Nadar ın stüdyosunda sergilendi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwLvjclMyI/AAAAAAAAEIs/0Inua98mC88/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwMJUeXGDI/AAAAAAAAEI0/0OBAIdXZeuU/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Eduard Manet in erkek kardeşi Eugene ile evlenerek iş arkadaşının ynı zamanda akrabası oldu.Morisot diğer izlenimciler gibi çoğunlukla günlük hayat tecrübeleri üzerine çizdi.Eserlerinde 19 ncu yüzyılın sınıfı ve cinsiyeti üzerindeki kültürel sınırlamaları görülebilir.Kent ve sokak manzaraları çizmekten çoğunlukla kaçınan Ressam aynı zamanda çıplak da çizmedi.İzlenimci bir diğer Kadın Ressam olan Mary Cassatt gibi çoğunlukla ev hayatına ve portrelere yöneldi.Ailesinin ve kişisel Arkadaşlarının portrelerini yapmayı tercih ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwNNghfHHI/AAAAAAAAEI8/i5_klrUrY7w/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwNtXNsYnI/AAAAAAAAEJE/e_q1EwDuAC0/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1872 de çizdiği Beşik isimli tablosunda çocukodası modası ile ilgili de bilgi veriyordu.Bu tarz resimerde kadın izleyicilere hitab eden,moda ve reklam konularına da değindi.Çalışmaları sadece Manzara,Portre,Bahçeler ve sandal gezileri üzerine değildi.Ayrıca tıpkı Arkadaşları Pierre Auguste Renoir ve Mary Cassatt gibi Aile ve ev hayatının rahatlığı ve samimiyeti üzerine de çizdi.Berthe Morisot 2 Mart 1895 yılında Pariste öldü.ve Passy Mezarlığına gömüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwOmaBybNI/AAAAAAAAEJM/_DFhV5xgr4g/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwPP8S1HhI/AAAAAAAAEJU/6zRryZIdj7s/s400/park.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6103720447564274508?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6103720447564274508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6103720447564274508&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6103720447564274508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6103720447564274508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/12/fransann-izlenimci-kadn-ressamlarndan.html' title='Fransa&apos;nın İzlenimci Kadın Ressamlarından - Berthe Morisot (1841-1895)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TPwKhuAXuFI/AAAAAAAAEIk/uBaWXnHtMws/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-565576521477505339</id><published>2010-11-22T10:04:00.009+02:00</published><updated>2010-11-22T10:38:19.930+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Türk Grafik Sanatının Duayeni - İhap Hulusi Görey (1898-1986)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;1898 de Mısır'ın Kahire şehrinde doğan İhap Hulusi İlk ve Orta Tahsilini Kahire'nin İngiliz Okullarında yaptı.1920 yılında Resim Eğitimi görmek üzere Almanya'ya gitti.Önce Münih'te Heimann Schule Atölyesinde 3 yıl çalıştı.Daha sonra Kuntsgewerbe Schule'ye devam ederek tahsilini tamamlayıp yurda döndü.Arapça,Almanca,ingilizce ve Fransızca bilmesi nedeniyle Dışişleri Bakanlığında çalışması istendi,ancak o memuriyeti reddetti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOok2mUaCCI/AAAAAAAAEHs/VlZoMFiOH6I/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Akbaba'da Münif Fehim ve Ramiz'le birlikte çalıştı.Daha sonraları afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi Afiş yaparken buluşun önemine değinerek (Seyredenlerin ilgisini çekmeli ve düşündürmeli ) diye yorumladı.1929 da İstanbul'da ilk Atölyesini kurduktan sonra Kulüp Rakısı etiketi ve Atatürk'ün siparişi üzerine Türk Alfabesinin kapağını tasarlayan İhap Hulusi, Ziraat Bankası,İş Bankası,Yapı v Kredi,Garanti,Sümerbank,Emlak Kredi,Türk Ticaret Bankası,Maliye Bakanlığı (Tahviller) Türk Hava Kurumu,Kızılay,Yeşilay,Tariş,Zırai Donatım Kurumu,ve birçok özel Kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOomdrC_BGI/AAAAAAAAEH0/udl8Q0UEkRo/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOonvHzBmCI/AAAAAAAAEH8/qlEYFwXppbQ/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOop5NUVaJI/AAAAAAAAEIE/WGF9GU_CSFI/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tayyare Piyangosu (Milli Piyango)İdaresi için 45 Tekel İdaresi için 35 yıl çalışan İhap Hulusi Bu süreçte yurt dışında da adını duyurdu.Bayer'inafiş ve etiketleri,Mısırın Tekel İdaresi,Devlet Demiryolları,ve şehir hatlarına ait ilanları,Ünlü İngiliz viskisi John Haigh'in İtalyanların Cinzano,ve Fernet Branca'sının afiş ve etiketleri, İhap Hulusi tarafından yapıldı.Suluboya çalışmalarının yanı sıra son yıllarda hat sanatını modernize ederek başarılı örnekler veren İhap Hulusi Görey 27 Mart 1986 da İstanbul da hayata gözlerini yumdu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoqfMZBVqI/AAAAAAAAEIM/wAGHgSBLbAE/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoq1mdlmiI/AAAAAAAAEIU/jvT_sLMoo1w/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOori8JooHI/AAAAAAAAEIc/lgiSp1VJK3Y/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-565576521477505339?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/565576521477505339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=565576521477505339&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/565576521477505339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/565576521477505339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/turk-grafik-sanatnn-duayeni-ihap-hulusi.html' title='Türk Grafik Sanatının Duayeni - İhap Hulusi Görey (1898-1986)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOok2mUaCCI/AAAAAAAAEHs/VlZoMFiOH6I/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3478054885881169156</id><published>2010-11-22T09:46:00.009+02:00</published><updated>2010-11-22T10:03:15.225+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>İngiliz İzlenimci Ressam - Alfred Sisley (1839-1899)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Alfred Sisley İngiliz bir Anadan Babadan Paris'te 1839 da doğdu.Babası başlangıçta oğlunun iş hayatına atılmasını istiyordu.Ancak o bu konuya hiç ilgi duymadı.ve resim yapma yeteneğine sahip olduğunu sezinlediğinden Atelier Gleyre're girdi.Burada Claude Monet,Bazille,ve Renoir'la tanışan Sisley onlarla birlikte açık havada resim yaptı.1870-1874 yılları arasında yaptığı resimlerde Corot ve Baudin'in etkileri güçlü bir şekilde hissedilir.1877 ve 1882 deki empresyonist sergilere de resim verdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOogDlyRHxI/AAAAAAAAEGk/rhImlJJCG4A/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tekniği değişmekteydi.Renkler giderek daha parlak ve göz alıcı tonlara büründü.( 1873 te yaptığı Buğday Tarlası adlı resimde bunu izlemek mümkündür.) Genellikle su ile ilgili konuları ele alıyordu.Yaptığı herşey görülmemiş incelikte dokunuşların eseridir.Bunlar duygulu ve sanatçı kişiliğinin şair yanını ortaya koyar.George Petit Bir Sisley Retrospektifi düzenledi.Ancak Tavernierin coşkulu makalelerine rağmen sergi tam bir başarısızlıkla sonuçlandı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOogebiKU8I/AAAAAAAAEGs/iGZjTJ-2s40/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOogsI0WxwI/AAAAAAAAEG0/tO3ftzZEQbs/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bununla birlikte 1899 da  Atölyesini sattıktan sonra sanatçının tablolarının fiyatı yükselmeye başladı.ve ertesi yıl (Comondo su Baskınını) alarak Louvre'a hibe etti.Yaşamını resimleriyle kazanmak zorunda olan Sisley'i Monet Durand Royal ile tanıştırdı.Birkaç istisnasının dışında Sisley'in yapıtlarının tümü manzara resmidir.Sanatcı izlenimcil akımının en katkısız öncüsü sayılır.Üslubu hemen hemen hiç değişmemiştir.Sanatı yaşadığı yerlere göre çeşitli dönemlere ayrılır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOohGFGbqlI/AAAAAAAAEG8/M3KzIvt6ZOU/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOohXjD4lVI/AAAAAAAAEHE/xm5ci0oXK2A/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;EMPRESYONİZM NEDİR? diye soracak olursanız , İzlenimcilik anlamına gelen Empresyonizm'de Sanatçılar dış Dünyaya ait olanı,Işığı,Renkleri Tepkileri Hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektir.Bu akımın ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır.İzledikleri genel kaynak güneştir.Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur.17 nci yüzyılda doğan Barok üslup hayli değişmiş olarak 18 nci yüzyılda da varlığını sürdürmüştür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoiGFhFRxI/AAAAAAAAEHM/yaWwDjQ3Et8/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoibVahKPI/AAAAAAAAEHU/27VwMmYfDjs/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Barok Sanatın gölge, ışık karşıtlığına dayanan çarpıcı,içe işleyici dramatik etkisi giderek kaybolmuş ve yerini daha yumuşak bir üsluba bırakmıştır.Bu dönemde Ressamlar Atölyelerin loş ortamından çıkıp güneş ışığı altında resim yapmışlardır.Bu dönemin en önemli Temsilcileri Claude Monet,Augusto Renoir,Vincent Vangogh, Cezanne,Toulouse Leutrec,Sisley ve Camille Pisarro'dur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoi-M1l_FI/AAAAAAAAEHc/tQ8Xiox9nH8/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOojlvvoTBI/AAAAAAAAEHk/KMVG41UwUH4/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3478054885881169156?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3478054885881169156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3478054885881169156&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3478054885881169156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3478054885881169156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/ingiliz-izlenimci-ressam-alfred-sisley.html' title='İngiliz İzlenimci Ressam - Alfred Sisley (1839-1899)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOogDlyRHxI/AAAAAAAAEGk/rhImlJJCG4A/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3089259869001190074</id><published>2010-11-22T09:18:00.014+02:00</published><updated>2010-11-22T09:40:58.284+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Fransa'nın İzlenimci Ressamlarından - Clauda Monet (1840-1926)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Claude Monet Adolphe ve Louise-Justine Monet'in çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi.1845 te yani Monet 5 yaşındayken Aile Normandiya'daki La Havre'a taşındı.Monet Notre-Dame de Lorette kilisesinde Oscar-Claude olarak vaftiz edildi.Babası onun Aile mesleği olan Bakkallığa devam etmesini istiyordu.Fakat Annesi şarkıcı olan Claude sanatçı olmak istiyordu.1851 Nisanında Monet Le Havre'da Ortaokula başladı.Önceleri 10-12 Fransız frangına sattığı karakalem karikatürleriyle çevresinde tanındı.İlk çizgi derslerini Jacques-Louis-David'in öğrencisi olan Jacques François Ochard'dan aldı.Bu dönemde Eugene Boudin'le tanıştı.Boudin Monet'ye yağlıboya kullanmayı veaçık ortamlarda resim tekniği öğretti.28 Ocak 1857 de Annesi öldüğünde16 yaşındaydı.Okuldan ayrıldı ve dul teyzesinin yanına yerleşti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoaoWTl18I/AAAAAAAAEFM/oYFkNCmKBSM/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Monet Louvre'u ziyaret etmek için Parise geldiğinde,pekçok ressamın eski ustaları taklit ettiğine tanık 0ldu.Monet bir pencerenin yanına oturup gördüklerini resmetmektense gereçlerini yanına alıp dışarıda resim yapmayı tercih ederdi.Pariste geçirdiği yıllarda pek çok empresyonist ressamla arkadaş oldu.Bunlardan biri Edouard Manet idi.Monet 1862 de Üniversiteye yazıldı.Pariste Charles Gleyre'in öğrencisiyken Üniversitedeki geleneksel resim anlayışı Monet'de hayal kırıklığı yarattı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOobIZki9uI/AAAAAAAAEFU/EZwvdBxqz0w/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOobYhnZ33I/AAAAAAAAEFc/a4gQQHBlceM/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu dönemde Pierre-Auguste-Renoir,Frederic Bazille ve Alfred Sisley ile tanıştı.Birlikte resme yeni yaklaşımlarını paylaştılar.Işığın açık havada yarattığı etkiyi resme parçalanmış renkler ve seri fırça darbeleriyle aktardılar.Bu daha sonraları empresyonizm olarak adlandırıldı.Monet'in tanınmasını sağlıyan 1866 tarihli Camille yada Yeşil Elbiseli Kadın (La Femme a la Robe Verte) adlı eseri gelecekteki eşi Camille Doncıeux Monet tarafından yapılan pek çok resminden biriydi.Kısa bir süre sonra Doncieux hamile kaldı.ve ilk çocukları Jean dünyaya geldi.1868 de Monet Seine nehrine atlayarak intihar etmeyi denedi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOob2HCgkPI/AAAAAAAAEFk/EXjOuNAwxk4/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOocHmzMZcI/AAAAAAAAEFs/Myyb_48Tpxo/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;(1870-1871) Fransa Prusya savaşı süresince Monet  İngiltereye sığındı.Orada John Constable ve Joseph Mallord William Turner'in resimleri üzerinde çalıştı.Her ikiside renk kullanımında Monet'in yenilikçi buluşlarına ilham kaynağı olmuşlardır.1870 de Monet ve Doncıeux evlendiler.Monet 1876 da Ernest ve Alice Hoschede çifti ile tanıştı.İş adamı ve Kolleksiyoncu Ernest Hoschede evi için dekoratif paneller sipariş etmişti.1877 de iflas etmesi empresyonist sanatçılar için ama özellikle Monet için büyük bir darbeydi.Vetheuil'de Enest ve Alice Hoschede çiftinin evine yazboyu beraber kalmak üzere Monet ve hasta eşi Camille çocuklarıyla beraber yerleşti.Ancak orada uzun süre kaldılar.Enest Hoschedezamanın büyük bölümünü Pariste geçiriyordu.1878 de Belçikaya kaçtı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOock9mRI6I/AAAAAAAAEF0/IOZINjKM0qo/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOocz4pYFvI/AAAAAAAAEF8/5fMB568IRSM/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Claude ve Camillenin ikinci çocukları Michael 17 Mart 1878 de doğmuştu.Doğum ile iyice zayıf düşen Madame Monet 5 Eylül 1879 da tüberküloz sebebiyle öldü.Monet onu ölüm yatağında resmetti.Camillenin ölümünden sonra Monet,Alice ile Vetheulle'de yaşamaya devam etti. Alice kendi 6 çocuğuyla birlikte Monet'in çocukları Jean ve Michael'e bakmaktaydı.1891 de eşi Ernest'in ölümünden sonra Monet ile evlenmeyi kabul etti.1892 yılının Temmuz ayında evlendiler.Monet 1883-1908 yılları arasında Akdenizi dolaştı ve pekçok doğa resmi yaptı.Alice ve Monet çocuklarla beraber 1881 de Poissy'e 1883 te Vernon'a taşındılar.ve son olarak Mayıs 1883 te Paristen 80 Km.mesafedeki Giverny'e yerleştiler.Monet burada bir ev ve bir bahçe kiraladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOodU--mobI/AAAAAAAAEGE/-w1pLyx6eFE/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOodk3K6u8I/AAAAAAAAEGM/7yyHijWFLo0/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Geri kalan ömrünün büyük kısmını sonradan satın aldığı bu yerde yeşerttiği bahçeyi resmederek geçirdi.İlk önce ot yığınları serisini yaptı.Farklı yönlerden ve günün farklı saatlerinde ot yığınlarını resmetti.son olarak da Bahçenin resmettiği zambaklar serisini hazırladı.İkinci eşi Alice 1911 de oğlu Jean 1914 de ölmüştür.Monet 1923 te Katarakt sebebiyle iki kez ameliyat olmuştur.Katarakt olduğu süreçte yaptığı resimlerin genel olarak kırmızı tonlarda oduğu görülür.Bu katarakt hastalarının görüş biçiminin karakteristiğidir.Monet 5 Aralık 1926 da 86 yaşındayken Akciğer kanseri nedeniyle ölmüş ve Giverny Kilisesi Mezarlığına gömülmüştür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoeGTNhv2I/AAAAAAAAEGU/V9UCV6V5m-4/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoeQ7WLXKI/AAAAAAAAEGc/yWvFRCQ7v_M/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3089259869001190074?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3089259869001190074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3089259869001190074&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3089259869001190074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3089259869001190074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/fransann-izlenimci-ressamlarndan-clauda.html' title='Fransa&apos;nın İzlenimci Ressamlarından - Clauda Monet (1840-1926)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoaoWTl18I/AAAAAAAAEFM/oYFkNCmKBSM/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6605021977287182588</id><published>2010-11-19T13:06:00.012+02:00</published><updated>2010-11-22T09:05:56.900+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Henri de Toulouse-Lautrec (1864-1901)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Aristokrat bir Aileden gelen Henri de Toulouse -Lautrec'in resim konusundaki büyük yeteneği henüz çocuk yaşlarda çizdiği karikatürlerle bellioldu.Akraba evliliğinden kaynaklanan bir nedenle ne olduğu saptanmayan genetik bir hastalığın yarattığı kırılgan kemikler yüzünden 1878 ve 1879 yıllarında acı veren bir tedaviyle boy uzatma çabaları sonucu her iki bacak kemiklerinin kırılmasıyla kısa boylu hemde sakat kaldı.Sakat kalmasıyla Annesi ondaki yeteneğini keşfetti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZbe9TIYPI/AAAAAAAAEDU/DHfdOBxmQUs/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Babasından görmediği desteği Annesinden alan Lautrec klasik anlayıştaki resmi değil poster temeline dayanan ressamlığa yöneldi.Seçimi onu başarıdan başarıya götürdü.Ünü bütün Parise yayılan Lautrec'in posterleri duvarlardan kapışıldı.Henüz 17 yaşındayken denemelerinin sayısı 2400 ü bulmuştu.Emile Bernard, Van Gogh, gibi ressamlarla tanıştı.Empresyonist akıma kapıldı.1894-1897 yılları arasında Avrupayı dolaştı.Birçok sergi açtı.Ancak gerçek ününe Moulin Rouge Müzikholünü anlatan resimler yaparak kavuştu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoPDafhduI/AAAAAAAAED0/mp5TYfWAsg0/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoPSBGJg0I/AAAAAAAAED8/zuoGqz2CXT0/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Moulin Rouge için yaptığı ilk afiş sayesinde Toulouse Lautrec'i bütün Paris tanıdı.Başka afişler,kapak sayfaları ve sürekli yayınlar için ilüstrasyonlar yapmaya başladi.Aynı zamanda Parisin gece hayatını betimleyen yağlıboya resimler üzerinde dur durak bilmeden çalışıyordu.Dr.Bourges ile birlikte yaşaması hayatına biraz denge getiriyordu.Yoksa bütün zamanı stüdyo ile gece kulüpleri arasında geçecekti.Alkole olan aşırı düşkünlüğü bir gölge gibi peşinden gelen kuzeni Gabriel Tapie de Celgran bile denetliyemiyordu.Toulouse Lautrec'in Kafe Konser ve Kabare sanatçılarıyla kurduğu aşk ilişkileri sık ık ziyaret edilmesiyle dönüşümlü olarak yaşanıyordu.Bu dönemde 30 yaşındaki sanatcı zengin gözlemlerini sanatına aktarabilmek için geceli gündüzlü çalıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoQDrhpAuI/AAAAAAAAEEM/0Rmv_Y_Igrw/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoUQlG4XHI/AAAAAAAAEEk/wzgIGhHwBoU/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Modern grafik sanatının şimdiki konumuna erişmesindeki en büyük paylardan biri hiç kuşkusuz Henri de Toulouse Lautrec'e ait. O 1800 ler Parisin entelektüel yaşamında derin izler bırakmış o güne kadar ikinci sınıf olarak görülen afişin bir sanat eseri olarak değer kazanmasını sağlamıştı.1899 yılında Lautrec'in sağlığı hızla bozulur, arkasından depresyon ve halisinasyonlar baş gösterir.Bir Sanatoryuma yatarak tedavi görmeye başlar.1900 yılında yaşama olan bağlılığı giderek zayıflar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoVAi-RvxI/AAAAAAAAEEs/Zi-A_JOGfCQ/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoVZIGhw8I/AAAAAAAAEE0/ouLYEOv0n3E/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Alkole olan düşkünlüğü doruk noktasına ulaşır.1901 yılında Paristen ayrılarak Annesinin yanına döner.9 Eylül günü henüz 36 yaşındayken aldığı çok fazla alkolün etkisiyle hayata gözlerini yumar.Arkasında sayısız Tablo,Desen ve poster çalışması bırakır.Modern grafik sanatının şimdiki konumuna erişmesindeki en büyük paylardan biri hiç kuşkusuz Henri de Toulouse Lautrec'e aittir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoV1KGRIkI/AAAAAAAAEE8/bYa39YPpYKA/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOoWCmHYizI/AAAAAAAAEFE/yYkHv4eFCE8/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6605021977287182588?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6605021977287182588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6605021977287182588&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6605021977287182588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6605021977287182588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/henri-de-toulouse-lautrec-1864-1901.html' title='Henri de Toulouse-Lautrec (1864-1901)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZbe9TIYPI/AAAAAAAAEDU/DHfdOBxmQUs/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-1196947503291275612</id><published>2010-11-19T12:08:00.012+02:00</published><updated>2010-11-19T12:50:52.754+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Osmanlı Askeri Ressamı - Halil Paşa (1857-1939)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Halil Paşa 1857 yılında İstanbulun Beylerbeyi seminde dünyaya geldi.Rodos kökenli bir Ailenin Çocuğudur.Babası Selim Paşa Mektebi Harbiye-i nin kurucuları arasında yeralmış tanınmış bir Askerdi.Mühendishane-i Berri Hümayun'u (Bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi)bitirdi.Mezun olur olmaz Sarayda görevlendirildi.Askeri Liselerdede Resim öğretmenliği yaptı.Israrlı ricaları sonucu Babası onu resim öğrenmesi için Parise gönderdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZRww6moKI/AAAAAAAAEB8/i55r6PIOEew/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sekiz yıl kaldığı Pariste ünlü oryantalist ressam JeanLeon Gerome nin Atölyesinde çalıştı.İzlenimci ışık ve renk çözümlemelerine özgün bir ayırım kazandıran Halil Paşa bu yönde uğraş veren resim sanatçılarına örnek oluşturmuştur.Derin bir Anatomi bilgisi de olan ressam,Viyana'da açılan Uluslararası bir sergide MmeXin Portresi adlı eseriyle altın madalya almıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZSKYDBJdI/AAAAAAAAECE/VlRzl0etOHE/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZSoP_PblI/AAAAAAAAECM/kXIqUzplXJw/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yurda döndükten sonra Askeri Okullarda Resim öğretmeni olarak çalıştı.1906 da Harbiye Mektebine Resim öğretmeni olarak atandığında Paşa ünanını aldı.Ancak iki yıl sonra Meşrutiyetin ilanıyla çıkarılan bir yasaya dayanılarak rütbesi Albaylığa indirilince ordudan ayrıldı.ve bütünüyle resme yöneldi.Sanata meraklı öğrencilere resim dersi veren Halil Paşanın öğrencileri arasında ilk kadın Resim öğretmeni olarak tarihe geçen Müfide Kadri de vardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZTHsSsJjI/AAAAAAAAECU/l9yQ1Wkfj7Q/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZTZmqQIKI/AAAAAAAAECc/AaBwMb_JMwE/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Türkiyenin İlk güzel sanatlar okulu olan Sanayi-i Nefise Mektebi-i Ailesinde öğretmenlik yapan Halil Paşa 1917-1918 yıllarında okulun Müdürlüğünü üstlendi.Sanat eğitimi için gittikleri Fransadan I.Dünya Savaşının patlaması üzerine geri dönen ve 1914 kuşağı olarak adlandırılan genç ressamları bu okula alarak okula yeni bir anlayışla resim yapılmasını sağladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZT2UdPQqI/AAAAAAAAECk/zC-yiLqdQyk/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZUDjKjqvI/AAAAAAAAECs/9mzvT9vysdg/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hayatının son yıllarında Mısır da Hidiv Ailesinin bir ferdi olan Abbas Hilmi Paşanın konuğu oldu.Son yıllarını resim yaparak geçiren Halil Paşa Mısır Saraylarına resmi sokan sanatkar olarak tanındı.Halil Paşaın üç erkek çocuğu vardı.Büyük oğlu Selim,Mısır kralı Fuatın eski eşi Prenses Şivekar ile evlenmiş,Fransadaticaret ile uğraşmıştır.Ortanca oğlu Halim Bey genç yaşta hayatını kaybetmiş, Küçük oğlu Halil Bey (Söze) ise Pariste resim öğrenimi gördükten sonra Resim öğretmenliği yapmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZUsQDgeiI/AAAAAAAAEC0/hTKZNR5X9XQ/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZVApZCYAI/AAAAAAAAEC8/K_6-lFyyWo8/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Halil Paşanın eserleri iki devreye ayrılarak incelenir.Paristeki eğitimi sırasında etkilendiği klasik ve realist tarzın etkisindeki eserleri,yurda döndüğünde yaptığı empresyonizm etkisindeki eserleri,sanatçı  ilk devre resimlerinden olan Eldivenli kadın adlı tablosu ile Pariste bir altın madalya kazandı.Yurda döndüğünde Boğaz kıyılarını resimledi.Yalıların ve kayıkların durgun sulara vuran gölgelerini empresyonist bir anlayışla resmetti.Halil Paşa Türk resminde ışık sorunu üzerinde çalışan ilk sanatçıydı.Halil Paşa 1939 yılında İstanbul Beylerbeyinde dünyaya geldiği yalıda hayatını kaybetti.Halil Paşanın bazı tabloları Tarih sırasına göre şöyledir - Sahilde Paşa ve Ailesi (1892) Peysaj(1897) Peysaj (1899) Madam X (1900) Göksu Deresine bakış (1902) Göksu Deresi (1903) Boğazdan Rumelihisarına bakış (1903) Göksu Deresine bakış (1902) Kervansaray Avlusunda Halıcılar (1908) Kotra-Vapur-Deniz (1916) Bahçede Kadınlar (1917) Salacak (1928)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZVzc4siiI/AAAAAAAAEDE/lUfY9HG5a_c/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZWF7OXrGI/AAAAAAAAEDM/S7sAbR2t6yA/s400/x11.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-1196947503291275612?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/1196947503291275612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=1196947503291275612&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1196947503291275612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1196947503291275612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/osmanl-askeri-ressam-halil-pasa-1857.html' title='Osmanlı Askeri Ressamı - Halil Paşa (1857-1939)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOZRww6moKI/AAAAAAAAEB8/i55r6PIOEew/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-1837833840558145287</id><published>2010-11-16T03:15:00.011+02:00</published><updated>2010-11-16T05:39:33.430+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Osmanlı Askeri Ressamı - Hoca Ali Rıza (1858-1930)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hoca Alirıza Üsküdar Rüştiyesinden sonra 1880 yılında Kuleli Askeri İdadisine (Kuleli Askeri Lisesi) girdi.Öğrenimini Mekteb-i Harbiye-i Şahanede sürdüren Hoca Alirıza Osman Nuri Paşa Süleyman Seyyid,ve Mösyö Gues gibi seçkin Hocaların öğrencisi oldu.1881 yılında Harbiye Resim  sınıfındaki başarılı çalışmalarından dolayı Sultan II.Abdülhamit tarafından Nişan-ı Mecidiye'yle ödüllendirildi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH6DluA3iI/AAAAAAAAEA0/5O9YJf_yQO0/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1884 yılında Harbiyenin Menşe-i Muallim programından Piyade Mülazım-ı Sani (Teğmen) rütbesiyle mezun oldu.ve öğretmeni Osman Nuri Paşanın yardımcılığına atandı.1891 yılında Osmanlı Devletinin ilk Başkentlerinde inceleme çalışmalarını yapan bir heyete katılarak Türk İslam eserlerine ait görünümleri defterlerine aktardı.1895 te Kolağası rütbesindeyken Yıldız Porselen Fabrikasında tasarımlar yaptı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH6ZSoM71I/AAAAAAAAEA8/EF0t1W2N4so/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH6ku6EkuI/AAAAAAAAEBE/dBEgBV9w6BE/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1895 te Fausto Zonaroyla tanışan sanatçı 1897 de Değirmenderede resim çalışmaları yaptı.Gene 1897 de Türk Yunan savaşını anlatan muharebe konulu resimler çalıştı.1903 yılında Mahmut Şevket Paşanın isteğiyle Eski osmanlı kıyafetlerini kapsıyan bir albüm çalışmasına katıldı.1903 yılında Türk Esliha-i Antika Müzesinin kuruluşu için oluşturulan komisyonda görevlendirilen sanatçı 1909 yılında Başressam olarak başladığı Harbiye Matbaasında iki yıl süreyle çalıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH6-KMYI9I/AAAAAAAAEBM/h2U-Johe8F8/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH7QaQO8sI/AAAAAAAAEBU/oKqM0CIKBNU/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1909 - 1912 yılları arasında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Başkanlığı görevini sürdürürken 1909 Üsküdar İskele Gazinosunda resim sergisi düzenledi.1910 yılında Şehzadegan sınıflarında hocalık yapan Hoca Ali Rıza 1911 yılında Kaymakam (Yarbay) rütbesindeyken emekli oldu.1914 te İnas Sanayi-i Nefise Mektebinde Peysaj Muallimi olarak görev yaptı.1917 de Maarif Nezaretine bağlı olan Sanayi-i Nefise Encümen azalığına seçildi.1918 de başladığı Çamlıca İnas sultanisi (Çamlıca kız Lisesi) sindeki resim muallimliği üç yıl sürdü.1921 Üsküdar Kız Sanayi-i Mektebinde resim Muallimliği ve 1929 yılında Sultan Ahmet Erkek AmeliHayat okulunda Muallimlik yaptı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH7vuV4jKI/AAAAAAAAEBc/wLHKLb4hw0I/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH8DTOyDXI/AAAAAAAAEBk/3L3cijRyPDs/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Karakalem ile suluboya tekniğindeki yetkinliği ve hızlı çalışma temposuyla (Beşbin gibi bir sayıya ulaşan) çok sayıda İstanbul Peysajı betimleyen kentin mahallerini Üsküdardan Bebek'e Arnavutköy'den Burgaz Adaya kadar semt yaşantılarını,Kahvehaneleri,Deniz kıyılarını yorumlayan sanatçı 30 Mart 1930 da Üsküdar'da yaşama veda etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH8f1BStJI/AAAAAAAAEBs/dcdJR1PCcdQ/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH8sX8wsQI/AAAAAAAAEB0/SKz_5yRWric/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-1837833840558145287?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/1837833840558145287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=1837833840558145287&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1837833840558145287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1837833840558145287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/osmanl-askeri-ressam-hoca-ali-rza-1858.html' title='Osmanlı Askeri Ressamı - Hoca Ali Rıza (1858-1930)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOH6DluA3iI/AAAAAAAAEA0/5O9YJf_yQO0/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-2661689488380880537</id><published>2010-11-15T05:53:00.011+02:00</published><updated>2010-11-15T06:26:50.893+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Empresyonist Akımın Büyük Usası - Pierre Auguste Renoir (1841-1919)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Renoir Fransa'da Limoges'de doğdu. Aile daha Renoir küçükken Parise taşındı.14 yaşında bir porselen Ressamının çırağı oldu.ve 1858 e kadar bu işle uğraştı.Bu yıllarda ışık ve parlak renk konusunda tecrübe kazandı.17 yaşını yelpazeler Avize ve perdeler üzerine büyük Ressamların resimlerini geçirdi.1862 de İngres'in bir öğrencisi olan Marc-Gabriel-Charles Gleyer'in stüdyosuna girdi.ve orada Monet,Sisley ve Bazzile'den oluşan ve izlenimciler olarak sanat tarihinde kendilerine önemli bir yer yapacak olan bir küme Ressamla kalıcı dostluk kurdu.Ancak daha o sıralar klasiğin yüce biçemleriyle alay eden bu sanatçılardan ayrı olarak Renoir bu ustalara çok önem veriyor resimlerini dikkatle inceliyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOCyoRidfLI/AAAAAAAAD_c/7mT754jSrRU/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Renoir yoksul bir hayat sürüyordu.Kendisi gibi parasız olan Monet ile birlikte Seine ırmağı (İzlenimciliğin çıkış yeri) kıyısında ressam sehpalarını kurdular.Bu iki ressamın eserleri öyle benzeşiyorduki kırk yıl sonra bu dönemin resimlerine baktıklarında Monet hangisinin kendisine ait olduğunu çıkaramayacaktı.Aynı fırça darbelerini ve aynı arı renkleri kullanıyorlardı.Renoir Monetin ışığı kullanma biçimlerinden etkilenmişti.Ancak o Monet gibi doğa resimleri değil insan betimlemelerini çiziyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOCzDoOmgGI/AAAAAAAAD_k/gy8_BZs03Kk/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOCzTicIbuI/AAAAAAAAD_s/0icH7yeZJeI/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Renoirin etkilendiği diğer bir kişide Delacroıx'du Renoir özellikle onun renklerinden çok etkileniyordu. Bu çalışmalar sürerken Renoir biriktirdiği bir miktar parayla Güzel Sanatlar Akademisinde resim ve anatomi dersleri almaya başladı.Fakat hiçbir zaman akademik bakış açısını beğenmedi. Öte yandan da ona bir ressam olması için sunduğu temel bilgi ve disiplin almaktan geri kalmadı.Bu dönemde Raphael,Titian, ve Rubens herzaman beğendiği ve dikkatle incelediği ressamlardı.Onun ilk başarısı (Ateşin çevresinde geğiğiyle dans eden Esmeralda) resmiyledir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC0JgPySoI/AAAAAAAAD_0/c3wVD-YZZEo/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC0Zv2zFgI/AAAAAAAAD_8/VrkfaBv546o/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1864 te bu resim Pariste Fransanın resmi sergisarayı olan Salon'da sergilendi ama Renoir bilinmeyen bir nedenle sergiden sonra bu resmi yoketti.Buda 1866 sergisinde geri çevrilmesine sebep oldu.Ancak izleyen yıllarda resimleri düzenli olarak kabul edilmeye başladı.1870 de bir portre ressamı olarak başarılar elde etmeye başladıysada bu uzunca bir süre ekonomik bir başarıya dönüşemedi.Tersine sanatçı sık sık resimlerini yemek ve erzağa karşılık değiş tokuş etmek zorunda kalıyordu.18 Temmuz 1870 te Almanya nın Fransaya savaş açması Renoir'in yaşamında bir takım değişikliklere neden oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC02rfGAdI/AAAAAAAAEAE/gPt2wafPyz8/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC1MszTk1I/AAAAAAAAEAM/5k49pWWeDo8/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Orduya katılan Renoir önce Tarbes'de daha sonra Libourne'de savaştı.Libourne'deyken ciddi bir şekilde hastalanması üzerine Bordeaux'ya döndü. Hiç zaman kaybetmeden çalışmaya başladı ve birbirini anımsatan iki büyük portre yaptı.Arkadaşı Rapha'nın sevgilisinin portresi ve Lise Trehot'un papağanlı kadın adlı resmi.Renoir mesleğinin doruk noktasına ve sanatının en olgun dönemine ulaştığı sıralarda 1900 yıllarına doğru amansız bir hastalığa yakalandı.Bu sanatçının hareket etmesini engelleyen ağır bir romatizmaydı.Ne varki bu ağır hastalık onun sanat çalışmalarını engelliyemedi.Tedavi olmak amacıyla Fransanın güneyine gitmeye karar verdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC1jyKJJ1I/AAAAAAAAEAU/K7dpE-kLFns/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC11WMg6qI/AAAAAAAAEAc/8LwAAnpNaKU/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bir süre Fransada yaşadıktan sonra 1903 yılında Cagnes'ye kesin olarak yerleşti.1915 yılıda eşinin ölümü Renoir'de büyük üzüntü yaratmıştı.1919 yılında Parise gitti.Burada Louvre Müzesinde bulunan La coza salonunda sergilenen Georges Charpetier portresini görme sevincini tattı.Cagnes'ye dönen Renoir yeniden çalışmaya başladı.Fakat birgün Les Collettes Parkı tablosunu boyarken soğuk aldı.Sağlık durumu iyice kötüleşen Renoir 3 Aralık 1919da hayata gözlerini kapadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC2K-fq7VI/AAAAAAAAEAk/PEvvwJx3BK0/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOC2WrbnFvI/AAAAAAAAEAs/XaLTtvEdaIc/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-2661689488380880537?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/2661689488380880537/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=2661689488380880537&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2661689488380880537'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2661689488380880537'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/empresyonist-akmn-buyuk-usas-pierre.html' title='Empresyonist Akımın Büyük Usası - Pierre Auguste Renoir (1841-1919)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TOCyoRidfLI/AAAAAAAAD_c/7mT754jSrRU/s72-c/xxx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-2475661145069519623</id><published>2010-11-10T23:14:00.006+02:00</published><updated>2010-11-10T23:28:35.367+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Rutkay Aziz - (İstanbul 1947)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Rutkay Aziz 1947 Yılında İstanbulda Doğdu. Asıl adı Aziz Rutkay'dır.Avusturya Lisesinde Soyadı addan bönce okunduğu için ismi Rutkay Aziz olarak söylenegelmiştir.Avusturya Lisesini bitirdikten sonra Bakırköy Lisesine kaydoldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNsMY6NKi3I/AAAAAAAAD-0/fL3faEc61sw/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Lisans öğrenimini Galatasaray Üniversitesi Gazetecilik Fakültesinde tamamladı.Tiyatroya Lisede öğrenim gördüğü yıllarda başladı.Muhsin Ertuğrul yönetimindeki LCC Tiyatro Okulunda Tiyatro eğitimi aldı.İlk tecrübe deneyimini Peter Weiss in Marat - Sade oyunundaki Marat Rolüyle yaşadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNsNC0THeWI/AAAAAAAAD-8/ES9yXazOCFI/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Uzun yıllar Ankara Sanat Tiyatrosunda Sanat yönetmenliği oyunculuk ve yönetmenlik yapan Rutkay Aziz 1987 yılında Yer Demir Gök Bakır filmiyle ilk sinema çalışmasını gerçekleştirdi.Sis.Ada.Ölü bir Deniz.Piyano piyano Bacaksız adlı sinema filmlerinde rol aldı.Televizyonda Yunus Emre,Cahide,Kurtuluş,Tutku dizilerinde oynadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNsNnwsbKGI/AAAAAAAAD_E/Gy3RYYatevw/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Evler evler adlı oyun ile en iyi oyuncu Sis filmiyle Türkiye Sinema Yazarları Derneği en iyi Erkek oyuncu ödülüne layık görüldü.Mustafa Kemal Atatürkü canlandırdığı Cumhuriyet adlı hem sinemada hemde Televizyonda dizi halinde gösterildi.Rutkay Aziz son olarak Yalçın Yelençenin yönettiği Duruşma adlı filmde Avukat Rafet i canlandırdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNsOFPqpcFI/AAAAAAAAD_M/vuiwCSHx898/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İyi derecede Almanca ve Fransızca bilmektedir.Şiir okuma ve yazma uğraşları arasındadır.Tiyatro faaliyetlerinin yanısıra 2004 yılından beri ATV de yayınlanan Avupa yakası adlı dizide çapkın Bülent karakterini canlandırmıştır.Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfının Başkanıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNsOXL0tSpI/AAAAAAAAD_U/4NPKjq5rCjw/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-2475661145069519623?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/2475661145069519623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=2475661145069519623&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2475661145069519623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2475661145069519623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/rutkay-aziz-istanbul-1947.html' title='Rutkay Aziz - (İstanbul 1947)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNsMY6NKi3I/AAAAAAAAD-0/fL3faEc61sw/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-8648154644022924101</id><published>2010-11-09T16:44:00.015+02:00</published><updated>2010-11-09T19:45:07.393+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tarih'/><title type='text'>İmparator Napoleon Bonaparte - (1769-1821)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fransız Devriminin Generali 11 Kasım 1799 dan 18 Mayıs 1804 e kadar Fransız Konsülü olarak Fransa Cumhuriyetinin ilk Başkanı sonra 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon adını alarak Fransız İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.Napolyon 15 Ağustos 1769 da Korsika nın Ajaccio kentinde doğdu.1779 yılında Brienne de öğrenim gördü.1874 te Parisien Ecole Royale Militaire (Paris Kraliyet Askeri okulu) adlı Askeri Akademiye girdi.1785 yılının Nisan ayında Valance daki Topçu Alayına Üsteğmen rütbesiyle katıldı.Aynı yılın Eylül ayında izinli olarak gittiği Korsikada Askeri ve Politik açıdan etkin bir role başladığında bağışlanarak yüzbaşı rütbesiyle göreve çağıldı.Yine Korsikada kalarak Fransaya karşı bağımsızlık mücadelesine başlıyan Korsikalı Milliyetcilere karşı Jakoben örgütlenmesinde çalıştı.Ancak Ailesiyle birlikte Fransaya kaçmak zorunda kaldı.Paristeki siyasi faaliyetleri nedeniyle bir dönem Vatana ihanetten tutuklandı. Ancak onu koruyan siyasilerin de desteğiyle serbest kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlgo8uBJWI/AAAAAAAAD98/8nUWvQCXVhk/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu arada  Fransa'da yeni bir Anayasa ve Direktuvarlık doğdu.1793 te Toulon da Kralcılar ve İngiliz İttifak kuvvetlerine karşı bir topçu komutanı olarak başarılı bir mücadele vermesiyle dikkati çekerek Tuğgeneral rütbesine terfi etti.5 Ekim 1795 de yine Kralcıların ayaklanmasını bastırmaktaki başarısıyla iç güvenlik kuvvetlerinin komutanlığına getirilen Napolyon kısa bir sürede ülkenin en saygın Askeri otoriterlerinden biri haline geldi.1796 da İtalyadaki ordunun Başkomutanı oldu.10 Nisan 1796 da General Beauharnaisin dul karısı Josephine ile evlendi.İki gün sonra Kuzey İtalyaya saldırıya geçti.Avusturya ordularını ardarda yenilgiye uğrattıktan sonra Ocak 1797 de İtalyadaki Avusturya Askeri varlığını püskürterek Viyana üzerine yürüdü.Avusturyanın ateşkes istemesi üzerine barış görüşmelerine başlanmıştır.Ancak görüşmeler uzamış Antlaşma 17 Ekim 1797  tarihinde imzalanmıştır.1798 de Mısır seferine çıkan Bonpart İngiliz Donanmasını yenilgiye uğrattı.Malta yı aldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlhQmCwA5I/AAAAAAAAD-E/TB-ZutUVEUM/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Haziran 1798 de İskenderiyeyi ele geçiren Napolyon Nil vadisi boyunca içerilere ilerlemiştir.İngiliz Amirali Horatio Nelson komutasındaki İngiliz Donanmasının Abukir körfezindeki Fransız Donanmasını imha etmesi üzerine ikmal bağlantısı kesilmiş oldu.Şubat 1799 da Suriye üzerine yürümüş fakat Akkada Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki sert Osmanlı direnişi karşısında bozguna uğramıştır.Bu yenilgi karşısında Mısıra geri dönmek zorunda kalmıştır.Cezzar Ahmet Paşa karşısında ilk yenilgesini yaşıyan Napolyonun Akka da durdurulmasaydım bütün Doğuyu ele geçirebilirdim sözü kaydedilmiştir.Ordusunu Mısır da bırakarak Fransaya döndü.9 Kasım 1799 da Hükümet Darbesiyle Fransa Tarihinde yeni bir dönem başladı.Kısa bir süre içinde Anayasada değişiklikler yapıldı.ve yönetim üç Konsülün eline bırakıldı.Napolyon en önemli görev olan birinci konsüllüğe getirildi.Ekonomi ve yasal alanda reform çabaları içine girdi.Napolyon birinci konsül olarak çok geniş yetkilere sahipti.Bu yetkilerden yararlanarak Devlet makanizmasının işleyiş etkinliğini arttıracak yönde geniş düzenlemeler yaptı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlkKe5Q2aI/AAAAAAAAD-M/dYHiZAImM0I/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fransız Merkez Bankasının kurulması,Devlet Okullarının açılarak eğitimin bir  kamu hizmetine dönüştürülmesi,(Code Napoleon'u) (Napolyon kanunları) olarak da bilinen Fransız Medeni Kanununun hazırlanması çalışmalarına başlanması,Subay okulları açılması,onun dönemindeki gelişmelerdendir.Reform ve yasa çalışmaları halk tarafından da desteklendi.1800 yılında tekrar İtalyaya girdi.ve Milanoyu aldı.1800 yılının baharında Avusturya üzerine yürüyen Napolyon komutasındaki Fransız orduları parlak bir zafer kazandılar.Şubat 1801 deki ve İngiltere ile Mart 1802 de imzalanan antlaşmalar ile Avrupada savaşlar sona ermişti.Ancak bu barış dönemi uzun sürmedi.Fransanın Avrupadaki Ekonomik ve Politik gücünün giderek artması İngiltere açısından giderek genişliyen bir tehdit oluşturmaktaydı.Sonunda İngiltere 1803 yılının Mayıs ayında Fransaya savaş ilan etti.1804 yılının Mayıs ayında Kralcıların bir komplosunu bahane eden Napolyon kendisini İmparator ilan etmiştir.Kendi eliyle taç giymiştir.Ama Paristeki Notre Dame Katedralindeki törende Papa VII Pius'un da bulunmasını sağlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlljgKLnnI/AAAAAAAAD-U/-u3gAZ6LiSc/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Mart 1805 te ise İtalya'da kendi kurduğu Cumhuriyeti lağvederek ve kendini İtalya kralı ilan etmiştir.1805 yılının Ekim ayında Fransız-İspanyol Birleşik Donanmasının Trafalgar Deniz savaşında İngiliz Donanması karşısında yenilmesi üzerine Napolyon İngiltere yerine Müttefiklerini dize getirme yolunu seçmiştir.Fransız ordusunu Manş kıyılarından orta avrupaya yürüten Napolyon Ulm ve Austerlitz Muharebesi zaferiyle Avusturyayı ve Napoliyi savaş dışı bıraköıştır.Eylül 1806 da Prusya ordusunu Jena Muharebesinde hemen ardından da Rus ordularını Friedland savaşında bozguna uğratmıştır.Temmuz 1807 de Rus Çarı I.Alexandr'la Tilsit Antlaşması imzalamış ve Rusya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır.I.Alexandr'la yapılan antlaşma Rusya İngiltereye karşı Askeri harekata kadar varacak yaptırımlar uygulama yükümkülüğünü getirmektedir.Ama I.Alexandr bu tip politikalardan kaçınmıştır.Bunun üzerine Napolyon 1812 yılı ortalarında 800 bin kişilik ordusuyla Rusya seferine girişmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlmObQuDMI/AAAAAAAAD-c/bD5CmqfDWbg/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Borodino Muharebesinde General Kutuzov komutasındaki Rus ordusunu yenilgiye uğratan Fransız ordusu Moskovaya girmiştir.Ancak Rusların bu yenilgiden sonra Rusya içine çekilmeleri,giderkende Moskovayı yakmaları ve kışın bastırması neticesinde Napolyon ordusunun barınacağı bir yer olmadığını anlamış ve Çarı antlaşma yapmaya davet etmiştir.Ancak I.Alexander bu teklifi rededer,Napolyon ise tek çareyi orduyu Fransaya geri götürmekte bulur.Fakat sert kış koşulları geri dönüşü neredeyse imkansız hale getirir.ve Fransız ordusunun yaklaşık olarak dörtte üçünün telef olmasına sebep olur.Ordusunun büyük bir bölümünü Rusya seferi sırasında kaybeden Fransa yeni bir ordu oluşturmanın zorunluklarına katlanmaya mecbur olmuştur.Üretimden çekilen işgücü ve arttırılan vergiler halkı da Napolyon'a karşı bir tutuma itmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlm6WFuUwI/AAAAAAAAD-k/QSwE2OEJBbE/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Napolyon bu dönemde kendisine karşı düzenlenen Hükümet darbesini bastırdı ve yeni bir ordu kurdu.Ancak 1813 ve 1814 te baskılar arttı.ve halk desteği düştü.Rusya yenilgisi ve içteki karışıklıklar koalisyon güçlerini cesaretlendirdi.1813 yılının Ekim ayında Napolyonun Leipzig savaşında uğradığı yenilgi onu iktidarının sonuna iyice yaklaştırmıştır.1814 te Düşman orduları Paris kapılarına dayandı.Napolyon İmparatorluk tahtını bırakarak Elbe Adasına sürgüne gönderildi.Elbe Adasından kaçarak gizlice Parise döndü.Halk desteği tekrar yükseldi.7 Mart 1815 te ise tahtına geri döndü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNmEaZLzdBI/AAAAAAAAD-s/Fo1Ct2i2uG8/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Böylece Napolyon ikinci kez tahta çıktı.Bir ordu topladı.ve Belçikaya saldırdı.Ancak Haziran ayında İngiliz ve Prusya kuvvetleri tarafından Waterloo'da büyük bir yenilgiye uğradı. Parise dönünce ikinci kez tahtından ayrılmak zorunda kaldı.Amerikaya kaçmak istedi,ancak bunu başaramadı.Ve İngilizlere teslim oldu.İngilizler onu Atlantikteki St.Helen Adasına götürdü.Son yıllarını bu küçük adada geçiren Napolyon 5 Mayıs 1821 de 51 yaşındayken öldü.Cenazesi 1840 da Parise getirilebildi ve Invalides 'e gömüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Editör'ün Notu:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x3hfq3?additionalInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x3hfq3?additionalInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-8648154644022924101?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/8648154644022924101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=8648154644022924101&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/8648154644022924101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/8648154644022924101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/imparator-napoleon-bonaparte-1769-1821.html' title='İmparator Napoleon Bonaparte - (1769-1821)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNlgo8uBJWI/AAAAAAAAD98/8nUWvQCXVhk/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-1896818185127301625</id><published>2010-11-08T04:18:00.011+02:00</published><updated>2010-11-08T04:45:54.804+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Fransa'nın İzlenimci Ressamlarından - Edouard Manet (1832-1883)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Çağının en büyük sanatçılarından ünlü bir Fransız Ressamıdır.Resim çalışmalarına Ressam Thomas Couture'ün Atölyesinde başlamıştır.Günlük olayları konu alan ilk tablolarında o sıralarda Dostluk kurduğu Baudelaire'in etkisi açıkça görülür.1865 deki İspanya seyahatinden sonra yaptığı ve tartışmalara yol açan Dejeuner sur I'herbe ve Olympia adlı tablolarında Manet çeşitli etki kaynaklarını birleştirip kişisel bir üslup ortaya çıkarmıştır.Halen Louvre Müzesinde bulunan fakat o zamanlar Salona kabul edilmeyen eserlerini 1867 de özel bir pavyonda sergilemiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdgsixRS1I/AAAAAAAAD8k/QWd5zSm-b8U/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İlk kez 1873 de Le bon bock adlı tablosu Salon'da büyük başarı kazanmıştır.Manet Arkadaşı Monet'in temsilcisi olduğu açıkta resim yapma akımını yakından izlemiş fakat Manet,Degas,Renoir,Pisarro,Berthe,ve Morisot'nun açtığı sergiye katılmamıştır.Bununla birlikte Monet ve Renoir 'la beraber gittiği Argenteuil 'de yaptığı (Argentuil) adlı tablosunda ressam izlenimci olduğunu kesinlikle ortaya koymuştur.Ahlaka aykırı olduğu için Salon tarafından reddedilen (Nana) adlı eseri,sanatçının daha sonra Emile Zola ve doğalcı Edebiyat etkisinde yaptığı bir dizi tablonun ilkidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdhM9pLnAI/AAAAAAAAD8s/UZC7TCxUWOc/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdhcwcJ4rI/AAAAAAAAD80/M5BBdivB434/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Diğer ünlü tabloları arasında La Prune , Le Bar aux Folies Bergeres , Le Printemps sayılabilir.Eduard Manet 23 Ocak 1832 de Pariste varlıklı ve birbirine bağlı bir Ailenin üyesi olarak doğdu.Annesi Eugenie-Desiree Fornier İsveç Prensi Charles Bernadotte'nin torunuydu.Babası Auguste Manet ise Fransız bir yargıçtı.ve oğlunun da tıpkı kendisi gibi hukuk alanında kariyer yapmasını istiyordu.Dayısı Charles Fornier yeğenini resim yapması konusunda teşvik etti.Sık sık Louvre'a götürdü.1845 yılında dayısının tavsiyesiyle Manet çizim konusunda özel ders almaya başladı.Bu dersler sırasında ileride güzel Sanatlar Bakanlığı yapacak olan Antonin Proust ile tanıştı.Proust-Manet dostluğu yaşamlarının sonuna kadar sürdü.1848 yılında Babasının isteği üzerine bir eğitim gemisiyle Rio de Jenerio'ya doğru  yola çıktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdh9VpPmhI/AAAAAAAAD88/d9Y1V53CF7k/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdiQwxBp5I/AAAAAAAAD9E/qXk4BPd9Yn0/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Deniz kuvvetleri sınavına iki kere girip başarısız olduktan sonra Babası sanat eğitimi almasına izin verdi.Manet 1850 den 1856 ya kadar geniş tarihi tabloları ile tanınan Thomas Couture isimli akademik bir ressamla birlikte çalıştı.Boş zamanlarında ise Louvre'daki büyük başyapıtları kopyalıyordu.1853 ile 1856 arasında Almanya,İtalya,ve Hollandayı ziyaret etti.Bu ziyaretler sırasında Frans Hals,Diego Valazques,ve Francısco Goya'nın eserlerini inceleme fırsatı buldu.Bu üç ressamdan çok etkilendi.ve daha sonraki çalışmalarında onların eserlerinden esinlendi.1856 yılında kendi Atölyesini açtı.Bu dönemdeki tarzı fırça darbelerini serbest bırakan detayları basitleştiren ve geçiş tonlarını yok eden olarak tanımlanabilir.Bu stilini Gustave Courbet tarafından başlatılan gerçeklik akımına adapte eden Manet Absent içicisi (1858-59) isimli tablosunu çizdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdi7RJQDcI/AAAAAAAAD9M/-svzmavsOoE/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdjJu5nipI/AAAAAAAAD9U/oYsAFhpNMLU/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Onun dışında ise Şarkıcılar,Çingeneler,Kafelerdeki insanlar,Boğa güreşçileri,Dilenciler gibi çağdaş konularla ilgilendi.Gençlik yıllarında eğilmeyi tercih ettiği Dini Tarihi  ya da Mitolojik resimleri daha sonraki yıllarda çok az konu edindi. Manet 1863 yılında Almanya doğumlu Suzanne Leenhoff ile evlendi.Leenhoff ile Manet aynı yaştaydılar.ve yaklaşık 10 senedir beraberdiler.Leenhoff ilk olarak Manet ve erkek kardeşine piyano çalmayı öğretmek için Manet'in Babası Auguste tarafından işe alınmıştı.Ayrıca Auguste'un metresi olduğuna dair dedikodularda vardı.Suzanne'in 1852 yılında ise Leon Koella Leenhoff ismini verdiği evlilik dışı bir çocuğu olmuştu.Bu çocuğun babasının Manet olduğu kabul edilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdjdBtCarI/AAAAAAAAD9c/83jjJOIwmkA/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdjrKqyVKI/AAAAAAAAD9k/pZCsBacm3pE/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Manet Babasının 1862 ılında ölmesinden sonra Suzanne ile  evlendi.Leon o günlerde 11 yaşındaydı.Leon Manet'ye pek çok resimde poz verdi.Bu resimler arasında en meşhuru kılıç taşıyan oğlan (1861) idi.Ayrıca Balkan isimli resimde arkada duran çocuk da leon'du. Manet kırklı yaşlarında yakalandığı Frengi ve romatizma sebebiyle vefat etti.Hastalık ressamın büyük ağrılar yaşamasına ve ölümü yaklaştıkca da kısmi felç geçirmesine sebep oldu.Sol ayağı kangren sebebiyle kesildi.1883 yılında Pariste 51 yaşındayken vefat etti ve şehirdeki Passy'e gömüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdkAmPQh_I/AAAAAAAAD9s/7z_zEdxpuyM/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdkNtzez0I/AAAAAAAAD90/7Lb76gBDwy4/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-1896818185127301625?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/1896818185127301625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=1896818185127301625&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1896818185127301625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/1896818185127301625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/fransann-izlenimci-ressamlarndan.html' title='Fransa&apos;nın İzlenimci Ressamlarından - Edouard Manet (1832-1883)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNdgsixRS1I/AAAAAAAAD8k/QWd5zSm-b8U/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6250472020651137801</id><published>2010-11-05T15:56:00.013+02:00</published><updated>2010-11-05T16:39:43.421+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Eugène Henri Paul Gauguin - (1848-1903)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Paul Gauguin 7 Haziran 1848 de Paris te doğdu. 1851 yılında Ebeveynleri ile Annesinin Akrabalarının olduğu Peru Lima ya giderler.Babası yolculuk esnasında ölür. 1855-64 ile Annesiyle geri dönerler.Okul yıllarını Orleans ta geçirir.1865-71 yıllarında Ticari gemilerde ve Donanmada gemicilik yapar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQTAjVqibI/AAAAAAAAD7M/ivZfZN5Ccj8/s400/1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Annesi öldükten sonra Donanmadan ayrılır ve Paris teki bir Bankada çalışır.1873 yılında Danimarkalı Mette Gad ile evlenir.ve bu yıllarda sanatla ilgilenmeye başlar,Empresyonist resim kolleksiyonu yapar.ve pazar günleri resim yapmaya başlar.1876 da Salonu da yapıt sergiler.1879 yılında Pisarro ile Pontoise de çalışır.1880-83 yıllarında Beşinci,Altıncı ve Yedinci Empresyonist sergilerine katılır.Cezanne ile tanışır ve ona hayranlık duyar.Bankadaki işini resim yapabilmek için bırakır.1884-85 yıllarında Pisarro nun çalıştığı Rouen a taşınır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQTeHe6dMI/AAAAAAAAD7U/E17lnFXPYtM/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQWKYIh7RI/AAAAAAAAD8E/wplKquoG_9g/s400/x7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Eşinin Copanhagen daki Ailesine katılır.Ancak sonra 5 çocuğundan biri ile Paris e döner ve orada afiş asıcısı olarak kazandıkları ile yaşamaya çalışır.1886 da Empresyonıst sergisine katılır.Emile Bernard la tanıştığı Pont-Aven Britanyaya ilk kez gider.Van Gogh ile arkadaş olur.1887 Martinique e gider Panama Kanalında çalışır.Aralıkta Fransaya  döner.1888 de Pont-Aven de Emile Bernard ile çalışır.Van Gogh la Arles te birlikte çalışırlar.Ancak bir süre sonra şiddetli kavgalardan sonra oradan ayrılır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQUAYLqaWI/AAAAAAAAD7c/ZnntqWVa0kA/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQWcY5BwtI/AAAAAAAAD8M/zO9GKb21wuA/s400/x8.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1889-90 yıllarında Paris Dünya Fuarında (Synthetis) sergisini  düzenler.Britanyada yaşar.1890 sonunda Tahitiye gitmek için Paris e döner.1891 de yolculuğu için para sağlamak için resimlerini açık arttırma ile satışa çıkarır.Paris ten Nisan da ayrılır.Papeteete ye Haziranda varır ve vahşi doğa içerisine yerleşir.1893 te hasta ve borç içerisinde Ağustos ta Fransa ya döner.Amcasından kendisine küçük bir miras kalır.Pariste bir Atölye tutar ve Durand-Ruel de yapıtlarını sergiler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQU9C19AuI/AAAAAAAAD7k/00Hn64zeboU/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQWtiny4mI/AAAAAAAAD8U/-p9LPjA1b2I/s400/x9.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1894 de Kophenhag a kısa ziyaretler,yılın çoğunu Britanyada geçirir.Bir denizci ile kavgada ayak bileğini kırar,1895 te Tahiti ye geri dönmeye karar verir.İkinci bir müzayededen sonra Paris ten ayrılıp Temmuzda Papeete ye varır yine şehrin dışında bir yere yerleşir.1896-1897 de tekrarlayan hastalıklar,Hastahanede kalışlar,Artan borçlar, Pahura adlı 14 yaşında bir kız ile birlikte yaşar.1898 de intihara teşebbüs eder.1899 da Vollard ile resimlerin satışı konusunda kontrat yapar.Tekrar hastahaneye yatar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQVU8PFS_I/AAAAAAAAD7s/fpeYozB17Ys/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQW997AVjI/AAAAAAAAD8c/F7HbNbChO1k/s400/x10.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1901 de Markiz Adalarından Dominique Adasındaki Atuona ya taşınır.Pahura onunla gelmeyi reddeder.1902 de tekrar hastalanır,Fransaya dönmeyi düşünür, 1903 yılında bir siklon adanınaltını üstüne getirir,Adadaki otoriterlerle kavga eder,yazdığı bir şikayet mektubundan dolayı 3 ay hapse mahküm olur,8 mayısta Atuona da ölür.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQVrtmRsjI/AAAAAAAAD70/7ynVcrcB21I/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQV7fWsHvI/AAAAAAAAD78/PqZLIyXmV8U/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6250472020651137801?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6250472020651137801/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6250472020651137801&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6250472020651137801'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6250472020651137801'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/11/eugene-henri-paul-gauguin-1848-1903.html' title='Eugène Henri Paul Gauguin - (1848-1903)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TNQTAjVqibI/AAAAAAAAD7M/ivZfZN5Ccj8/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-2729657642366653082</id><published>2010-10-30T14:00:00.012+03:00</published><updated>2010-10-30T14:51:03.223+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>O Bir Üstad - Müjdat Gezen (29 Ekim 1943)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Müjdat Gezen - 29 Ekim 1943 Tarihinde İstanbul Kanatlarımın Altında, Fatih semtinde eski TRT Müsizyenlerinden Necdet Gezen ile Macide Hanımın oğlu olarak dünyaya geldi. Oyunculuk yeteneğinin farkına varan İlkokul Öğretmeninin zoruyla ilk defa 1953 yılında Küçük Çiftçiler adlı bir İlkokul piyesiyle sahnelere adım attı. Sanatın diğer dallarıyla da alakalı olan küçük oyuncunun yazdığı şiirler de aynı yıl Doğan Kardeş adlı çocuk Dergisinde yayımlandı. İlerleyen yıllarda İstanbul Radyosu bünyesinde kurulmuş olan çocuk kulübü korosuna katılarak  şarkı söylemeye başladı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv7pwC5igI/AAAAAAAAD6E/tIEr_pnmKDY/s400/1205077311c7e70142c87be39a84d5d275d64ea67f.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ortaokulun ardından Lise öğrenimi için dönemin birçok ünlüsüne eğitim vermiş,Türkiyede ilk defa ders dilini Türkçeye çevirmiş Okul olan Vefa Lisesine giden Gezen, Uğur Dündar ve Kemal Sunal ile burada tanıştı. ve Arkadaşlıkları uzun yıllar boyunca devam etti. 1959 yılında 16 yaşındayken sahne sanatlarına duyduğu ilgiyi ve yeteneğini görmezden gelmeyen ve anlaşmaları uyarınca sözünü tutan Babası Necdet Bey onu İstanbul Belediyesi şehir Tiyatrolarına yazdırdı. Ve arkadaşı olan Sahne Amiri Kemal Tözem e emanet etti. Böylece 1960 yılında Profesyonel oyunculuk hayatına adım atmış olan Gezen in kariyeri bu dönemden sonra hızla yükselişe geçti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv8h-jskAI/AAAAAAAAD6M/O0pyzGNHIh0/s400/mujdat-gezen-5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Gezen 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatvuarının açtığı sınavı kazanarak Tiyatro Bölümüne girdi ve eğitiminin yanı sıra burada sahnelenen oyunlarda rol almaya başladı.Ertesi yıl yönetmenliğini Yılmaz Atadeniz in yaptığı yedi kocalı Hürmüz filmi ile ilk defa kamera önüne geçti. Sonrasında 1963 yılında Muammer Karaca ve Münir Özkul Tiyatrosunda oyunculuğa devam ederek Kamudan özel sektör sahnelerine adım attı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv9Yh-g4EI/AAAAAAAAD6U/IlXVpEem_bM/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1964 yılında Askerlik görevini yerine getiren Gezen bu dönemde oyun yazarlığına ağırlık verdi.1966 da ise Ulvi Uraz Tiyatrosunda rol almaya başladı. Aynı dönemde Denizciler Geliyor adlı komedi filminde oynadı. Ertesi yıl kendisi gibi oyuncu Arkadaşlarıyla biraraya gelerek Halk oyuncuları adlı oluşuma imza attı. 1968 ilk defa kendi adını taşıyan özel Tiyatrosunu kurdu. Öte yandan da İstanbul  Tiyatrosunda rol almaya devam etti. Aynı yıl Güzin Hanımla hayatını birleştirdi ve bu evlilikten iki yıl sonra Elif adını verdikleri bir kızı dünyaya geldi. 1969 da Berduş ve 1970 yılında da Karagözlüm adlı sinema filmlerinde rol alarak beyazperdede boy gösterdi. Bu dönemde Uğur Dündar ve Perran Kutman la birlikte izleyici tarafından çok büyük ilgiyle karşılanan  Programları hazırladı. Bu ilginin nedeni ise Ülkenin sosyal durumuna yönelik eleştirel bakış açısı, komedi unsurlarıyla birleştirerek işlenmesiydi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv-jVpFp9I/AAAAAAAAD6c/vFDGEI5B8g0/s400/mujdat-gezen-2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yine 1982 de o dönemler Üniversitede öğretim görevlisi olan güldürü üstadı Kandemir Konduk la biraraya gelerek Güldürü üretim merkezi (GÜM)  ü kurdu.TV programlarından Tiyatro sahnelerine Gazetelerin,Dergilerin güldürü sayfalarına kadar birçok alanda hizmet veren (GÜM) Bu faaliyetlerinin yanı sıra birçok genç mizah yazarına da kapılarını açtı. ve onların kariyerlerine önemli katkılar da bulundu. 1981 ve 1983 yıllarında çok beğenilen Gırgıriye adlı seri filmlerde rol aldı.ve canlandırdığı Darbukatör Baryam tiplemesiyle hafızalara kazındı. 1984 te Gülümseyen Dünya ve 1986 da Kobay adlı filmlerin çekimi için bu defa kamera arkasına da geçen usta oyuncu sinema çevrelerinin görüşüyle paralel bir şekilde kendini yönetmenlik konusunda başarılı bulmadı.Kısa süren ilk evliliğin ardından Gezen 1988 de ikinci kez Leyla Turgut la nikah masasına oturdu. 1991 yılına gelindiğinde tüm mal varlığını satmasının yanı sıra büyük bir borç yükünün altına girerek İstanbul  Kadıköyde satın aldığı eski bir köşkü restore ettirerek Müjdat Gezen Sanat Merkezini (MSM) kurdu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv_iWgiOZI/AAAAAAAAD6k/egI8R0p0Rbw/s400/img_5729.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ekranlarda ve sahnelerde gördüğümüz birçok başarılı yeni yeteneği bünyesinden çıkaran bu sanat merkezinin en güzel yanı eğitimin ücretsiz olmasıydı.Ancak o dönemlerde ücretsiz okul açmak yasak olduğu için bu teşebbüsü nedeniyle Gezen iki yıl boyunca hapis cezasıyla yargılansa da sonunda beraat etti.ve okul da ücretsiz eğitim vermeyi sürdürdü. 1992 yılında MSM Bünyesinde MSM Ormanı kurarak başarılı bir sosyal projeye daha imza attı.Sanat yaşamı boyunca Hamlet'i canlandırmak istemiş olan oyuncu, rol aldığı üç oyunda da figüranlıkla yetinmek zorunda kalsada 1995 de kaleme aldığı Hamlet Efendi oyunuyla ödüle layık görüldü. ve bu oyun Devlet Tiyatrolarında sahnelendi.2000 yılında MSM bünyesinde eski sinema ve Tiyatro Emektarlarının geri kalan hayatlarını daha sağlıklı ve huzurlu bir ortamda geçirmesi amacıyla bir Huzurevi açtı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv_7BT2nZI/AAAAAAAAD6s/4eRG3KRJSAk/s400/File.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Yaklaşık 50 yıllık sanat hayatı boyunca 100 kadar sinema filminde, 50 cıvarında Tiyatro oyununda 1000 den fazla Radyo ve TV Skecinde yer alan Müjdat Gezen görsel sanatların yanı sıra, yazın çalışmalarıyla gündeme gelmiş ve 38 tane kitap kaleme almıştır.Bu kitapların 9 u Üniversitelerde yardımcı ders kitabı olarak okutulmaktadır.Özellikle Aziz Nesini anlattığı, Ç.Arkadaşım Aziz Nesin,Ustalarım, ikibuçuk lira için,Komikler ağlamaz, Eşeğin karnındaki elmas, Bir bulut olsam, Şiirim geldi bırakın beni (Şiir kitabı) Artiz mektebi, Oyunculuk eğitimi,Oyunculuk el kitabı, Galiba ben sanatçıyım, yazdığı kitaplardan bazılarıdır. Ağlama Palyaço makyajın bozulur, Müjdat Gezen, kitabı da Halit Kıvanç tarafından kaleme alınmıştır. 25 üzerinde Tiyatro oyunu, 8 sinema filmi, ve 5 TV Dizisinin de yönetmenliğini üstlenmiş, aşırı derecede simetri  denge ve hastalık takıntısı var.Şimdi de Değerli sanatkarın şiirlerinden seçtiğimiz bir kaçını şiir seven Dostlarıma sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMwAX8k4y_I/AAAAAAAAD60/-nakwhABX6Y/s400/m%C3%BCj1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"&gt; İLKE&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  İlkelerin olacak&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Seni satın alamıyacaklar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Aptalların uydurduğu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Atasözlerine inanmıyacaksın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Paranın satın alamıyacağı şey yoktur&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Herkesin fiatı vardır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Gibi sözlere inanmıyacaksın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Onurunla, Kimliğinle, ve&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Beyninle yaşıyacaksın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Üreteceksin, Seveceksin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Sevileceksin, inançlarının&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Arkasında duracaksın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Sevgilerin karşılıksız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Yardımların gizli olacak&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Seni attan, ottan ayıran&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Özelliğin farkına varacaksın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Çünki sen insansın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ve bunu yakaladığın gün&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Bembeyaz yaşıyacaksın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    &lt;span class="Apple-style-span"&gt;ŞİİRİM  GELDİ  BIRAKIN  BENİ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Şiirim geldi bırakın beni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Bir kibrit farzedin ve yakın beni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Bir ceketmiş gibi askıya takın beni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Bir çiviymiş gibi duvara çakın benş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Şiirim geldi bırakın beni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;DELİ   YÜREĞİM&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Oy benim deli yüreğim, az çektirmedin bana&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Gün geldi kuş olup zıpladın daldan dala&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Artık yoruldun mu nedir, yüz vermiyorsun dallara&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Oy benim deli yüreğim, ne diyeyim ben sana&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;BABAM&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Babam çok iyi Adamdı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Daha doğrusu Babam Adamdı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMwBETKww4I/AAAAAAAAD68/y5Mau0mLsaE/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;ŞİZOŞEMS&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Öyle zamanlar tehlikelidir, Şemsettin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ya gel cebime saklan,ya bırak şapkana saklanayım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Kim vurduya gider insan,fırsat yokki kendimi savunup aklanayım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Bir ara sende biliyorum, Kedilerden korkuyordun&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Çünkü kendini işkembe zannediyordun&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Böyle birşey bende atlattım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  İskemle sandım kendimi bir süre&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Üzerime oturacaklar diye korkulardaydım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ama sonra yırttım Şemsettin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Kendime telkinler yaptım * sen iskemle değilsin* diye diye&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  İnandırdım kendimi, sana hak vermiyor değilim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ama Şemsettin zaman kötü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Aslında ne  sen ne ben ikimiz de deli falan değiliz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Herkes oynatmış&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Sadece sen ve ben normaliz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ama Şemsettin laf aramızda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Laf Aramızda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Laf Aramızda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ama sonra yırttım Şemsettin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Şemsettin laf aramızda kaldı çıkamıyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Kendini ifade edemior bir türlü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ama çok dikkatli olalım Şemsettin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Sende farkettin zaman kötü,en iyisi biz işi deliliğe vuralım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Sen kedilerden kork işkembesin diye&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ben insanlardan korkayım iskemleyim diye&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Ve iskemle üzerinde işkembe,Çarşamba, Perşembe&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Gün say Şemsettin gün say&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Çünki nasıl olsa birgün gelip bizi alacaklar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Bu işten yırtmak için saat numarası yapalım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Sen yelkovan ol ben yengeç&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Soranlara tek cevap verelim *vakit çok geç*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Vakit çok geç &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  Vakit çok geç Şemsettin geldiler...............&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"&gt;Kaynak - (Biografi  İNFO)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object width="480" height="360"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xaq9go?additionalInfos=0"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xaq9go?additionalInfos=0" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xaq9go_yiirim-geldi-byrakyn-beni-yizoyems_music"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-2729657642366653082?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/2729657642366653082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=2729657642366653082&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2729657642366653082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/2729657642366653082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/10/o-bir-ustad-mujdat-gezen-29-ekim-1943.html' title='O Bir Üstad - Müjdat Gezen (29 Ekim 1943)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMv7pwC5igI/AAAAAAAAD6E/tIEr_pnmKDY/s72-c/1205077311c7e70142c87be39a84d5d275d64ea67f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-8193371103290063938</id><published>2010-10-29T08:09:00.007+03:00</published><updated>2010-10-29T08:23:21.583+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Amerikan Pop Müziğinin Starı - Rihanna (20 Şubat 1988)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Robyn Rihanna Fenty (20 Şubat 1988) Bilinen adıyla Rihanna 1 Grammy ödülü Barbados asıllı ABD Li şarkıcıdır. Rihanna müzik hayatında ilk defa Lisedeyken iki Arkadaşıyla birlikte kurduğu gurupla başladı. 2004 senesinde katıldığı bir şovda Mariah Carey'nin Hero parçasını seslendiren Rihanna 15 yaşındayken tanıştığı Müzik Prodüktörü Evan Rogers aracılığıyla kaydettiği Demonun Def Jam Şirketine ulaşmasıyla bu şirketle 16 yaşındayken anlaşmaya vardı. 2005 senesinde ilk Albümü Music of the sun ile Amerika listelerinde 10 numara olmayı başaran Rihanna, Albümden çıkarttığı Single (Pon De Replay) Amerika ve İngiltere listelerinde 2 numaraya kadar çıktı. Tüm Dünyada 2 milyon satan Albüm, Amerikada 500.000 satarak Rihanna ya altın plaket kazandırdı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpX7Gkgq4I/AAAAAAAAD5U/1SjSHav0X8c/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;2 nci Albümü A Gırl Like Me'yi 2006 senesinin Nisan ayında çıkartan Rihanna, bu albümle Amerika listelerinde 5 numara olurken, İngiltere listelerinde 6 numaraya yükseldi. Albümden çıkan Single (S.O.S) Rihanna nın  Amerikan listelerindeki ilk bir numarası oldu. Ve Albümden 2 Single olarak Unfaitful, parçası yayınlandı. Unfaitful Amerika listelerindede 6 numaraya ulaşırken Albümden ayrıca We Ride single olarak piyasaya sürüldü. 3. Stüdyo Albümü Good Girl Gone Bad 5 Haziran günü piyasaya sürüldü.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpYbEN-rQI/AAAAAAAAD5c/aEFu4gbUNuE/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Albüm çıktığı ilk gün Amerika başta olmak üzere tüm Dünya listelerinde 1 numaradan giriş yaptı. Ortalığı alt üst eden Single Umbrella ile listelere bir numaradan giriş yapmakla kalmayıp daha önce Whitney Houston'ın I Will Always Love You şarkısıyla listelerde en uzun süre 1 numarada kalan kadın şarkıcı rekorunu egale etti. Aynı zamanda single 8.686.000 tiraj yaparak Madonna, Mariah Carey, ve Britnney Spears gibi single'ı en çok tiraj yapan kadın şarkıcılardan biri oldu. Bu Albümle satışların hala devam etmesiyle 8 milyondan fazla satış grafiği yakaladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpY3DD4pzI/AAAAAAAAD5k/1s3qZ3cH04A/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ardından çıkardığı 2 single Dont stop the musıc ve Shut Up And Drive Amerikan listelerinde 1 numara olan pop yıldızı 2007 MTV Video Müzik ödüllerinde yılın Videosu ve yılın single'ı kategorisinde ödülü kimseye kaptırmadı. ve 2 MTV Ödülü kazanıp geceye damgasını vurdu. 3. Single'ı Hate That I Love you şarkısıylada iyi liste başarısı gösteren Rihanna, Take A Bow ve Disturbia Single ile de bir numaraya ulaşarak yılı zirvede kapadı. Son olarak FHM Dergisine verdiği pozları Gilette Markasıyla yaptığı 1 milyon dolarlık anlaşma ile gündemde.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpZYuYRKsI/AAAAAAAAD5s/h7fFi8SkXgo/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Barbados doğumlu şarkıcı doğduğu yere bağlılığını her fırsatta dile getirerek yöresel etnik takılar ve giysiler giyiyor.Özellikle herzaman rengarenk ojeler sürmesi dikkat çekiyor. 2006 yılından beri Umbrella isimli şarkısının remixi sırasında tanıştığı R-B Şarkıcısı Chris Brown ile birliktedir. İkili Ağustos 2008 de nişanlanmışlardır. ve Los Angeles 'ta birlikte yaşamaktadırlar. 8 Şubat 2009 tarihinde sevgilisi Chris Brown ile yaşadığı şiddetli tartışma sonucu darp edilen Rihanna aldığı darbeler sonucu yüzünde morluklar ve vücudunda darbe izleri oluşan Rihanna Chris Brow'nı polise şikayet etti. Kendi rızasıyla teslim olan Chris Brown 50 bin dolarlık kefalet ödeyerek serbest kaldı. Polis Merkezinde çekilen resmi basına sızdırılan Rihannanın alnında, yüzünde, burnunda ve çenesinde ağır darbeler olduğu gözükmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpZz46UvOI/AAAAAAAAD50/QX-StaarpoU/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;9 Mayıs 2009 tarihinde Basına uygunsuz fotografları  yayılan Rihanna, Bu fotografları yayınlayanlara karşı dava açtığını bildirdi.Konserleri ardı ardına gelen Last Gırl on Earth turnesi kapsamında İstanbul da unutulmaz konser veren Rihanna, İspanya da Rock in Rio Müzik Festivali kapsamında verdiği konserler izleyicileri coşturdu. Amerikanın yeni 1 numarası fırtına gibi esmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpaJ9sWVWI/AAAAAAAAD58/7mHhNRbAToc/s400/x6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-8193371103290063938?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/8193371103290063938/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=8193371103290063938&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/8193371103290063938'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/8193371103290063938'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/10/amerikan-pop-muziginin-star-rihanna-20.html' title='Amerikan Pop Müziğinin Starı - Rihanna (20 Şubat 1988)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMpX7Gkgq4I/AAAAAAAAD5U/1SjSHav0X8c/s72-c/x1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-7742901938143606187</id><published>2010-10-27T20:39:00.008+03:00</published><updated>2010-10-27T21:51:04.109+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Hollywood Sinemasının Unutulmaz Komedyenleri - Stan Laurel (1890-1965) Oliver Hardy (1892-1957)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Laurel - Hardy  Yirminci yüzyılın çeğreyinde çevirdikleri kısa filmlerle ünlü olmuş Amerikalı komedi ikilisi. Bu ikilinin üyeleri cılız olan Stan Laurel ve onun ortağı Gürbüz oğlan Oliver Hardy'dir. Hardy George eyaletindendir. Ve Laurel İngiltere doğumludur. Bu ikili Sinema tarihinin en ünlü ve en iyi ikilisi olarak anılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhlGoOMAmI/AAAAAAAAD4M/NEaaueAvewc/s400/aacomedy25.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Stan Laurel İngiltere doğumluydu Asıl adı Arthur Stanley Jefferson olan sanatcı daha 6 yaşındayken sahneye çıktı. Fred Karno'nun Trupuyla Amerikaya gitti. Orada gelişen Tiyatro ve Sinema sanayiinin imkanlarını görünce o ülkede kaldı. Vodvilde kazandığı başarı onu Hollywood a getirdi. O yıllarda iki bobinlik komik filmlerin kralı olarak tanınan Hal Roach'ın yanına girdi. Oliver Hardy ise ABD nin Güney yörelerindendi. Çocuk yaşta sahneye çıkıp şarkı söylemişti. (Tombul bir Bebek olmalıydı) sonra Askeri koleje gitmiş,yarıda bırakarak Sinemayı denemek istemişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhmDxcP4rI/AAAAAAAAD4U/392Dck8fie0/s400/x1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İkili ilk kez 1917 yılında Lucky Day adlı filmde biraraya geldi. Ama bu film onlara şans getirmedi.Aslında Hal Roach'a göre neden başkaydı. Aslında Hal Roach'a göre neden başkaydı, ünlü yapımcı 1980 yılında 90 ına yaklaştığı sıralarda kendisiyle yapılan bir konuşmada şöyle diyor - Önce Oliver ya da takdığımız adla Babe Hardy vardı. Komedilerde sevimli veya kötü şişmanı oynuyordu.Biri bana Main Street'teki Tiyatroda çok komik bir İngiliz olduğunu söyledi, Kalktım gittim beğendim 7 yıllık bir kontratla Stan Laurel'i kendime bağladım. Ama çok açık yeşil gözleri vardı,ve o dönemin nitratlı filmlerinde kör gibi duruyordu. Böylece bizimle Gag-man olarak kaldı. Sonra pankromatik denen yeni bir film bulundu. Onunla denedik gayet iyiydi. Sonra ikisi birlikte film yaptılar. Adeta rastlantısal olarak birlikte öyle iyidilerki birkaç önemsiz film daha çektiler. Sonunda saygın yönetmenimiz Leo Mac Carey onları aldı,Putting Ponts on Phılip'te bir arada oynattı. Çok komik bir film oldu. ve sonra hiç ayrılmadılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhm038UWPI/AAAAAAAAD4c/L5v9X1XGS4w/s400/x2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Laurel ve Hardy sessiz film döneminde 1926 dan başlıyarak 60 ı aşkın kısa filmde oynadılar. Sessiz dönemde sanatları doruğa erişmiştir. Ama birçok ünlü komedyenin aksine sesli sinemanın gelişi de onları rahatsız tmez. Sesleri sanki harekete dayalı komedilerine bir unsur aha ekler gibidir. Üstelik genelde olininbaşına gelen kazalar ses ögesiyle daha da desteklenir.Örneğin bir düşmenin bir yıkılmanın veya bir tahribatın sadece başlangıcı gösterilir,gerisi ise arkadan gelen korkunç şangırtılar gümbürtülerle çözümlenir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhy_RrCoII/AAAAAAAAD4k/HMQC_1sUrgM/s400/MusicBoxStill8-1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Felaketin etkisi daha da artmıştır. Slaps Tick (Düşüp kalkma güldürüsü) kralıdır onlar. Nitekim 1930 sonrası filmlerinden bazıları unutulmazdır. Pardon Us, Diavolo, Suns of the Desert, Babes in Toyland, The Bohemian Girl, Blockheads, The Flying Deuces, Chump at Oxford ,Saps at sea, tüm 30 lu yıllarda hızla değişen bir Dünyaya karşın ikilinin filmleri hep popüler ve etkili olmayı başarır. Ve bu yıllarda uzun filmlerin kesin egemenliğine karşın emektar Hal Roach eski bir geleneği sürdürerek ikiliye yine sayısız kısa filmde oynatır. Ve bunlardan biri olan The Musıc Box'la bir Oscar ödülü bile alırlar. (1932)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhzo-7iw_I/AAAAAAAAD4s/avW7RLJCJcc/s400/x3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;40 lı yıllarda ise kısa filmler bitecek uzun filmler azalmakla birlikte sürecektir. Ama savaşın sonuyla birlikte efsane artık tarihe karışacaktır. Tam 20 yıl insanları böylesine güldürmek yeterlidir. ikili ancak Fransa'da bir araya gelir ve Atol-K adlı filmi çevirirler, Ama bu ne yazık ki tam bir fiyasko olur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhz_lBrMlI/AAAAAAAAD40/utoPFEsOJPc/s400/x4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Laurel ve Hardy ikilisinin sonu eski dönemin ünlü yıldızlarından farklı olmaz,Ollie sahneyi önce terk eder,1957 de ölür. Stan 8 yıl daha dayanır, 1960 yılında komedi sineması alanındaki yaratıcı öncülüğü için bir özel Oscar alır, Ama bu onun unutulmuşluk, giderek sefalet içinde hayata veda etmesine engel olmaz. İnsanlık kendisini güldürenlere karşı pek minnetkar davranmamıştır. ve sayısız komedi ustası yoksulluk içinde ölüp gitmiştir. Ama onların komedileri sanırım daha uzun yıllar büyük keyifle izlenecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;Mehaz - Vikipedi ve Sn. Atilla Dorsay'ın 100 yılın  150  Oyuncusu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMh0cRFVApI/AAAAAAAAD48/w9gYvtmIxds/s400/x5.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-7742901938143606187?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/7742901938143606187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=7742901938143606187&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7742901938143606187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7742901938143606187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/10/hollywood-sinemasnn-unutulmaz.html' title='Hollywood Sinemasının Unutulmaz Komedyenleri - Stan Laurel (1890-1965) Oliver Hardy (1892-1957)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TMhlGoOMAmI/AAAAAAAAD4M/NEaaueAvewc/s72-c/aacomedy25.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6033030253236561109</id><published>2010-09-27T15:55:00.006+03:00</published><updated>2010-09-27T16:12:51.853+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Amerika'nın Gelenek ve Görenekleri - Şükran Günü (Thanksgiving)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;1620 lerde Avrupadan yerleşim için ilk kez Mayflower gemisiyle ABD ye gelen Pilgrimler ilk geldiklerinde aylarca süren yolculuklarından dolayı hasta ve açtırlar. Kızılderililer onları karşılar ve yiyecek verirler. Hindi avlamasını, Mısır ekmesini öğretirler. Üç yıl sonra İngiliz Vali William Bradford büyük bir yemek hazırlar. ve kızılderilileri çağırır. Kızılderililerin şefi Massoit 90 kişiyle bu törene katılır. O Günden sonra her hasat sonrasında yemek geleneği sürer. 1863 te Başkan Abraham Lincoln şükran Gününün Ulusal Bayram olmasını önerir. Ancak bu öneri 1941 de kongrede karara bağlanır ve her yılın Kasım ayının son Perşembesi Şükran Günü olarak Ulusal Bayram ilan edilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCUxiYAsrI/AAAAAAAAD3k/W1Y37K5n9Ts/s400/abd_sukrangunu_thanksgiving.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Thanksgiving Tanrıya teşekkürleri iletmenin ve minnettarllığın bir ifadesidir. Bizde Şükran Günü olarak bilinen bu günü Amerikada ilk kez Pilgrimler kutlamıştır. Pilgrimler yeni İngiltereye (New England) Bölgesine yerleşen ilk insanlardır. Yerlisi oldukları İngilterede gördükleri dini zulümler yüzünden 1609 yılında dini özgürlüklerini elde etmek için İngiltereden ayrılıp Hollandaya göç ettiler. Birkaç yıl sonra Pilgrimlerin çocukları Felemenkçe konuşmaya ve Hollandanın yaşam tarzına bağlanmaya başladılar.Hollandalıların düşünce ve yaşam tarzlarının çocukların eğitimi ve ahlakları için bir tehlike oluşturmaya başladığını düşünen Pilgrimler Hollandadan ayrılmaya ve daha iyi bir yaşam için Yeni Dünyaya gitmeye karar verdiler.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCVyvMN_NI/AAAAAAAAD30/WBAFPvqL1gM/s400/penn.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;6 Eylül 1620 de Mayflower adında bir gemi ile toplam 102 kişilik bir gurup Yeni Dünya kıtası olan Amerikaya hareket etti. Soğuk ve uzun süren yolculuktan sonra 11 Aralık 1620 de (Plymouth Rock) denilen bölgeye gelip yerleştiler. Amerikada geçirdikleri ilk kış Pilgrimleri harab etti. Soğuk ve açlık 46 Pilgrimin yaşamını yitirmesine neden oldu. Bölgeye gelen kızılderililerin yardımı ile ve havaların ısınmasıyla beraberPilgrimler toparlanmaya başladı ve ilk kışı atlattılar. Ekim ayında aldıkları hasat çok başarılıydı. ve kış için yeterli yiyecekleri oldu. Mısır, Patates, ve kabak ilk ektikleri ürünlerdi. Evlerini inşa etmişler ve kızılderili komşuları ile barış içinde yaşamaya başlamışlardı. O zamanın Valisi William Bradford bütün kolonistler ve kızılderililer tarafından kutlanması için Şükran Gününü ilan etti.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCVTlfCbGI/AAAAAAAAD3s/2esNnGvKroI/s400/Norman%2520Rockwell%2520Print.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Her yıl kutlanan bu Şükran Günü geleneği yıllarca devam etti, ve ediyor. 1770 lerin sonundaki Amerikan İhtilali sırasındaki Anayasa Meclisi (İlk Meclis) tarafından bu günün ulusal bir gün olması teklifi getirildi. 1817 de Newyork eyaleti Şükran gününü geleneksel bir gün olarak kabul etti. 19 yüzyılın ortalarında diğer eyaletlerde Şükran Gününü kutladı. 1863 te Başkan Abraham Lincoln şükran gününün ulusal bir gün olmasına karar verdi. O günden itibaren Amerikan Tarihindeki her Başkan her yıl Kasım ayının 4 ncü Perşembeyi tatil olarak belirleyip bir Şükran Günü kutlaması yayınladı.Şükran Günü kızılderililer arasında ise yas günü olarak kutlanmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCWT9RuNlI/AAAAAAAAD38/g5bMbfnHqBY/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bu kutsal günde Tüm Aile fertrlerinin bir araya geldiği yaşlıların hatırlandığı ve her zamankinden daha fazla müsamahakar olan Amerikalılar için bu günün anlamı, Allahın verdikleri için çokça şükür kimi yaşlılar, nerede o eski şükran günleri ? diye yakınsalarda Thanksgiving Amerikanın havasını değiştiriyor. Aile fertleriyle bir araya gelip fırında hindi,tatlı patates  ve kabak tatlısı yenilen ve üzerine Amerikan futbolu seyredilen Şükran Günü hala anlamını koruyor. Klasik şükran günü yemeğinde  yemek başlamadan önce sofradaki herkes sırayla yüksek sesle şükrünü ifade edip dua ediyor. Ve Amerikalıların % 64 ünün Grace adı verilen özel şükran günü doğasını yaptığı belirtiliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCXTB1oR7I/AAAAAAAAD4E/c4XEXbnEUAQ/s400/hindi-dolmasi.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6033030253236561109?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6033030253236561109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6033030253236561109&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6033030253236561109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6033030253236561109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/amerikann-gelenek-ve-gorenekleri-sukran.html' title='Amerika&apos;nın Gelenek ve Görenekleri - Şükran Günü (Thanksgiving)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCUxiYAsrI/AAAAAAAAD3k/W1Y37K5n9Ts/s72-c/abd_sukrangunu_thanksgiving.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-8932307467424218590</id><published>2010-09-27T15:25:00.007+03:00</published><updated>2010-09-27T15:45:52.640+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Boğa Güreşleri ve Festivali - (İspanya)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Boğa Güreşi Boğa ile mücadele ve sonunda Boğayı kılıçla öldürme esası üzerine kurulmuş bir spor.Boğa Güreşinin başladığı yerin Girit olduğu tahmin edilmektedir. Buradan Etrüsklere ve Romalılara geçti. Sekizinci yüzyıla kadar önemini kaybeden Boğa Güreşi Faslılar tarafından bu yüzyılda İspanya ya sokuldu. 15 nci yüzyılda İspanya'da Milli Spor olarak kabul edildi Halen İspanyolların çok sevdikleri bir spor gösterisidir. Günümüzde Portekiz, Kolombiya, Peru, Ekvator, Venezuella, ve Fransa'da büyük rağbet gören bir spordur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCPG56xAzI/AAAAAAAAD20/z6nDFJvQ9dE/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Boğa Güreşinde gaye özel olarak yetiştirilmiş bir Boğanın Matador tarafından (Arena) denilen özel sahada yenilmesidir. Boğa Güreşine çıkan kişiye Matador denir. Bunun çok çeşitli refleks sahibi, ani karar verebilen elindeki pelerini çok ustaca kullanabilen, Fizik olarak güçlü kuvvetli olması lazımdır.Güreşe çıkan Boğada da cesaret, soyluluk, canlılık aranır. Özel olarak yetiştirilen Boğaların hareketlerine ilk başlangıçta çok dikkar edilir. Güreşe müsait olanlarını ayırarak yetiştirilmesine itina gösterilir.Saldırıya geçmesi, süratli hareketi, saldırıya geçtiğindeki gözü pekliliği canlılığı bir güreş Boğasında aranılan belli başlı özelliklerdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCQAAdwxfI/AAAAAAAAD28/dTa9x95yEyE/s400/LIVEIM~1.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Boğa Güreşleri Plazas de Toros denilen çember şeklindeki Arenalarda  yapılır. Seyircilerin oturduğu sıraları Boğalardan korumak için ön taraflarına görüşe mani olmayan yüksek duvar yapılmıştır.Arenaya açılan üç kapı vardır. Birinden Matadorlar diğerinden Boğalar içeri girer. Üçüncüsünde ise öldürülen hayvan dışarı çıkarılır.Boğa Güreşleri üç safhada yapılır. Birinci safhada Pikador denilen süvariler Boğanın ilk saldırısını önlerler. İkinci safhada Boğa saldırıya geçmesi için kışkırtılır. Boğanın iki omuzuna rengarenk kağıtlarla süslü üç dört sivri uçlu şişler saplanır. Böylece hayvan iyice öfkelenmiş olur, son safhada artık tamamen Matadorun maharetine bırakılır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCQfLyKUQI/AAAAAAAAD3E/KnPlY_mmdvY/s400/sanferimagenesg19.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Matador çeşitli oyunlar sergiliyerek Boğayı safdışı etmeye çalışır. Değneye tutturulmuş kırmızı renkli kumaşı kullanarak Boğanın başını aşağıya doğru eğmesini temine uğraşır. Çeşitli Artistik gösterilerin sonunda kılıcı Boğayı öldürecek şekilde batırması ile güreş son bulur. Bazen bu işin başarılması mümkün olmıyabilir. Kılıcın kırılması Matadorun Boğanın boynuzları arasında parçalanması da ihtimal dahilindedir. Aslında Boğa Güreşi çok tehlikelidir. Fakat bütün tehlikesine rağmen heyecanla takip edilen güreşlerin olduğu günlerde eğlenceler tertip edilen&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bir spordur.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCQ8EDMlwI/AAAAAAAAD3M/oHh7imNhyQc/s400/torero.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Her yıl İspanya nın Turistik Kasabalarında eğlence adına 40.000 Boğa öldürülüyor. Boğaların katledilmesi kadar acı olan bir başka gerçek ise İspanyolların çoğunun bunu ulusal kültür olarak nitelemesi, Ama birçok İspanyol Hayvan koruma kuruluşu bu ( Kan kültürünün ) sona erdirilmesi için son yıllarda ciddi bir çaba içindeler.Boğa Güreşlerinin kökünde aslında çok eski bir mit yatıyor. (Taurobolium) denen Boğa kurban etme ritüeli MS- 160 Yılında Roma İmparatorluğunda başlamıştı. Amaç Boğanın kanı ile güçlenmek yeniden doğmaktı. Kurban adayan kişi öldürülen Boğanın gücüne kavuşacağına ve yeniden doğacağına inanırdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCRdsDXZoI/AAAAAAAAD3U/zjOtYSVrMXc/s400/encierro110709b.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Birde İspanya da her yıl Temmuz ayında gerçekleşen San Fermin Festivali yine yüksek adrenalin ve heyecana sahne oluyor. Pamplona kentinde 825 metre uzunluğundaki dar sokaklara bırakılan Boğalar İnsanlarla birlikte Arenaya kadar koşuyorlar.655 kiloluk Boğadan kaçmaya çalışanlardan takılıp yere düşenler oluyor. YüzlerceFestivalci yaralanmak pahasına da olsa San Fermin Festivalinde cesaretlerini sınıyorlar. Pamplona Boğa koşularında 1911 den beri 16 kişi öldü. Onlarca kişi yaralandı. Ne diyelim Allah akıl fikir versin ve Dileğimiz Bu spor addedilen vahşete bir son verilmesini Dileriz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCR1Q4a6JI/AAAAAAAAD3c/vgMrXzfdEW0/s400/288270.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-8932307467424218590?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/8932307467424218590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=8932307467424218590&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/8932307467424218590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/8932307467424218590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/boga-guresleri-ve-festivali-ispanya.html' title='Boğa Güreşleri ve Festivali - (İspanya)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TKCPG56xAzI/AAAAAAAAD20/z6nDFJvQ9dE/s72-c/xxx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-157863839425972374</id><published>2010-09-23T23:35:00.008+03:00</published><updated>2010-09-23T23:50:57.694+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Fransız Sineması Jönlerinden - Jean Paul Belmondo (1933-)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Jean Paul Belmondo 9 Nisan 1933 Tarihinde Fransada Parisin batısında bir Banliyö olan Neully Sur-Sur-seine de dünyaya geldi. Sicilya kökenli olan Babası Paul Belmondo tanınmış bir Heykeltraştı. Ama Jean Paul Lise yıllarında  sanattan çok futbol ve Boksla ilgilendi.yirmi yaşına geldiğinde oyunculuk ilgisini çekmeğe başladı. Paris Konservatvuarına devam etti.(Conservatoire Natıonal superior d'art Dramatıque) CNSAD .Bazı tiyatro oyunlarında ufak rollerde oynadı.Konservatvuar'dan mezun olurken Hocalarının ondan pek umudu yoktu. Nedeni yeteneği değil, serseri görünüşlü yüzüydü onlara göre.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu7RQNBITI/AAAAAAAAD2E/DiN1mLjATlo/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1957 yılında Marc Allegret nin (Sois Belle et Tais - Toi) Uslu bir kız ol, ve Konuşma filmiyle Sinemaya adımını attı. Aynı filmde ileride en büyük rakibi olarak gösterilecek olan Alain Delon da oynuyordu. Birkaç küçük filmde daha oynadıktan sonra geleceğin büyük yönetmenlerinden birinin Jean Luc Godar'dın ilk uzun metrajlı filminde Serseri Aşıklarda dedikodulara bakılırsa birkaç yemek parası karşılığı oynamayı kabul etti. Geriye dönüp bakıldığında iyi ki kabul etmiş diyor herkes. Sinemada yeni dalga akımının doğuşu bu filmle müjdelenmişti. Bu tarihten sonra Sinemada herşey yeni bir anlayışla ele alınacaktı. Yeni bir başlangıcın yeni kahramanları olacaktı elbette. Jean Paul Belmondo 1960 yılında starlığını böyle ilan etti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu7wT0QR_I/AAAAAAAAD2M/0E2lyWe5xNc/s400/Annex%2520-%2520Belmondo,%2520Jean-Paul%2520(That%2520Man%2520From%2520Rio)_01.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fransa'nın en ünlü oyuncularıyla adı anılır olmuştu. Dünya'da da Humphrey Bogart veya James Dean'la kıyaslanmaya başlanmıştı.Çirkinliği ve sempatikliğini öyle ustalıkla kullanıyor, kamera karşısında öyle doğal,öyle içten davranıyordu ki bu ani gelen şöhret uzun yıllar devam etti. Bu süre içinde birbirinden güzel yapımlarda rol aldı. Yönetmenliğini Philippe De Broca'nın yaptığı 1962 yapımı (Cartouche) sevimli haydut, Aktörün kaderini de belirledi denilebilir. Fransız Devrimi öncesinde geçen filmde Belmondo Kralın adamlarına kafa tutan bol bol kılıç sallayıp oradan oraya sıçrayan etrafıyla dalga geçen vakit bulduğundada güzel Claudia Cardinale'ye kur yapan bir maceracıyı canlandırıyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu8T2cj3WI/AAAAAAAAD2U/NozjCko94O0/s400/la-chasse-a-l-homme-22-09-1964-4-g.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Artık seyirci konusu ne olursa olsun sevimli Aktörü bu tür aksiyon filmleriyle, bu tipte görmek istiyordu. Bu isteğe hiç karşı çıkmadı. 1964 te yeniden De Brocca'yla Rio Macerasında buluştu. 1960 ların ikinci yarısında ününü pekiştiren Macera aksiyon filmlerine tam hız devam etti. Tatlı serseri, Çılgın ihtiras, Çin Macerası, Büyük Reis filmleri geniş kitleleri sinema salonlarına çekti. Ama bu arada François Truffaut, Louis Malle gibi yönetmenlerin sanat yönü ağır başarı yapımlarındada yeteneğini gösteriyordu.Ama 1970 yılında kendisinin tam tersi bir kulvarda şöhret olan Alain Delon'la çevirdiği (Borsalino) filmi gideceği yolun popüler senaryolardan yana olduğunu gösterdi. Film her yerde beğenildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu8u4B-MJI/AAAAAAAAD2c/wS9n5t8dv1s/s400/as-des-as-1982-01-g.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Belmondo filmlerinde birbirinden tehlikeli sahnelere daha fazla yer vermeye başladı. Örneğin Çapkın Polis,Hırsızlar, Prefesyonel, Mağlup edilmeyen, filmlerinde olduğu gibi bu aksiyonlar giderek filmin konusu önüne geçmeye başlayınca silah geri tepti. ve Belmondo filmleri gişede iş yapmaya devam etsede gözden düşmeye başlkadı.O da birden başka bir alana ilk göz ağrısına dönüverdi.1987 de Kean adlı bir oyunda ahneye çıkarak büyük başarı kazandı. Üç yıl sonra Cyrano de Bergerac rolüyle bir kez daha gönülleri fethetti. Geçte olsa Konservatvuardaki hocalarını utandırmıştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu9KgDwSXI/AAAAAAAAD2k/WQre9caUKIA/s400/alpagueur-1976-03-g.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ona Ülkesinde Bebel diyorlar. Haşarı sevimli ve kesin şeytan tüyü taşıyan Fransızların Bebel'i artık yaşlı bir adam. 1999 yılında geçirdiği kalp krizinden sonra Ağustos 2001 in başlarında yeniden Hastahaneye kaldırıldı. Sevimliliği sempatikliği ile çirkinliğiniartı puana dönüştüren çok kısa zamanda tüm Dünyanın gönlünü fetheden Aktörün özellikle Vatandaşlarının kalbinde ayrı bir yeri olduğu kesin.Çünkü o her şeyiyle bir FRANSIZ.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu9cNOOntI/AAAAAAAAD2s/qvrdQjhkS60/s400/ddd.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-157863839425972374?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/157863839425972374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=157863839425972374&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/157863839425972374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/157863839425972374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/fransz-sinemas-jonlerinden-jean-paul.html' title='Fransız Sineması Jönlerinden - Jean Paul Belmondo (1933-)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu7RQNBITI/AAAAAAAAD2E/DiN1mLjATlo/s72-c/xxx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-5723765875172106243</id><published>2010-09-23T23:21:00.006+03:00</published><updated>2010-09-23T23:34:36.144+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Fransız Sineması Jönlerinden - Alain Delon (1935-)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fransız Sinemasının Jönlerinden Alain Delon 8 Kasım 1935 te Fransa Sceaux ta dünyaya geldi.Alain Delon un Anne v e Babası kendisi daha çocuk yaştayken ayrılmış olduğundan zorlu bir çocukluk dönemi geçirmiştir.Sinema oyunculuğu kariyerinde çok hızlı bir şekilde yükselmeye başlıyan Delon henüz 23 yaşındayken Fransa nın efsane Aktörleri Gerald Philipe ve Jean Marais ile ve Amerikalı Aktör James Dean ile kıyaslanmaya başladı.Delon kariyeri boyunca Luchino Visconti, Jean Luc Godard, Jean Pierre Marville, Micheleangelo  Antonioni, ve Louis Malle gibi önemli Yönetmenlerle çalıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu3r_Mm9oI/AAAAAAAAD1c/yJHtCiLdzM0/s400/concorde-airport-80-g.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1999 yılında İsviçre vatandaşı oldu. Parise birkaç kilometre uzaktaki Sceaux ta dünyaya gelen Delon un çocukluğu burada geçti. Roma Katolik yatılı okuluna gönderildikten sonra uyumsuz davranışları yüzünden pekçok kez okuldan uzaklaştırıldı. Öğretmenleri dine olan yakınlığı sebebiyle onu Rahiplik Okuluna gitmeye ikna etmeye çalıştılarsada bu konuda başarılı olamadılar. 14 yaşına geldiğinde Okulu bırakan Delon üvey Babasının sahibi olduğu Kasap ta çalışmaya başladı. 3 yıl sonra Orduya kaydoldu ve 1953 yılında savaşa gönderildi. Askerlik yaptığı 5 yılın 11 ayını disiplinsiz davranışları yüzünden Askeri hapishanede geçirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu4QTRj6aI/AAAAAAAAD1k/qfyWeupx6NA/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Askerlikten atıldıktan sonra parasız bir şekilde Parise dönen Delon geçinebilmek için Garsonluk, Hamallık ve Tezgahtarlık gibi işlerde çalıştı. Bu yıllarda Aktris Brigette Bardot ile tanıştı ve birlikte Cannes Film Festivaline gittiler. Alain Delonun Aktörlük kariyeri burada başladı. Cannes'da bulundukları sırada yetenek Avcısı David O Sleznıc ile tanışan Delon uygulanan yetenek sınavında başarılı olarak Sleznic'le sözleşme imzaladı. Daha sonra ingilizce  öğrenmek için geri döndüğü Pariste Fransız Yönetmen Yves Allegret tarafından kariyerine Fransa'da başlaması konusunda ikna edildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu41IQWA0I/AAAAAAAAD1s/SH-VSaujf_k/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İlk oyunculuk tecrübesini Allegret'in yönettiği Qouand La Femme s'en Mele  ile yaşıyan Delon bu Filmin ardından Amerikada gösterime giren ve başarı yakalayan film, Faibles Femmes'te yer aldı. İlk sahne tecrübesini 1961 yılında John Ford'un Tis Pity a Whore oyunun ile yaşıyan Delon bu oyunun ardından II Gattopardo Un Flıc -Le Cercle Rouge ve Le Samourai oyununda rol aldı. 1973 yılında Fransız Pop şarkıcısı Dalida ile Paroles Paroles şarkısında yaptıkları düeti başta Fransa olmak üzere Dünyanın pek çok yerinde büyük beğeni topladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu5Zc9x85I/AAAAAAAAD10/UQc7xXINvyA/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1984 yılına gelindiğinde bir Bertran Biler Filmi olan Notre Histoire ile en iyi erkek oyuncu dalında Cesar Award kazanan Delon pek çok Filmde yeraldıktan sonra 1997 yılında Aktörlüğü bıraktığını açıkladı. Bu açıklamanın ardından da zaman zaman bazı filmlerde yer almaya devam etti. Ünlü Aktör zaman zaman TV dizilerinde rol alsada 2008 yılına kadar sessizliğini korudu. 2008 yılında Asteriks Olompiyat oyunlarında adlı  filmde Jül Sezar rolünü oynuyarak Sinema kariyerine hızla bir dönüş yaptı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu5unmaskI/AAAAAAAAD18/Ybda-qOcyFQ/s400/51f0b16d26_60918824_o2.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-5723765875172106243?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/5723765875172106243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=5723765875172106243&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/5723765875172106243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/5723765875172106243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/fransz-sinemas-jonlerinden-alain-delon.html' title='Fransız Sineması Jönlerinden - Alain Delon (1935-)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TJu3r_Mm9oI/AAAAAAAAD1c/yJHtCiLdzM0/s72-c/concorde-airport-80-g.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-3979930617144768649</id><published>2010-09-11T14:55:00.011+03:00</published><updated>2010-09-11T15:17:28.962+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>Edebiyatımızın Ölmezlerinden - Özdemir Asaf (1923-1981)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Özdemir Asaf Arun Cumhuriyet dönemi Türk Şairlerinden. 11 Haziran 1923 yılında Ankara'da doğdu, 28 Ocak 1981 yılında istanbulda öldü. Asıl Adı Halit Özdemir Arun dur. İlk öğreniminin bir bölümünü GS Lisesinde yaptı. 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesinden mezun oldu.İstanbul Üniversitesinde önce Hukuk Fakültesine sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsüne devam ettiysede 1947 de Yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.Bir süre sigorta prodöktörlüğü yaptı.Zaman ve Tanin Gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı. İlk yazısı 1939 da Servetifünun-Uyanış dergisinde çıktı.1951 de Sanat Basımevini kurarak Matbacılık yaşamına girdi.Kendi şiir kitaplarını bastı. 1955 te Yuvarlak Masa yayınlarını kurdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItu9n_ExSI/AAAAAAAAD0Q/tHYX6ASeDdk/s400/ozdemir_asaf_geldim.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İkilikler ve dörtlüklerden oluşan ilk şiirlerinde yoğun bir söyleşi özelliği göze çarpar.İnsan toplum ilişkilerine yönelik temaları konu edinerek düşündürücü bir şiir evreni kurmuştur. Duygu ve düşünce yoğunluğuyla birlikte alay ve taşlama şiirine egemen olan ögelerdir.Çok kullandığı sevgi, ayrılık,ölüm temaları son dönem şiirlerinde giderek yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine bırakmıştır. Batı şiiri ve geleneksel Türk şiirinden yararlanarak verdiği bileşim sanatını zenginleştirip geliştirmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItvs30ljlI/AAAAAAAAD0Y/BIP3yE-XH9k/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Şairin yapıtları ise - Dünya kaçtı gözüme (1955) Sen sen sen (1956) Bir kapı önünde (1957) Yuvarlağın köşeleri (1961) Yumuşaklıklar değil (1962) Nasılsın (1970) Çiçekleri yemeyin (1975) Yalnızlık paylaşılmaz (1978) Bir kapı önünde 81982) ölümünden sonra. Benden sonra mutluluk (1983) ölümünden sonra.Şairin 143 adet şiirinden bazıları  sırasıyla - Aşk, Bir şeyin adı, Biri, Çırılçıplak, Düello, Evrensel Balad, Geldim, Kalan, Kalmak Türküsü, Kelimeler, Kendisini anlatmış, Kocaman, Kolay,Lavinia Noktasız, sana, Şiir, Öğüt, Yalın, Ve Yuvarlağın köşeleridir.Aziz Dostlarım şimdide sizlere Büyük Şairin yazdığı Aşk şiirlerinden bir demet sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItwKL0QvBI/AAAAAAAAD0g/lQNhMNzFCB4/s400/ozdemirasaf.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;AKIL  GÖZÜ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni bulmakdan önce aramak isterim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni sevmekten önce anlamak isterim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni bir yaşam boyu bitirmek değilde&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana hep hep yeniden başlamak isterim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;  AŞK&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kocaman Denizlerde ender bir Balık gibisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir ısıtır bir üşütür bir ağlar bir güldürür&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen hem bir hastalık hemde sağlık gibisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    &lt;span class="Apple-style-span"&gt;AŞK  ŞARKISI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ellerini ver öpeceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Binlerce el içindeyim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Şu beyaz çizgilerden gideceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ellerini ver Ellerini&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni öldüreceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Gözlerinden gireceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İçinde yer edeceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana oradan sesleneceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; Ellerini ver ellerini&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; Seni öldüreceğim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItwqRhbDXI/AAAAAAAAD0o/l7YpTKws4PU/s400/18_kirmizi_kalp_anahtar_ask_resimleri.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"&gt;BU  SEVGİDİR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Onun güzelliğini herkes görüyorsa  o bence az güzeldir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Herkes biliyorsa o bence hiç güzel deüildir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yalnız ben biliyorsam bu Aşktır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"&gt;BAŞKA  FREKANS&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Vurdun, acısı daha geçmedi &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Biliyorum geçecek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ama öyle ağır konuştun ki ardından&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   o gittikçe geçecek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"&gt;ÖZET&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni büyük buldum anladım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni güzel buldum korudum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni küçük buldum uyardım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni yakın buldum uyudum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Biri yanlış idi unuttum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItxVO6drNI/AAAAAAAAD0w/fQpi1cm3BdM/s400/renklerin.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;             İSTİYORUM&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Rüzgar mı dedim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İsterim ki saçların dağılsın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gece mi dedim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Hemen düşüncelere dalmalısın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Aşk der demez&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kalbin hızla çarpmalı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sabah,dememe kalmadan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Uyanmalısın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;SENİ  SEYREDERDİM&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Saçların uçuşurdu rüzgardan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yanından seni seyrederdim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Güneş yakardı, Deniz yanardı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen konuşurdun dinlerdim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gülerdin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Susardın, Düşünürdün&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Benimle el ele yürürdün&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   yol biterdi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Görmezdim seni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Zaman yıl yıl geçerdi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Uzaktan çok uzaklardan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni seyrederdim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;2= 1&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Kim o deme boşuna&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Benim Ben&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Öyle bir ben ki gelen kapına&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Baştan başa sen&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItyBnIvGPI/AAAAAAAAD04/OlbqLIWC_u4/s400/sevgili.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;    İSİMSİZ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Biri sana sorarsa&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana beni sorarsa&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   gitti dermisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gittiğimi söylermisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gidiyorum ben sana&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Benimle gelirmisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"&gt;BİR BİR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni bende beni sende arıyorlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Beni senden seni benden tanıyorlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir bir birim gibiyiz tümünün gözünde&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yarımlarımızı bütün sayıyorlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    &lt;span class="Apple-style-span"&gt;LAVİNİA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana gitme demiyeceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Üşüyorsun ceketimi al&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Günün en güzel saatleri bunlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yanımda kal&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana gitme demiyeceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Genede sen bilirsin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yalanlar istiyorsan yalanlar söyliyeyim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İncinirsin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana gitme demeyeceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ama gitme Lavinia&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Adını gizliyeceğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sende bilme Lavinia&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItyWhD4Y0I/AAAAAAAAD1A/Zr0dOmPu5LE/s400/S6303593.JPG" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-3979930617144768649?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/3979930617144768649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=3979930617144768649&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3979930617144768649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/3979930617144768649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/edebiyatmzn-olmezlerinden-ozdemir-asaf.html' title='Edebiyatımızın Ölmezlerinden - Özdemir Asaf (1923-1981)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItu9n_ExSI/AAAAAAAAD0Q/tHYX6ASeDdk/s72-c/ozdemir_asaf_geldim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6803247871532057662</id><published>2010-09-11T13:19:00.012+03:00</published><updated>2010-09-11T14:16:06.517+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Dünya Karnavalları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Dünyanın bazı Ülkelerinde yılda bir defa toplumca galeyana gelip eğlence silsilesinin içinde kendini kaptırmak, herhangi bir olayı eğlenerek anmak yada kutlamak Halkın yoğun katılımıyla coşmak bazen sirk etkısi yaratan renkli unsurlarla olayı süslemek, sokak partileri düzenlemek işte bunların hepsini bir araya getirip karıştırın ortaya çıkan renkli eğlence olaya karnaval diyebiliriz. Ama karnavalı sadece hoş ve boş bir eğlence olarak düşünmek yanlış olur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItYegr37_I/AAAAAAAADzA/rSiLHseFjwY/s400/1982_0.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kökenleri çok eskiye dayanan gelenek ,kültür sanat ve hoşgörünün bir yansıması olan şenliklerdir bunlar.Bazı toplumların gelenekselleşmiş belli zamanlarda düzenlenen karnavallar vardır. Karnaval mevsimine girildiğinde ülkeye gelen turist sayısı ve cıvarda toplanan yerli yabancı insanlardan oluşan kitlenin eğlence katsayısı artar. Toplu tatil bile ilan edilir. Bakalım bunlara sebep olan meşhur karnavalların başında Brezilya Karnavalı başı çeker.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItYvIzC1JI/AAAAAAAADzI/qXlfAtn1kfk/s400/00fx7.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1830 lardan beri Karnavallar düzenleyen Brezilyanın tüm dünyaca tanınan adıyla Rio Karnavalı pek meşhurdur. Nisan ayının sonlarındaki paskalya tatilinden 40 gün önce başlar, bu sürenin esprisi ise dini inanca göre bu 40 gün içinde eğlenmek ve coşmak yasak, dolayısiyle son fırsatın tadını çıkarıyor insanlar, Sadece Rio değil Brezilyanın Bahia ve Pernambuco karnavallarıda var. Bahia karnavalı Rio gibi ulusal değil yerel bir şenlik, Rio dan farklı olarak sadece samba ritimlerine değil Reggae gibi farklı müziklere de yer veriliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItZVsOCZ4I/AAAAAAAADzQ/uJVOzIBq9lE/s400/65081_0.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Pernambuco karnavalın da ise birbiriyle çekişen yada yarışan guruplar yok. Daha çok tanınan gurupların sahne aldığı bir eğlence kıvamında geçiyor.Sokaklarda ,Kulüplerde şehir meydanında gerçekleşen çeşit çeşit partiler ve danslarda cabası.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItZ4RDj0UI/AAAAAAAADzY/8lWCrfUxuA4/s400/thumb_porto_da_pedra_4.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;MARDİGRAS&lt;/span&gt; a gelince Mardigras aslında yıl yıl ufak oynamalarla tarihi değişen paskalya yortusunun yaklaşık 40 gün öncesine deniyor. Buna bağlı olarak yapılan kutlamalarla özdeşleşmiş durumda. Aslında Rio da Karayiplerde ve daha  pek çok yerde düzenlenen karnavalların sebebi bu, ama özellikle New orleans da düzenlenen Mardigras karnavalı kendine has ayrı havasıyla karnavallar aleminde özel bir konuma sahip New Orleans a Fransızların getirdiği Mardigras bugün Dünyanın en büyük şovlarından biri haline gelmiş durumda, irili ufaklı partiler, sokak eğlenceleri, renkli mozaikli balolar,bol bol incik boncuk ve müzikle eğlencenin sınır tanımadığı bir etkinlik.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TIthYvoC4LI/AAAAAAAADzg/5aElEtgFBHs/s400/mardi-gras.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;ALMANYA KARNAVALI&lt;/span&gt; - Almanya da eğlenceye olan düşkünlüğüyle tanınan ve dolayısıyla Karnaval fırsatını kaçırmayan bir ülke. Rhineland Almanyanın en tipik karnaval bölgesi. İlk olarak 1823 te Köln de bir karnaval kulübünün kurulması ile başlıyan eğlence, Bugün Alman Karnaval Birliği altında örgütlenmiş durumda. Karnaval sezonunun Kasım ın 11 nde saat tam 11.11 de başladığı Rhineland daki pek çok şehir ve kasabanın kendi karnaval gelenekleri&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;varsada bunların en bilinenleri Köln, Dusseldorf ve Mainz karnavalları (Kırmızı Pazartesi) adı verilen günde tüm işyerleri kapanıyor ve büyük karnaval geçitleri düzenleniyor.Yüzbinlerce insan soğuk havaya rağmen bir araya geliyor ve şık giysileri içinde eğleniyor. Bunların en büyüğü Köln Karnavalı eğlenceleri, Karnaval prensinin başkanlığında yürütülüyor. Kışın zorluklarını ve kötü ruhları kovmak gibi de bir amacı olan şenliklerin en hareketli günlerinde şehrin ana caddeleri bile trafiğe kapatılarak sadece karnaval eğlencelerine ayrılıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TIth9NFOocI/AAAAAAAADzo/EOCnZZkAXCo/s400/351546917_928ca92035_o.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;VENEDİK KARNAVALI&lt;/span&gt; na gelince eldeki bilgiler bu karnavalın ilk kez 1268 de düzenlendiğini gösteriyor. Venediklilerin eğlence merakı epey eskilere dayanıyormuş, ama eskiden bugünde karnavalın simgesi olan şey (Maske) Maskenin anlamı ise eski zamanlarda var olan sosyal sınıf ayrımcılığının aşırılığına tepki göstermek ve aslında herkesin eşit olduğunu vurgulamak. Tarihi 11 nci yüzyıla kadar uzanan Venedik Karnavalının sebeplerinden biri zamanında şehrin Akdenizin en güçlü merkezlerinden biri olması ve bunun getirdiği coşkuyla zamanla buna kazanan zaferlerde eklendi.18 nci yüzyıl döneminde ise Venedik in kültür ve sanat anlamında hızla gelişmesi Tiyatro ve Balo salonlarının dolayısıyla gösteriş ve eğlence dozunun artması ile şehrin Karnavallara evsahipliği yapması kaçınılmaz oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TIti7zMZ_8I/AAAAAAAADzw/B2eUGmaAW4Q/s400/3297631236_d56e5d3f80.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Avrupanın en renkli Karnavallarından biride &lt;span class="Apple-style-span" &gt;BASEL KARNAVALI&lt;/span&gt; İsviçrenin Basel şehrindeki karnaval diğerleriyle yaklaşık aynı zamanda başlar. Paskalyadan 40 gün önce başlayan perhiz günlerinin ilk çarşambasından sonraki Pazartesi başlıyan karnavalın habercisi,sabah saat 4 te tüm şehrin ışıklarının sönmesidir. Sabahın o saatinde insanlar sokaklara dökülür. Bu, kısa karanlığı benzerlerinden aşağı kalmayan renkli eğlence izleri yolları konfetiler kaplar.Bu eğlenceler tabi bir tatil dönemi başlar ve perşembe sabahı 4 te şenlik bitene kadar da sürer.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItjwMWXTEI/AAAAAAAADz4/55fgxgr3whs/s400/GroteFoto-AEZHTYUL.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sıradaki &lt;span class="Apple-style-span" &gt;KARAYIP KARNAVALI&lt;/span&gt;  Trinidad ve Tobago  başta olmak üzere Aruba,Çuroçao Barbados gibi belli başlı Karayip adalarında ikliminde etkisi olsa gerek karnaval zamanına ayrı bir önem veriliyor. Trinidad da nerdeyse bir ay süren eğlenceler düzenleniyor.Kostümlü danslar,yarıçşmalar,partiler ve müzikle dev bir parti içinde yaşıyor insanlar. Bu süre boyunca özellikle perküsyon ağırlıklı yerel bir müzik çeşidi olan (Steel pan) karnavalın özünü oluşturuyor. Yapılan steel pan yarışmaları şenlik boyunca sürüyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItkQmsR1xI/AAAAAAAAD0A/sFPR_D2hpVI/s400/guys01.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Son olarak Dünyanın en büyük kış karnavalı olan &lt;span class="Apple-style-span" &gt;QUEBEC KARNAVALI&lt;/span&gt; Her yıl Kanada'da ki Quebec City de düzenleniyor. Köpekli kızaklar,gece geçitleri, kar banyoları,konserler Hokey karşılaşmaları, Buzdan heykeller ve Bonhomme Carnaval ismi verilen Kardanadam ile renklenen şenliklerin ilki 1894 te gerçekleştirilmiş, 1 Dünya Savaşı  1929 daki büyük depresyon dönemi ve 2.Dünya savaşı nedeniyle ara verilsede zamanla eski görkemine kavuşmuş. Yazımızı noktalarken tabi ki Karnavallar bukadar değil tabi, İspanyada Santa Cruz de Tenerife, Cadiz ve Sitgez, Danimarkada Aalborg, Fransada Nice, Yunanistanda Patras ve daha niceleri, Dünya bazen çok eğlenceli bir yer olabiliyor Karnavallar sayesinde.Hoşçakalın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItklw8n2xI/AAAAAAAAD0I/USzcIV45IYE/s400/a786c504cef5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6803247871532057662?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6803247871532057662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6803247871532057662&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6803247871532057662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6803247871532057662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/dunya-karnavallar.html' title='Dünya Karnavalları'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItYegr37_I/AAAAAAAADzA/rSiLHseFjwY/s72-c/1982_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-4961776236669171394</id><published>2010-09-11T13:04:00.008+03:00</published><updated>2010-09-11T13:19:14.562+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Japon Gelenek ve Görenekleri - Sumo Güreşi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bir tür Güreş olan Sumo Japonyanın Milli sporu olma özelliğine sahiptir. Sumo Güreşçilerinin bellerinde bulunan renkli kuşaklar (Mawasi) ve Güreşçilerin (Oicho) denilen farklı saç stilleri Japonyanın eski zamanlarına ait görüntüleri anımsatır. Örneğin güreş eskiden olduğu gibi  (Dohyo) olarak adlandırılan ve Tatami (Hasırotundan yapılan yer döşemesi) ile kaplı yerden yüksekte bulunan bir ringte yapılır. Ayrıca Güreşçilerin derecelendirme yöntemleri hala değişmemiştir. Ve törenler Shinto dini esasına göre yapılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItU2CzYY0I/AAAAAAAADyQ/kOZIShijBgM/s400/combatdesumoatokyodiapo.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sumo her nekadar tarihçesi çok eskilere dayansada ancak Edo döneminin 1600-1869 başlangıç yıllarında profesyonel bir spor dalı olma özelliğini kazanabilmiştir. Hem Japonyada hemde yurtdışında Sumo özel bir izleyici gurubu sporu olarak bilinmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItVIDOKlGI/AAAAAAAADyY/HIVSNxCb4ok/s400/asax.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sumo Japonya'da çok eski tarihe dayanan ve birçok adete ve töreye dayanan geleneksel bir güreş türüdür. Japonyadaki Sumo, Sumafu sözcüğünden gelmektedir. ve (Kendini savunmak) anlamına gelir. Sumo Güreşçisine Sumotori denir. Güreşlerin hedefi Rakibin yarışma alanı olan kum havuzundan yada bir saman halatı ile işaretlenmiş halkadan dışarıya çıkması ya da dengesini bozup yere düşmesini sağlamaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItVmCzZOmI/AAAAAAAADyg/0EIsMLd6Tqw/s400/sumo-wrestler_779388i.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Güreşçiler yere ayak tabanı dışında herhangi bir yerletiyle dokunduklarında maçı kaybetmiş sayılırlar. Bir karşılaşma genelde sadece birkaç saniye sürer. Her turnuvada yüzlerce karşılaşma yapılmaktadır. Ayrıca bu karşılaşmaların aralarında Dinsel ve Geleneksel görevler yerine getirilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItV5Phff8I/AAAAAAAADyo/HhaVWWv40bg/s400/Yasukuni%2BShrine%2BDedication%2BSumo%2BTournament%2B9qz40ZF2ZTEl.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;17. Yüzyıldan itibaren Sumo Güreşi Saraya ve Devlete ait olmaktan çıkıp soylular arasında yayıldı. Soylu Aileler Sumoyu eğlenceleri arasına soktular, Sumo bu dönemde kurumsallaştı.Soyluların eğlence aracı zaman içinde sıradan vatandaşlar arasında yayıldı.Sumo Tanrıların katından halkın arasına Meydanlara Tarlalara indikçe bu sporun tekniğide evrim geçirdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItWaJwBDXI/AAAAAAAADyw/2t_DJk_UscY/s400/Sumo_1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Başlangıçta boks ve güreş karışımı gereğinden fazla sert ve kuralsız iken, Saraylardaki törenlerde yer almasıyla birlikte, Sumoya bazı kurallar koyarak Saray protokulüne uygun bir hale getirildi.Sumo sporu Japonların geleneksel savunma sporlarının genel adı olan jiujitsu nun başlangıcı ve temelidir. 1600 - 1869 Başlangıç yıllarından Günümüze kadar hiç önemini yitirmeden Japonyanın Milli sporu olarak sevilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItXSlpAIxI/AAAAAAAADy4/i5T2Ptr02G4/s400/Sumo_3.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-4961776236669171394?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/4961776236669171394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=4961776236669171394&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/4961776236669171394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/4961776236669171394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/japon-gelenek-ve-gorenekleri-sumo.html' title='Japon Gelenek ve Görenekleri - Sumo Güreşi'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItU2CzYY0I/AAAAAAAADyQ/kOZIShijBgM/s72-c/combatdesumoatokyodiapo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-7304713465839413015</id><published>2010-09-11T12:52:00.006+03:00</published><updated>2010-09-11T13:03:29.245+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Domates Festivali (İspanya)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Genel olarak festivalleri dini ve dini olmayan festivaller olarak ikiye ayırabiliriz.Dini Festivallerin birçoğu geleneksel olarak tanrı veya tanrıçanın karşısında duruşu temsil ediyorlar.Festivallerin insanlara tanrı tarafından verildiğine inanılıyor ve kutsal kabul ediliyor.Hıristiyanlığın özünde Noel ve Paskalya olmak üzere iki ana festival var. Bunun yanında Katolik,Doğu Ortadoks ve Angelikan mezheplerinde sayısız küçük festival de var. Hristiyanlıktaki festivallerin Pagan inancından miras olduğunu söylemek yanlış olmaz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItSABectQI/AAAAAAAADxo/dtNXT0DNdLA/s400/34.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İslam Dininde ise Festival adı altında kutlamalar yapılmıyor. İslam kültüründe festivaller Bayram adı ile anılıyor. İslam inancında Ramazan Bayramı, ve Kurban Bayramı olmak üzere iki dini kutlama düzenleniyor.Dini olmayan tamamen bağımsız festivaller ise en yaygın kutlananlar, Mevsimlik olanlar pek çok kültürde İlkbaharın gelişi, Kışın başlaması, yağmurun yağması gibi nedenlerle kutlanan festivallerde var.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItSZ3kibXI/AAAAAAAADxw/_-cI9EABpCk/s400/tomato.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" &gt;DOMATES  FESTİVALİ-İSPANYA&lt;/span&gt;     İspanya nın yaklaşık 70 yıldır devam eden ve La Tomatino olarak bilinen Domates Festivali heryıl Dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce kişiyi Valencia Bölgesindeki Bunol köyünde buluşturuyor. Bunol köyünde bir araya gelen katılımcılar başlama topunun patlamasıyla bir saat boyunca birbirlerine domates fırlatarak eğleniyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItSzL2shOI/AAAAAAAADx4/qL1F-KonqIk/s400/fft22_mf236234.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Festivalde kamyonlardan dağıtılan tonlarca domates kullanılıyor. Yük kamyonları ile kasaba meydanına getirilen domateslerin meydanda bulunan turistlerin üzerine fırlatılması ile başlıyan festivalin sonunda Bunol sokakları İspanyolların meşhur Domates çorbası Gazpacho'yu andırıyor.Bu sebeple de İspanyollar bu festivali aynı zamanda Dünyanın en büyük Gazpachosu olarak adlandırıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItTGpPZZ2I/AAAAAAAADyA/u4WWNb-oXKs/s400/LaTomatina.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Festivalin yapıldığı sokakta oturanlardan bazıları evlerine zarar gelmemesi için genellikle duvarlarını plastikle kaplatıyorlar. Sokaklarda yaşanan geçici kirliliğe rağmen köy sakinleri heryıl binlerce turist ağırlamaktan oldukça memnun. Her yıl Ağustos ayının son çarşamba günü kutlanan festival bir hafta sürüyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItTyOWmm4I/AAAAAAAADyI/u88WTdcPm3U/s400/file.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-7304713465839413015?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/7304713465839413015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=7304713465839413015&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7304713465839413015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7304713465839413015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/domates-festivali-ispanya.html' title='Domates Festivali (İspanya)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TItSABectQI/AAAAAAAADxo/dtNXT0DNdLA/s72-c/34.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6445707032516821181</id><published>2010-09-05T13:01:00.009+03:00</published><updated>2010-09-05T13:47:26.678+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Japon Gelenek ve Görenekleri - Geyşa ve Geyşacılık</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;GEYŞA&lt;/span&gt;  - Japonya'da 17 nci yüzyıldan bu yana eğlence hayatında erkek müşterilere Şarkı,Dans, sohbet ve oyunlar ile eşlik eden kadınlara verilen addır.Geyşa Dünyası Japoncada Hana-Maçi (Çiçek Kasabası) veya Karyu - Kai (Çiçek söğüt Dünyası) olarak adlandırılır.Tokyo başta olmak üzere kanto Bölgesinde Geyşa ismi, Osaka ve Kyoto başta olmak üzere Kanto Bölgesi ve o kültürün etkisi altında kalmış Bölgelerde (örneğin  Yuma Gata ve İşikawa) ise Geyşa ismi kullanmaktadır. Meiji Döneminden sonra Geygi ismi de resmi alanlarda kullanılmaya başlanmıştı. Acemilere Kantoda Hangyoku Kansaide Maiko denir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINua-HPclI/AAAAAAAADwo/BaC15_ee3zU/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1920 lerin başında 80 bini bulan Geyşa sayısı 1980 lerin sonuna gelindiğinde 10 bine düşmüştür. Bunun en önemli nedeni Batı tarzı Barların ve burada çalışan kadınların daha popüler olmalarıdır.Geyşa kurumu Edo Döneminin (1600-1868) ortalarında ortaya çıktı. İlk Geyşalar Hokan ya da Taikomaçi denen danscı ve şarkıcı Erkeklerden oluşuyordu. Daha sonra bu guruplara kadınlarda katılmaya başladı. ve giderek sadece kadınların yaptığı bir meslek haline geldi.1700 lerde Geyşalık vesikalı hayat kadınlığı ile aynı görülüyordu. Ancak Edo döneminin sonlarına doğru Geyşalar resmi toplantılar dahil olmak üzere birçok Sosyal, politik, etkinlik ve toplantılara çağrılmaya başlandı ve zamanla bugünki eğlendirici Sanatcı, yada hoş vakit geçirtici sıfatlarını aldı.Günümüzde Geyşa eğlenceleri Japonyadaki en pahalı eğlencelerden biridir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINvYSXXQiI/AAAAAAAADww/luX84FEYbBw/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Geyşalar Bölgesel gruplara ayrılır. Bu Bölgelere Hanamaçi yani Çiçek Mahallesi denir.Her grubun Kenban denen kayıt  Bürosu bulunur. Bir Geyşanın çalışabilmesi için bu Kenbanlardan birine kayıt yaptırması ve çalışma izni alması gerekir. Her Geyşa gurubunun kendi Bölgesinde Müşterilerini götürdüğü Lokantalar bulunur. Bu Lokantalardaki buluşma için gerekli düzenlemeler müşteriye aittir. Ancak müşteri Geyşa Birliğinin koymuş olduğu kurallara uymak zorundadır. Geyşa ile birlikte olduğu süredeki yemek, yol barınma gibi tüm masraflardan Müşteri sorumludur. Bunun dışında Geyşa ile geçirdiği zaman için ayrıca para öder.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINxfH5uiAI/AAAAAAAADw4/wXNOXkH71Kg/s400/xxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Nerede olursa olsun bir Geyşa enaz birkaç sanat dalında eğitim görmek zorundadır. Bu eğitim genel olarak birkaç tür geleneksel dans, şamişen çalma ve birkaç makamda şarkı söylemeyi kapsar. Geyşa olacak kızlar küçük yaşta yetişmesi için Geyşa evlerine verilir.Şikomi denen bu kızlar tüm ev işleriyle ilgilenir. Kızların disiplin edilmesi için çok ağır şartlar altında çalıştırılır. 13 yaşından 18 yaşına kadar olan dönemde kızlar Acemi Geyşa olarak çalışırlar. Bu yaşlardaki Acemi Geyşalara Tokyo ve çevresinde Hang -yoko yanı (Yarı Mücevher) Osaka ve Kyoto çevrelerinde Maiko yani (Çocuk Dansöz) denir. Acemi Geyşalık döneminde giyilen özel bir kimono ve özel saç şekli vardır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINyAqGPztI/AAAAAAAADxA/CRuB2va4Jc8/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Geleneksel Geyşalık günümüzde Tokyo da tamamen ortadan kalkmış olup, Kyoto da ise giderek azalmaktadır. Japonyada kanun gereği herkesin ilk ve orta eğitim görmesi zorunludur. yani bugün Geyşa eğitimi en erken 15 yaşında başlayabilmektedir. ki bu yaş eskiden bir Geyşanın Maikoluktan Geyşalığa geçtiği dönemdi. Bu yüzden Geyşa evlerindeki kurallar ve uygulamalar eskiye oranla değişikliğe uğramış, Modern sosyal Ahlaki kurallar ve kanunlara uygun hale gelmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINyyBvdyAI/AAAAAAAADxI/_mgJg3ssQnY/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Japonya eğlence dünyasında çalışan diğer kadınlardan farklı olarak Geyşalar mesleklerini ömür boyu sürdürebilir, iyi bir Geyşa olmak için güzellik ve gençlikten çok güzel sanatlara ve müziğe olan yetenek, tatlı dil, ve müşteriyi iyi ağırlama gibi özellikler önemlidir.Bu yüzden ileri yaşlarda Geyşalığı sürdürmek mümkündür.Mesleği bırakan Geyşalar genellikle Bar ya da Restorant işletmek gibi eski işleriyle bağlantılı işler yaparlar. Müşteriyle evlenip işi bırakan Geyşalara rastlanır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINzv-Cus7I/AAAAAAAADxQ/YIi9WfIxoXY/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Geleneksel Geyşalık mesleğinde her Geyşanın Duygusal, Cinsel ve ekonomik olarak ilişkide olduğu bir Dannası yani koruyucusu vardır.Ancak günümüzde koruyucuya sahip olmak ya da olmamak Geyşanın kararına kalmıştır.Bu  meyanda Batı toplumunun insanı Geyşaların fahişe olup olmadığını çok zaman sorar, Heterlerede benzeyen Geyşalar yaptıklarının karşılığında para aldıkları ve bu da bazen cinsel etkinliği kapsadığı için bu soruya olumlu bir cevap verilebilir. Fakat Geyşanın mesleğine Japonya'da saygı duyulmaktadır.Hiçbir zaman batı toplumundaki Fahişenin toplumsal konumuyla benzerlik göstermezler. Geyşanın uzun ve onurlu bir geçmişi vardır.Birçoğu Toplumsal hiyerarşide yüksek noktalara gelmişlerdir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TIN0xPqt3iI/AAAAAAAADxY/sYZjB-X-EOw/s400/zzzz.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-6445707032516821181?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/6445707032516821181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=6445707032516821181&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6445707032516821181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/6445707032516821181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/09/japon-gelenek-ve-gorenekleri-geysa-ve.html' title='Japon Gelenek ve Görenekleri - Geyşa ve Geyşacılık'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TINua-HPclI/AAAAAAAADwo/BaC15_ee3zU/s72-c/xxxx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-7341891199643585641</id><published>2010-08-19T12:21:00.010+03:00</published><updated>2010-08-19T14:01:59.552+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Pin Up Kızları</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Pin Up kızı veya Pin Up Modeli yaygın bir şekilde basılmış resimleri pop kültürü olarak kabul edilmiş olan Mankenlere verilen isimdir. Pin Up kızları genellikle moda modellerinden ya da kadın oyunculardan seçilir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz4Ue4H_EI/AAAAAAAADv4/7aPsvb-F2Kw/s400/Cos_028_Gil_Elvgren_The_Wrong_Nail.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Pin Up aynı zamanda bu türden fotoğrafları boya ile resmedilmiş çizimlerinede verilen bir isimdir. Pin Up terimi ilk olarak İngilizce diline 1941 yılında girmiş olmasına rağmen terim kökeni 1890 lara kadar uzanmaktadır. Pin Up resimleri Magazinlerden yada gazetelerden kesilmiş resimler yada kartpostal ve benzeri biçimlerde olabilirler. Ayrıca bu tür resimler çoğunlukla duvar takvimlerinde bulunmaktadırlar. Ve bundan dolayı da duvara raptiye ile tutturulmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz42gspS9I/AAAAAAAADwA/tOYlZRfLeko/s400/gil-elvgren-pinup_6.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Birçok Pin Up resmi kendi dönemlerinde birer sex sembolü olarak görülen şöhretler ilk Pin Up kızları arasında en ünlülerinden biri Meşhur trompetci ve orkestra şefi Harry James in karısı Betty Grable dir. ve posterleri ıı.ci Dünya Savaşındaki neredeyse tüm Amerikan askerlerinin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;soyunma dolaplarını süslemekteydi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz53KKGUdI/AAAAAAAADwI/Lj0Lkuz1iy0/s400/gggg.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sanatsal olarak Pin Up ise çekici ve güzel bir kadının nasıl olması gerektiğine dair görüntü veren idealize edilmiş kadın resimleridir. Bu tip ideal kadınlarının ilk örneklerinden biri Charles Dana Gibson tarafından yaratılmış olan ve daha sonra Gibson kızı olarak da anılacak olanıdır.Bu akım daha sonra bu alanda çok meşhur olacak olan Alberto Vargas, George Petty, Gil Elvgrin,Peter Frush, Greg Hıldebrant, Raymond Laboto, Earl Moran, Zoe Mozart, Walt Otto,Mel Ramos, Edward Rune, Haddon Sundblom, Fritz Willis, Ralf Armstrong, Joyce Ballantyne,Al Buell, Hubert De Lartıque, Billy Devorse, Peter Driben, Harry Ekman, Art Frahm, gibi Pin Up çizerleride bu meslekte kariyer olacaklardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz6q69_-rI/AAAAAAAADwQ/EW_-DYhXJDg/s400/3127760983_3b1f32ed54_o.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1980 lerde ilk defa boy gösteren erotik ama masum,davetkar ama namuslu ve her erkeğin hayatını adamak isteyeceği güzellikte Pin Up kızlarının yüzlerinde hep bir şaşkınlık ifadesi vardı. Ya kazara etekleri kalkmış yada sütyeninin kopçası açılmıştır ve birşey olmuş normalde canları pahasına korudukları namuslarını o an koruyamamış yanakları kızarmıştır.Fakat o talihsiz kaza anı bir kendini bilmez tarafından resimlenmiş ve bu kızlar biranda meşhur olmuşlar dır. Dergilerde, Kartpostallarda yerlerini almış,Askerlerin dolaplarında ranzalarda rüyalara isim katmışlardır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz7bemJsYI/AAAAAAAADwY/FoOgOizZx88/s400/500full-ann-sheridan.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Savaş sonrası Pin Up kızları illüstrasyon ve fotografta bir tarz olarak Amerikan yayımcılığında yerlerini sağlamlaştırır. Posterlerde,Takvimlerde Reklam kampanyalarında belirterek kendi hayran ve kolleksiyoncu kitlesini yarattılar. Sadece bu stil üzerinde çalışarak hayatını kazanan Fotoğrafcılar ünlü olmak isteyen her kızın kendini gösterme gayretinde oldukları bir medium oluverir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz8P7LNhoI/AAAAAAAADwg/hsA7D84gfVU/s400/3871029618_0a1391e745_o.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-7341891199643585641?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/7341891199643585641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=7341891199643585641&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7341891199643585641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7341891199643585641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/08/pin-up-kzlar_19.html' title='Pin Up Kızları'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz4Ue4H_EI/AAAAAAAADv4/7aPsvb-F2Kw/s72-c/Cos_028_Gil_Elvgren_The_Wrong_Nail.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-7432190476464943706</id><published>2010-08-19T11:31:00.013+03:00</published><updated>2010-08-19T12:20:24.257+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dereden Tepeden'/><title type='text'>Gazeteci,Şair,Yazar,Siyasetci,Müteveffa Başbakan-Bülent Ecevit (1925-2006)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bülent Ecevit  -  1925 te İstanbul da doğdu. 1944 yılında İstanbul Amerikan Kolejini bitirdi.1944 te çalışma yaşamına girdikten sonra işten ayırabildiği zamanlarda Ankara Üniversitesinde İngiliz dil ve edebiyatı, Londra Üniversitesinde Sanskrit, Bengalce sanat tarihi bölümlerine devam etti. 1957 dede ABD de Harvard Üniversitesinde 8 ay incelemelerde bulundu.1944 te Ankarada Basın Yayın Genel Müdürlüğünde İngilizce çevirmeni olarak girdi.1946-50 arasında Londra Türk Basın Ateşeleğinde çalıştı. 1950-60 arasında ULUS Gazetesinde ve ULUS un kapatıldığı yıllarda YENİ ULUS ve HALK gazetelerinde yazar ve yazıişleri Müdürü olarak çalıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzuRKrimlI/AAAAAAAADug/aIWjGupsh1M/s400/xxxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1954 sonu ile 1955 başlarında ABD de kuzey karolinada yayınlanan Winston-Selam gazetesinde konuk gazeteci olarak görev yaptı. 1965 te Milliyet Gazetesinde günlük yazılar yazdı.1950 lerde Forum Dergisinin yazıişleri kadrosunda yer aldı.1972 de Aylık Özgür İnsan,1981 de Haftalık Arayış, 1988 de Aylık Güvercin dergilerini çıkarttı. 1957 - 1980 arasında önce Ankara sonra Zonguldaktan Cumhuriyet Halk Partisinin Milletvekili oldu.1960-61 Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 1961 - 65 yılları arasında Çalışma Bakanlığı yaptı. 1966 CHP Genel Sekreterliğine getirildi.1971 de Partisinin Askeri yönetimce oluşturulan Hükümete katkıda bulunmasına karşı çıkarak bu görevinden ayrıldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzvX8trZdI/AAAAAAAADuo/wb-TKIAhchM/s400/xxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1972 Mayısında CHP Genel Başkanlığına seçildi. 1974 yılında kurulan CHP - MSP  Koalisyonunun Başbakanı oldu. Bu dönemde Kıbrıs Barış harekatı gerçekleşti. 1977 de bir azınlık Hükümeti kurdu. Fakat güven oyu alamadı.1978 de Partisinin TBMM de çoğunluğu bulamamakla beraber bazı bağımsız üyelerin ve küçük partilerin katkısıyla bir Hükümet kurdu. Bu  Başbakanlık dönemi 21 ay sürdü. 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesinden sonra Askeri yönetime karşı çıkışları nedeniyle 3 kez hapse mahküm oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzwIeulaDI/AAAAAAAADuw/L4mL1bXltng/s400/xxxxxxxxxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Bülent Ecevit yasaklı döneminde eşi Rahşan Ecevit Başkanlığında kurulan Demokratik Sol Partinin kuruluşunda katkıda bulundu. 1987 Halk oylamasıyla siyasal haklarına yeniden kavuşunca DSP Genel Başkanlığına Bülent Ecevit seçildi. Kısa bir süre sonra yapılan genel seçimlerde partisi iyi sonuç alamayınca bu görevden ayrıldı. Fakat 1989 başlarında yerel&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;yönetim seçimlerinin yaklaştığı bir sırada Genel Başkanlık boşalınca toplanan olağanüstü kurultayda yeniden Genel Başkan seçildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzwsR9QRuI/AAAAAAAADu4/MtdoX0-DZo4/s400/0291.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;1991 seçimlerinde de Zonguldak tan Milletvekili seçildi. 28 Şubat sürecinden sonra oluşan siyasal kaosta azınlık hükümeti kurma görevi verildi. ve 70 Milletvekili ile Başbakan oldu. 18 Nisan 1999 yılında yapılan Genel Seçimlerde Partisini birinci parti yaparken, MHP ve ANAP ile ortak Hükümet kurdu ve bu Hükümetin Başbakanı oldu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzxFvgfvHI/AAAAAAAADvA/doAUTjLO4eY/s400/xxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;VEFATI&lt;/span&gt;  -   Gata da 18 Mayıs 2006 dan bu yana tedavi gören eski Başbakan Bülent Ecevit 5 Kasım 2006 günü saat 22.40 da hayata veda ettı. 28 Mayıs 1925 te İstanbul da doğan Bülent Ecevit 81 yaşındaydı.Siyasetci Gazeteci yazar ve Şairlik yanıda olan Rahmetli Başbakan Bülent Eceviti Saygı ve Rahmetle anarken şiirlerinden seçtiğim bir demeti şiir seven Dostlarıma sunuyorum Hoşça kalın Esen kalın  ve Mutluluklar her daim sizin olsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzxf5IoqTI/AAAAAAAADvI/QMjCVMFbYgc/s400/98345-050-21FD2B79.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;ÇOCUK&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Düşünebilseydin eğer doğduğunda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Örtülmeden öğreneceklerinle bildiğin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Konuşabilseydin ağlamanı kesip&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Belki birşeyler öğrenebilirdin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;BACH  SONATI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne ben sorayım seni&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne sen beni sor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Soyunmuş seslerimiz tenden&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Boşlukta bir aşk örüyor&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ses olmuş duygular&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yaklaşır dalga dalga zamansız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kavuşsada seslerimiz birbirine&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Biz kavuşamayız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne kollarımız var saracak&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne öpecek dudaklar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne görülecek yüzümüz var&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne görecek göz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Biz aşk örüyoruz boşlukta&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Çizgiden soyut&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Zerreden öz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;  AV&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ormanın kuytusunda vurulan Geyik&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Hayvanlar acınla suskun&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dallar yasınla eğik&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Boynuzlarında çizgilerinde gözlerinde&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Avcının söndüremediği iyilik&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzynYSO6NI/AAAAAAAADvQ/XtISs4Va0Sg/s400/Blent_Ecevit-1.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;GÖÇMEN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sevdiklerimin başında bir bilmediğim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yurdum olmadan sıladayım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kimsem ölmeden yasta&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yollarda gözlediğim ne&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Mektuplarda beklediğim ne&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Nerden sürmüşler beni buralara nere&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Buralar nere buralar nere&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir derdim olmalı,gülmez olmuşum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Buralara konmuş göçmen olmuşum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir derdim olmalı gülmez olmuşum&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;İNSAN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Elbette senden güzel olacaktı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Çizdiğin Resim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yaptığın heykel&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Senden büyük olacaktı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Senden yakışıklı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Elbette senden doğru söyliyecekti&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yazdığı şiir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Elbette senden çok duyacaktı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Söylediğin türkü&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen olduğundan büyüksün&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen olduğundan iyisin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen olduğundan güzel&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;           &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;KÖYLÜ   KADINLAR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Köylü Kadınlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Fistanları güllü kadınlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Topraktan doğup toprağı yoğurandır onlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Veresiye canlarını doğurandır onlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Köylü Kadınlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Fistanları güllü kadınlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Yüzleri güneştir onların yanık&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Ayakları topraktır onların yarık&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Doyulmadan güzelliğine&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Tarlalarda solandırlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Köylü Kadınlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;    Fistanları güllü kadınlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzzHGEPbMI/AAAAAAAADvY/nqvj99j6eCM/s400/2529548094_e92be33a44_o.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;  SORU&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kimbilir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İnsanda son kalan gözler&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Görürmü dünyayı uzaktan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kimbilir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Küçülür mü dünya&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Büyür mü uzaktan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kimbilir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Küllenir mi dünya&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Özlenir mi uzaktan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;GÖZGÜ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gözgüye baktım özüm görmeğe   &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Seni göresim geld,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gözgüye baktım karardı dünya&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana gelesim geldi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gözgüye baktım camdan aşıp&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sana gelesim geldi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;JEOLOG&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Avucumdaki bir buhurdan bu dünya&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Çağlar tüter insansız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sorar beni benden uzağa&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yok olmuş dağlar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yankılar beni yapayalnız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Toprağın basamaklarından iner&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Derin dağlara yükselirim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Eski ırmak izlerinde akar yiterim kumlarla&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Görmez olur beni gözlerim&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz0qio6-BI/AAAAAAAADvg/FSih6zcj1HA/s400/ecevit5.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;BEN MİSİN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dirilten misin beni gövdem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Öldüren misin bilmem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gördüren misin gözüm&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Körleten misin bilmem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bildiren misin bana başım&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gizlıyen misin bilmem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bir ben varım benden öte&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ben misin bilmem&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;SINIR&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dur yolcu burası sınır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yabandır yasaktır ötesi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Çiçeklerden seçemezsin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kokuları renkleri bir&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kuştan pasaport sorulmaz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gümrüksüz geçer yüküyle karınca&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dur yolcu bura sınır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen geçemezsin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dereye bakma durmaz akar&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Öteden de içer ceylan bu suyu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dur yolcu bura sınır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Sen geçemezsin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Dur yolcu bura sınır&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Ne çizili ne yazılı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Geçemezsin yinede silemezsin&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   içinde kazılı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;UYUM&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Boşluğa bulut bulutla yağmur&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yağmura toprak ne güzel uymuş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gündüze güneş,güneşe tarla&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Tarlaya başak ne güzel uymuş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Başağa buğday,buğdaya insan&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   İnsana emek ne güzel uymuş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Emeğe eylem,eyleme yürek&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yüreğe sevgi ne güzel uymuş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz1SY86IUI/AAAAAAAADvo/GoF7cT2QfrM/s400/xxxxxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;YARIN&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Birşeyler olacak yarın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Duruşundan belli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kırdaki Atların&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Bulutların koşuşundan belli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kazışından köstebeklerin toprağı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Karıncaların telaşından belli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Birşeyler olacak yarın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Belki bir tomurcuk&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Belki bir ağacın düşen yaprağı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Belkide bir çocuk&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Pek okadar göremessekte uzağı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kuşların uçuşundan belli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Birşeyler olacak yarın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Öbürgünden önemsiz&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yarından önemli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;     &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;YARGI&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Öldürenle katiliz,çalanla hırsız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Tümümüz sanığız tümümüz savcı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Tümümüz suçlu tümümüz yargıç&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kimi aklar kimi suçlarız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kimi bağışlar kimi asarız&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kendimizi başkasında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Hergün bıçak saplı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Birinin arkasında&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Vurulanda biziz vuranda&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;  &lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;TAKA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar geçiyor allı yeşilli&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar geçiyor dümenleri lazlı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar geçiyor en nazlı&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yelkenlilerden de güzel&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Güvenli sularda işsiz dönenen&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar geçiyor enginlere&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Yamalı göğsünü gere gere&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar geçiyor yükle yürekle&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar geçiyor emekle dolu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Günlük güneşlik kıyılardan kopmuş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Denizlerde Anadolu&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Kıyılar kadın olmuş&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Açılır gider erkeği&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Takalar takalar toprağın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;   Denizde çarpan yüreği&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGz2-cdU6tI/AAAAAAAADvw/gog979L82Y8/s400/ccccccccccc.jpeg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8700898113343334972-7432190476464943706?l=ozer-rayman.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/feeds/7432190476464943706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8700898113343334972&amp;postID=7432190476464943706&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7432190476464943706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8700898113343334972/posts/default/7432190476464943706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ozer-rayman.blogspot.com/2010/08/gazetecisairyazarsiyasetcimuteveffa.html' title='Gazeteci,Şair,Yazar,Siyasetci,Müteveffa Başbakan-Bülent Ecevit (1925-2006)'/><author><name>Rayman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12459838112476509715</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='23' src='http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/SUn165S9syI/AAAAAAAACEo/CUHrxvlVRFY/S220/INGLOR.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TGzuRKrimlI/AAAAAAAADug/aIWjGupsh1M/s72-c/xxxxxx.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8700898113343334972.post-6268656558294190759</id><published>2010-07-24T01:02:00.010+03:00</published><updated>2010-07-24T01:29:16.005+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Amerikalı Ressam ve Desinatör - Norman Rockwell (1894-1978)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;3 Şubat 1894 de Newyork ta dünyaya gelen Norman Percevel Rockwell resme merakını ve yeteneğini erken yaşlarda kanıtlayarak daha 16 yaşında ilk siparişini aldı. Özellikle Amerikan gündelik hayatına dayalı, sevimli sıcak ve mizahi resimleri ile 40 yılı aşkın süre The Saturday Evening Post Dergisinin kapaklarını hazırlayarak Amerikan Popüler kültürüne damgasını vurdu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TEoSSNpz8II/AAAAAAAADtg/ybsS27GpGR0/s400/U956219ACME.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt; Daha erginliğe erişmeden Amerikan İzciler Birliğinin yayın organı Boy's Life Dergisinin sanat yönetmeni oldu. 21 yaşında Ailesiyle New Rochelle  Newyork a taşındı. Burada Karikatürist Clyde Forsythe ile stüdyo kurarak Life, Literory Digest ve Country Gentlemen gibi Dergilere ilüstrasyonlar yaptı. 1916 yılında 22 yaşındayken The Saturday Evenıng Post'a ilk kapağını sattı. Aynı yıl İrene O' Connor ile ilk evliliğini yaptı. 1930 da boşandılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TEoS9TGf5MI/AAAAAAAADto/cRvl3f16CRs/s400/xxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Daha sonra MaryBorstow ile evlenen Rockwell bu evliliğinde 3 çocuk babası oldu. Aile 1939 da sanatında kırsal kesim hayatının konuları yoğunlaştığı Arlıngton Vermont a taşındı. 1953 te Stockbridge Massachusette taşındılar. Ve 5 yıl sonra esi burada öldü. Norman Rockwell 1961 yılında emekli bir öğretmen olan Molly Punderson ile evlendi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TEoTbblPs7I/AAAAAAAADtw/-Ufk6MnS-DY/s400/Homecoming_Marine.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#FF0000;"&gt;Sanat Hayatı&lt;/span&gt; - Norman Rockwell sanat hayatı boyunca 4000 civarında eser veren çok üretken bir ressamdı.Eserlerinin bir kısmı yangın gibi sebeplerle kaybolmuşsa da çoğu çeşitli koleksiyonlarda bulunmaktadır. Rockwell in eserleri yaşamı boyunca sanat Eleştirmenlerince ciddiye lınmamış fazla pop bulunmuştur.Lolitanın meşhuır yazarı Vladimir Nobokov Rockwelin olağanüstü tekniğinin banal, bir işe koşulduğunu söyler ve Pnin isimli kitabında (Dali aslında Norman Rockwell in bebekliğinde çingeneler tarfından kaçırılmış ikiz kardeşidir der..)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TEoUadKUodI/AAAAAAAADt4/_NdEIQyF8Co/s400/06-Triple_Self_Portrait-805x1024.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;En verimli dönemini 30 lu 40 lı yıllar arasında yaşıyan Rockwell in resimlerinde Amerikan ruhu fazlasıyla belirgin,Başkan Roosvelt'in kongrede yaptığı konuşmadan etkilenerek 1943 yılında Saturday Evenıng Post gazetesine çizdiği resimlerden oluşan sergi Hazine Bakanlığının sponsorluğunda bütün Amerikayı dolaşarak savaş harcamalarına katkı için 130 milyon dolarlık savaş senetleri satılmasını sağlamıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TEoVktE1BmI/AAAAAAAADuA/IH7gaRzDfEA/s400/xxxx.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Rockwell Birinci Dünya savaşındada Donanmaya katılmaya çalışmış ama çok zayıf olduğuniçin reddedilmiş, Reddedildiği günün gecesi kilo almak için muz, donut yiyip tekrar baş vurmuş,Ama cephe gerisinde Askeri ressam olarak görevlendirilmiş.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_Hbrzvn3xa7M/TEoWeURMovI/AAAAAAAADuI/MV52CoBGjHw/s400/xxxxx.jpg" /&gt;&lt;/div
