7 Ağustos 2013 Çarşamba

Ömer Hayyam (1048-1131)

Asıl adı Gıyaseddin Ebu'ı Fet Bin İbrahim El Hayyamdır. Ömer Hayyam İran ve Doğu edebiyatında Rubai türünün kurucusudur. Batı ülkelerinde adına birçok dernek kurulmuş,Rubaileri bütün batı dillerine çevrilmiştir. Matematik,Fizik,Astronomi,ve tıp alanlarında birçok icadı ve önemli eseri bulunmaktadır. İbn-i sinadan sonra doğunun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul edilmiştir.Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. 18 Mayıs 1048 de İranın Nişabur kentinde doğdu.Acem dilinde çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden aldı.Ömer Hayyam yaşadığı dönemde daha çok bilgin olarak ün kazandı.


Matematik,Fizik,Astronomi ve tıp gibi rasyonel ilimler dışında Müzik ve şiirlede yakından ilgilendi. İranın Selçuklular yönetiminde olduğu dönemde yaşıyan Hayyam,Horasan ülkesindeki büyük şehirleri,Belh,Buhara,ve Merv gibi merkezlerini gezdi. Bağdata gitti. Zamanın Hükümdarlarından özellikle Selçuklu Sultanı Melikşah ve Karahanlı Şemsülmük den büyük yakınlık gördü. Saraylarına ve Meclislerine sık sık konuk oldu. Residüddinin Cami-üt Tevarih adlı eserinde anlattığına göre Nizamülmülk ve Hasan Sabbah Ömer Hayyam ile okul arkadaşları ve yakın dosttular.


Nizamülmük bilgisine çok güvendiği için devlet yönetimi konusunda kendisine yardımcı olması için Hayyam dan yardım istedi. Ancak o saray entrikalarından hayatının sonuna kadar uzak kalmayı yeğlediği için bu teklifi kabul etmedi.Gerek kendi yaşadığı dönemde gerekse sonraki çağlarda yazılan tüm kaynaklarda Ömer Hayyamın çağının bütün bilgilerini edindiği, o alanlarda derin tartışmalara girdiği Fıkıh,İlahiyat,Edebiyat,Tarih, Fizik ve Astronomi okuttuğu yazılır.


Hayyam Fizik,Matematik,Metafizik,Astronomi ve şiir alanlarında değişik eserler yazdı.Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında İbni Sina nın Temcid (yücelme) adlı eserinin yorum ve tercümesi cebir ve Geometri üzerine,Fiziksel bilimler alanında bir özet,varlıkla ilgili bilgi özeti, oluş ve görüşler,Bilgelikler ölçüsü Akıllar bahçesi yer  aldı. En büyük eseri cebir risalesiydi. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yaptı. Bunun yanısıra Binom açılımı ve bu açılımdaki katsayılarıda bulan ilk kişiydi.


Ömer Hayyamın edebiyat tarihindeki yerini belirleyen,sonraki yüzyıllardada islam dünyasının en büyük şairlerinden bir olarak anılmasına neden olan,yazdığı Rubailerdi.Ömer Hayyam iran ve doğu edebiyatında rubai türünün kurucusuydu. o günlerden bu güne dilden dile dolaşarak gelen sayısının 200 kadar olduğu tahmin edilen rubaileri sonraki cağlarada damgasını vuran eserler oldu.En şaşmaz ölçü akıl ve sağduyuydu.İnsanoğlu gerçeğe ancak akıl yolu ile ulaşabilir.Hayyam Rubaileri yazarken oldukça kolay anlaşılan akıcı ve açık bir dil kullandı.Şiirlerinde gerçekçiydi. Yaşadıklarını ve gözlemlediklerini olduğu gibi dile getirdi.


Şiirlerinde zamanın haksızlıklarını bir dille yerdi. Dörtlüklerinin konusunu Aşk,Şarap,Dünya,İnsan hayatı ve yaşama sevinci gibi temalardan seçti. İnsan hayatının ana dokularına felsefi bir gözle baktı.Horasan yıldızı İranın ve ırakın dahisi,feylesofların prensi Ömer şeklinde anıldı. 4 Aralık 1131 de doğduğu yer olan Nişabur da hatatı sona erdi.Hayyam yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almamıştır. Ancak kendisi birçok teori
ve icadın isimsiz kahramanıdır.21 Mart 1079 yılında tamamladığı celali takvimi olarak bilinen takvim için büyük çaba sarfetmiştir.Güneş yılına göre düzenlenen bu takvim 5000 yılda bir gün hata verirken, Bugün kullandığımız Gregoryen takvimi 3330 yılda bir gün hata vermektedir.Şimdide Ömer Hayyam ın seçtiğim Rubai ve Şiirlerinden bir demet sunuyorum.


               RUBAİLER                

Ey özünün sırlarına akıl ermeyen
Suçumuza,Duamıza önem vermeyen 
Günahtan sarhoştum,ama dilekten ayık
Umudumu rahmetine bağlamışım ben

Allah'ım bir geçim kapısı açıver bana
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana
Şarap içir,öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma

Bir testi aldım çarşıdan ucuza
Gizli gizli neler anlattı bana
Bir şahtım dedi,Altın kupam vardı
Şimdi neyim ? testi oldum şaraba

Sevgili sırlarına eren gönül nerede
Sözlerinin tekini duyan kulak nerede ?
Gece gündüz serilirsin de karşımıza 
Yüzünü bir kez gören mutsuz göz nerede ?

Ben kendimden geçtikce kendime gelirim
Yücelere çıkar,alçalmayı bilirim
Daha da garibi,varlığın şarabıyla 
Ne kadar ayık da olsam,sarhoş gibiyim

Yüreğinde sıkıntı varsa esrar iç
Yada birkaç kadeh gül renkli şarap iç
Onu içmem,bunu içmem der durursun
Ahmak herif,git zıkkımın pekini iç


İçi temiz olmadıktan sonra
Hacı Hoca olmuşsun,kaç para
Hırka,Tespih,post,seccade güzel
Ama anrı kanar mı bunlara ?

Ovadaki her kızıl lalenin teni
Bir padişahın kanıyla beslendi
Yerden biten şu mor menekşe yok mu ?
Bir güzelin yanağındaki bendi

Bilirmisin yüceler yücesi tanrı
Şarap ne zaman coşturur içenleri ?
Pazar,Pazartesi,Salı,Çarşamba,Perşembe
Birde Cuma,Cumartesi günleri

Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz
Kuklacı felek usta,kuklalarda biz
Oyuna çıkıyoruz birer ikişer ikişer
Bitti mi oyun,sandıktayız hepimiz

Şarabı götürüp döksen bir dağa
Dağ sarhoş olur başlar oynamaya
Ben ne diye tövbe edecekmişim
İçimi tertemiz eden şaraba

Sevgiliyle sabah içmedeyiz saki
Biz Nasuh tövbesi bilmmeyiz saki
Yeter okuduğun Nuh hikayesi 
Hemen dolsun huzur kasemiz saki


ŞİİRLER

BOŞTUR
Ey köy bu yer bu gök bu yıldızlar boştur hoş
Bırak onu bunuda gönlünü hoş tut hoş
Durmadan kurulup dağılan bu evrende
 Bir nefestir alacağın o da boştur

PERGEL
Sevgili,seninle ben pergel gibiyiz
İki başımız var,bir bedenimiz
Ne kadar dönersem döneyim çevrende
Ergeç başbaşa verecek değilmiyiz ?

ÇEMŞİT
Yıkık bir saray bu dünya dedikleri
Gece ve gündüz atların durak yeri
Yüz çemşitten arta kalmış bir dünya bu
Yüz behram kendinin sanmış bu gökleri

ARKADAŞ DÜNYA İÇİN
Arkadaş dünya için boş yere üzülme
Şu hurda dünya için gereksiz yere üzülme 
Var olan zaten geçti,yokta ortada yok
Şen olda var için yok için üzülme

ÖMÜR KERVANI
Bir ömür kervanı tuhaf gelir gider
Kazancın yaşamasını bildiğin günler
Saki bırak şu yarını düşünenleri
Geçti gidiyor gece,geçmeden şarap ver


NİCELER GELDİ
Niceler geldi neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi ?
O gidenlerde senin gibiydiler
Bu dünya kimseye kalmaz bilesin
Ergeç kuyusunu kazar herkesin
Tut ki,Nuh kadar yaşadın zor bela
Sonunda yok olacak sen değilmisin ?

BAYRAM
Bayram geldi,işimiz iştir bu aralık
Horoz gibi şarap bollaşır artık
Gelelim eşeklerde boş gezer şimdi
Oruç gemi ağızdan çıkar yazık

AŞK VE KALP
Bir kalp ki onun sevmesi aldatması yok
Tutkunluğu yok,bir güzele yanması yok
Bin kez yazık olsun sevisiz yüreğe
Aşksız geçecek günlerin faydası yok

CAN YOLDAŞI
Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler
Ecel çiğnedi hepsini birer birer
Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına
Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler

YÜREK
Bir yürek ki yanmaz yürek denir mi ona
Sevmek haram yüreğinde ateş olmayana
Bir gün sevgisiz geçirdinse yazık
En boş geçen günün o gündür inan bana

Hiç yorum yok: