18 Ekim 2013 Cuma

Humphrey Bogart - (1899-1957)

Humphret Bogart - Humphrey Deforest Bogart adıyla iyibir Newyork'lu Aileden Dünyaya geldi. Annesi Dergi Ressamı, Babası ise Operatör Doktor'du .Bogart Phillips Askeri akademisinde okurken bir söylentiye göre okuldan kovuldu. Sonraları Bahriyede görev aldı. Üst dudağını zedeleyen ve ona sert bir görünüm veren kaza bu sırada oldu.Bir Tiyatroya girdi. Ve önce yönetici, sonra oyuncu olarak çalışmaya başladı. İrili ufaklı rollerden sonra 1929 yılında tam 30 yaşında Fox Şirketinden bir öneri aldı ve bir deneme anlaşması imzaladı.Çeşitli küçük roller oynadı. Diğer Şirketlere geçti. Ama gerçek bir başarı kazanamadı.Alışılmış olmayan yakışıklı sayılmayacak fiziği ve haşin, kendine güvenli tavırları işi kolaylaştırmıyordu.


Yeniden Tiyatroya döndü. 1935 te Robert Sherwood'un (The Petrified Forest) Taşlaşmış Orman oyununda Acımasız bir Gangster rolünde ilk kez başarı kazandı. Warner Bros oyunu filme alacağı zaman Baş oyuncu Leslie Howard Bogartın aynı rolü oynaması şartını koştu. Böylece 37 yaşında ve bu kez kesin olarak sinemaya dönüş yaptı. Ve filmdeki ganster Duke Montee.gerçektende Belleklere yerleşti.Bogart ününe gerçekten çok zor ve geç ulaşmış oyunculardan biridir. Yılda yarım düzine filmde, çokluk dönemin ve Warner Starları Edward G. Robinson, James Cagney veya George Raft'ın gölgesinde hemen hepsi olumsuz yasadışı kişilikler olan sayısız rol canlandırdı.


1937 den itibaren aralarında Sylviya Sidney, Bette Davis, Ann Sheridan, ida Lupino da bulunan ünlü kadın starlarla karşı karşıya oynaması sayesinde yavaş yavaş da olsa dikkati çekiyordu, Marked Woman (Damgalı kadın) Dead End (Çıkmaz sokak) Angel With Dirty Faces (Kirli yüzlü Melekler) The Amazing Dr.Clitterhouse (Cinayet Doktoru).Artık sonunda öldüğü filmlerden bıktığı için George Raft'ın Hıgh Sierra filminde oynamayı reddetmesi Raoul 'ın bu ünlü Gangster filminde Bogart'a unutulmaz bir Loser (kaybeden) rolu getirdi. Kötülüğü içinde son kerte insancıl olan yaşlılığın eşiğindeki haydut Roy Earle'e inanılmaz bir gerçeklik duygusu kattı Bogart. ve finaldeki kaçınılmaz ölümünü trajik bir duyguya çevirmesini bildi.


Arkasının gelmesi gecikmedi yine George Raft'ın yardımiyle Dashıel Hammelin 3.kez sinemaya uyarlanacak romanı The Maltese Falcon (Malta şahini) için ilk başta düşünülen Raft bu kezde yepyeni bir yönetmene (John Houston'a) güvenmediği için rolü istemedi. Bogart özel Dedektif Sam Spade'e Hammetin tüm hayal ettiğini veren hatta ötesine geçen bir canlılık getirdi. Malta Şahini Bogart'ı birden yıldız yaptı. Film üstüne film çeviriyordu. Houston'la Across the pasific, Treassure of sierra madre, Key Large, Beat the Devil,birbirinden ilginç filmler çekti. Ama talihin ona yeniden ve artık kesin biçimde gülmesi için bir başka mucize gelecekti.


Casablanca mucizesi Film çekilip gösterime girdiğinde başarı tamdı.Bogart yüklendiği sinik, bıkkın, hayata ilgisiz bar sahibi Rick rolünde kusursuzdu.Filmin her sahnesi Rick'in her sözü İlsay'la olan ilişkileri (İngrid Bergman) tüm hava alanı bölümü artık unutulmazlar arasına girmişti.Bir efsane film bir efsane oyuncu doğmuştu. Yine Houston'la biraraya gelerek Afrikada çektiği (The African Queen) Afrika kraliçesinde ise bambaşka bir kişiliğe büründü Bogart, içkiyle yumuşamış serseri,pasaklı,küfürbaz bir kaptan rolü, Bogart bu filmle ilk kez bir oscar ödülü alacaktı.1950 lerde bozulduğu sağlığı kaybettiği saçları için duyduğu kaygı (Son filmlerini hep bir perukla oynayacaktı)


Sonunda eşi Lauren Bacall'ın ilerleyen bir boğaz kanseri yüzünden evinde ve uykusunda can verecekti. Bogart bir dönemde oyunculuğunu eleştirenlere şöyle demişti.Ben Laurance Olivier ekolünden değilim,tek bildiğim içimden geldiği gibi oynamaktır.30 yıl boyunca öyle yaptı sanatçı onu anlatan çok sayıda kitap var, En ünlüleri arasında, Nathaniel Benchley,Jonah Ruddy, Clifford Mc. Carthy ve Ezra Goodman'nı kiler anlatabilir.
Mehaz - Sn.Atilla Dorsayın  100 yılın 150 oyuncusu kitabı.

Hiç yorum yok: