7 Kasım 2012 Çarşamba

Kelebek


Pulkanatlıların ergin aşamadaki durumu.Kelebeğin küçük daha çok enine gelişmiş birbaşı vardır. Başın iki yanında bulunan gözler bileşik yapıda olup iridir. Gözleri meydana getiren basit gözlerin sayısının 27 bine vardığı olur. Bazı gece kelebeklerinin başında,tam tepe kısmında iki basit göz daha bulunur. Başın ikinci parçasından ikiduyarga çıkar. Bunların biçimi ve uzunluğu çeşitli olabilir. Bütün gündüz kelebeklerinde duyargalar birer topuzla son bulur.


Gece kelebeklerindeyse bunlar düzgün taranmış iplik yada tüylere benzer. ve hayvanın cinsine göre değişik olur. Kelebeğin ağzı emici yapıdadır. Alt ve üst çenenin dış lopcukları birleşerek bir boru meydana getirir. Bu boru hayvanın çiçek ve meyvelerden emdiği balözünü sindirim borusuna aktarmağa yarar. Burmalı bir hortum olan sindirim borusu kelebek hareketsiz durumdayken sarmal biçimdedir.


Böcek harekete geçince kıvrımları açılıp düzelir. Bazı türlerde sindirim borusu çok uzundur. Bazılarında ise basittir ya da hiç yoktur. Kelebeklerin göğüs kısmından çıkan orta uzunlukta üç çift ayağı vardır. Bunların gelişmesi yapısal özellikleri,cinse göre değişir. Birinci çift ayakta çoğunlukla hareketli şerit biçimi bir ek bulunur. Epifiz denen bu kısım tüylerle örtülüdür. Bu tüyler duyargaların ve hortumun temizlenmesinde fırça olarak kullanılır.Öteki iki çift ayakta birer ya da ikişer mahmuz bulunur. 


Kelebeklerin genellikle üçgen biçiminde dört kanadı vardır.Ön kanatlar arka kanatlara oranla daha güçlüdür. Ancak hayvanın uçuşu açısından kuyruk biçiminde uzayan arka kanatlar daha önemlidir. Bazı türlerin kanatlarında tüyden uzun saçaklar bulunur. Bunlar   bazılarında küçük yelpazelere benzer. Boyunduruğa benzeyen özel bir aygıtla birbirine bağlanan ön ve arka kanatlar bütün bir yüzey meydana getirirler.Kanatları kaplayan tüy ve pullar kelebeklerin çeşitli güzel renklerini veren pigmentler bakımından çok zengindir.


Bu renkler  tüyve pulların değişik yerleşmesiyle çeşitli yansımalar yapar. Gündüz kelebekleri kanatları dikey olarak kapanmış durumda dinlenirler.Bunlarda kanatların üst yüzeyi çok canlı renklerle örtülüdür. Alt yüzeyi ise ağaç gövdesi gibi  koyu renklidir. Gece kelebekleri ise ön kanatlar arka kanatları örter durumda katlanmış olarak dinlenirler. Bunların kanatlarında alt ve üst yüzeyler aynı renktedir. Öte yandan arka kanatlar canlı ve parlak renktedir. Ön kanatların üzerinde ise çeşitli çizgiler vardır.


Gece kelebeklerinin pul ve tüyleri gündüz kelebeklerininkinden daha çoktur. Kelebek uçuşu bir çok cinste güçsüz ve kısa uçuştur.Göçmen tipi bazı kelebekler ise uzun süre uçabilirler.Kelebeklerin büyük bir kısmı gece,bir kısmı gündüz bir kısmı ise sabah ve akşamın alacakaranlık vakitlerinde uçar. Buna görede gündüz kelebeği alacakaranlık kelebeği ve gece kelebeği olarak üçe ayrılırlar.Kelebekler yumurtlama yoluyla ürerler.


Yumurtlama ile kurtcuğun yumurtadan çıkışı arasındaki süre kelebeğin türüne ve iklim koşullarına göre değişir. Kurtçuklar bitkilerle beslenirler. Çoğu bitkilerin yaprak tomurcuk,çiçek gibi dış parçalarını yer.Bir kısmıda meyvelerin eti gibi parçalarla beslenir. Bombicus cinsinin kurtçuğu ipek çıkardıkları için bu kelebek cinsi insanlar için çok yararlıdır. Kelebek bütün kıtalarda yaşar.Fakat en çok bitki örtüsü zengin olan yani beslenmesi için gerekli olan balözünü bol olarak bulabildiği bölgelerde bulunur.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Güvercin (Columbae)


Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının karinalılar (Carinatae) bölümünün yağmur kuşları. (Charadriiformes) takımına giren bir alttakım ,Güvercingiller (Columbidae) kumrugiller (Peristeridae) Dişli güvercingiller (Didunculidae) ve dodogiller (Dididae) familyalarına ayrılır.


Güvercinlerin başları küçük,boyun ve bacakları kısa,gagaları kıvrıkçadır. Kanatları gelişmiş ve sivri olduğundan iyi uçarlar. Genellikle gösterişsiz donuk renkli,sık ve yumuşak olan tüyleri kolaylıkla kopar. Çoğunlukla ormanlarda yaşarlar. Tohum,Yumru, orman yemişi yiyerek beslenirler.Yuttukları sert taneleri şişirerek sindirimi kolaylaştırmak için çok su içerler. Yumurtaları lekesiz beyaz yada koyu sarıdır. Bir defada bir yada iki yumurta verirler. Gündüzleri erkek güvercin geceleri dişi güvercin kuluçkaya yatar. Yavrularını kursak zarının salgıladığı bir sütle beslerler. Etleri lezzetlidir.


Güvercinlere en çok Avusturalyada Yeniginede ve büyük okyanus adalarında rastlanır. Kuzeyde yaşıyan türler göçmendir.Çok eski çağlardan beri evcilleştirilen güvercinler eskiden ulaştırma işlerinde kullanılırlardı. Son olarak II.Dünya savaşında bu amaçla kullanıldıkları bilinmektedir.


Güvercinlerin en geniş familyası olan güvercingillerin üçyüzü aşkın türü vardır. Başlıca türleri Kaya güvercini,(Columba livia) Mavi güvercin, (Columba oenas) ve Tahtalı güvercin (Columba palumbus) olarak belirtilebilir. En çok rastlanan türlerden birini teşkil eden Kaya Güvercinlerinin tüyleri kül rengi,boyları 30 Cm.kadardır.Bunlar yuvalarını kaya ve duvar oyuklarına, Mavi güvercinler ise ağaçlara yaparlar.


Güvercinlerin diğer önemli familyası kumrugillerin en bilinen türlerinden biri olan üveyik (Turtur turtur) düz gagası,uzun kanatları,uzun ve yuvarlakca kuyruğuyla familyanın en yaygın örneğidir. Boyları 30 Cm. kadar olan üveyiklerin tüyleri genel olarak kızılımsı pas rengidir. Boyunlarında kenarları gümüş rengi olan siyah bir şerit göze çarpar. Avrupa ve önasyanın büyük birbölümüyle Kuzey Amerikanın ormanlık bölgelerinde yaşar,kışın güneye doğru göç ederler.Kumrugillerin öteki türleri gülen kumru (Streptopelia deccaocta) Küçük kumru(Streptopelia Senegalensis) ve Yemiş güvercini (Carpophaga aenea) olarak sayılabilir.


Güvercinlerin diğer iki familyası olan Dişligüvercingillerinin en bilinen türü dişli güvercin (Didunculus Strigirostris) Dodogillerin en bilinen türü ise Dodo ( DidusCucullatus ) dur.Dişli güvercingiller  Güvercingillerden hemen hemen farksızdır.Soyları tükenmiş olan Dodogillerin ise kuyruk ve kanatları yoktur.Türkiye'de de birçok güvercin türü yaşamaktadır. Bunların başlıcaları Tahtalı güvercin ,Kaya güvercinive Mavigüvercindir.Yurdumuzda ayrıca çok sayıda kumru da bulunur.Güvercinler özellikle İstanbul da cami çevrelerinde toplu olarak bulunmalarıyla göze çarparlar.


1 Kasım 2012 Perşembe

Güller (Rosacceae)


Gülgiller ( Rosacceae ) Familyasından çeşitli türleri olan bir bitki. Bir süs bitkisi ve çiçeği olan gülün yurdu, orta ve ön Asyadır. Yaban gülü, kuzey yarımküresinin 20-70 derece enlemleri arasında kalan bölgelerde yetişir.Gövdesi,sürünücü,dikyada tırmanıcı olmak üzere birkaç türdür. Dalları ve gövdesi dikenli yaprak kıyıları dişlidir.


Güzel bir görünüşü olan ve daha çok süs bitkisi olarak yetiştirilen gül,bir dalda,bir yada birkaç çiçek verir.Hemen her renk gül yetiştirilmektedir. Başlıca renkleri pembe,Beyaz,kırmızı ve sarıdır.Kokulu ya da kokusuz olabilir.


Armut çiçeğini andıran yaban gülünde çiçek tablası küçük bir testi görünümündedir.Bunun üstünü sarı etli bir halka çevirir. Halkanın kıyılarında yeşil renkli beş çanak yaprağı , pembe renkli beş taçyaprağı ile birçok erkek organ bulunur. Çiçek tablasının çukurolan dip kısmında ise yumurtacıklar yer alır. Dişi organın uçları tablanın ağzından dışarı çıkar. Çiçek tablasıyla tohum,gülün yemişini meydana getirirler. Etli olan,Kuşburnu adı verilen bu yemişin rengi kırmızı yada turuncu olabilir.


Gül yılda birkaç kere çiçek verir.Yazın çiçek veren yaz gülleri güzün çiçek açan güz gülleri ve her ay çiçek veren yediveren gülleri gibi yüzün üzerinde cinsi olan gülün türlerinin sayısı Ondört bini aşmaktadır. Onbeş gurupta incelenebilirler. Kokularına görede çeşitlere ayrılırlar.Sözgelimi özellikle kokuları için yetiştirilen Sadberg güllerinin kokusu çok kuvvetlidir.


Küçük çiçekli beyaz Banks gülünün kokusuysa menekşe kokusuna benzer. Güller renk bakımından da çok çeşitlidir. Renkleri toprağa,Havaya, neme,iklime hatta günün değişik saatlarına göre değişiklik gösterir.Özellikle killi-silisli topraklarda yetişen gül ışığı sever.


İyi cins güller yaban gülüne aşılanmak suretiyle yada çelik aşısıyla çoğaltılır. Uzmanlar çeşit elde etmek için tohumdan üretmek yolunu seçerler.Gül aynı zamanda ticari önemi olan bir bitkidir.Yapraklarından esans elde edilir. Bizde bu amaçla Isparta ve Burdur dolayları gül yetiştirme merkezleri haline gelmiş Gülyağcılığı gelişmiştir. Bir hektar yüzölçümünde gültarlasından 3000 kilo çiçek yani bir kilo esans elde edilir.