17 Ekim 2008 Cuma

Bir Türk Dostu-Fransız Romancı (Louis Marie Viaud-Pierre Loti 1850-1923)

Pierre Loti 1850 - 1923 yılları arasında yaşamış, Rochefort'ta doğmuş ünlü bir Fransız Roman Yazarıdır.Denizci bir aileden gelen Pierre,çocukluğunda Latince,Yunanca ve İngilizce dillerini
öğrenmiş ve 1865 de Deniz Akademisini bitirmiştir. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan
yazara, 1867 yılında okyanusa seferi sırasında Tahitili yerliler tarafından Pierre Loti adı verilmiştir. Büyük Okyanusta yetişen bir çiçeğin adı olan Loti, gül anlamına gelir. Bütün Dünyayı dolaşırken bir tesadüf eseri Türkiyeye yolu düşen Pierre Loti Eyüp sırtlarındaki tarihi kahveyi, yine o ilk geldiği 1876 lı yıllarda keşfetmiş, nargile içip insanlarla sohbet etmiştir. Modern Turizm çağındaki eski turistik yerlerden biri sayılan kahve 19 yy sonlarına kadar Rabia kadın kahvesi olarak tanınmıştır. Pierre Loti deniz subayı eğitimi almasına rağmen hiçbir silahlı eyleme katılmamıştır.





Gözlem yönünün oldukça kuvvetli olduğu bilinen Pierre Loti, İstanbulu belki yerlilerinden daha
fazla kabullenmiş ve bulunduğu kente hayran bir şekilde,kaldığı süre içerisinde sürekli İstanbula
övgü dolu yazılar yazmıştır.Eserlerinde aşkı,umutsuzluğu ve hayatın sonu ölümü anlatmıştır.Kalbinin en derin köşelerinde alev alev yanan yaşanmış aşk hikayesini, ünlü eserine verdiği Aziyade Romanının içinde bulabilirsiniz. O dönemdeki Osmanlıyı anlatan ve eleştirmenlerin olumlu yanıt verdiği bu Romanda, Pierre Lotinin ruh halini de bulmak mümkündür. Dünyanın dört bir köşesini görmüş olan Pierre Loti yaşamının bundan sonraki diliminde Türkiyeyi yeni bir yurt olarak benimsemiş, Türkçe konuşup Türkçe şarkılar söylemiştir.





Pierre Lotinin kalbini kaptırdığı çerkes kölesi Azidiye ise Cihangir semtinde oturan Abidin Efendinin bir kölesi idi. kurtuluş savaşı yıllarında yazılarıyla hep Türkiyeyi destekliyen Pierre Loti bu barışçıl ve içten bağlılığından dolayı Türkler tarafından dost ilan edilmiştir. Daha sonradan yazarın sürekli geldiği bu ünlü tepeye,adını saygı amaçlı düşünülerek Pierre Loti Kahvesi adı verilmiştir. Ayrıca bu kahve,sanatçı ve Ressamların uğrak yeri olarak uzun yıllardan beri değişmez yerini korumaya devam etmiştir. Birçok kez İstanbulda bulunmuş olan Pierre Loti İstanbula ilk kez 1876 yılında bir Fransız gemisiyle görevli subay olarak geldi. Loti Osmanlı yaşam biçiminden etkilendi. ve pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi. Aziyade adlı romanına adını veren kadınla burada tanıştı. İstanbulda bulunduğu zamanlarda Eyüpte yaşadı. İstanbula hayran olan Pierre Loti kendisini her zaman türk dostu olarak nitelendirdi.





1913 yılında yazdığı Laurquie Agonisante ( Can çekişen Türkiye ) kitabıyla batı politikalarını
eleştiren Loti ayni yıl Devlet konuğu olarak Türkiyeye geldiği zaman,Tophane Rıhtımında büyük bir törenle karşılanarak, Sultan Reşat tarafından sarayda ağırlandı. Balkan savaşlarında I.Dünya savaşında ve sonrasında,Anadolu işgalinde,Avrupaya karşı hep Türkleri savundu. Milli mücadele döneminde Anadoludaki direnişe destek vermesi, ve kendi ülkesi olan işgalci Fransayı ağır bir dille eleştirmesiyle Loti Türk Halkınında sempatisini kazandı. öyle ki Türkiye Büyük Millet Meclisi 4 Ekim 1921 de Pierre Lotiye şükranlarını sunan bit mektup yolladı. Bununla birlikte Pierre Loti 1920 yılında İstanbul şehri Fahri Hemşehrisi olarak kabul edildi. ve onun adını taşıyan bir cemiyet kuruldu. Daha sonraları İstanbulda Divanyolunda bir caddeye Pierre Loti
caddesi ve Eyüpte bir kahvehaneye de Pierre Loti kahvesi adı verildi. Günümüzde bu kahvehanenin olduğu tepe de Pierre Loti tepesi olarak anılmaktadır.





Pierre Loti 1879 da ilk Romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiyesinden kesitler veren Aziyadenin (Aziyade) yayınlanmasının ardından,1886 da Pecheur d'islande (İzlanda Balıkçısı)
Loti kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş,bir yazar oldu. Daha sonraki yıllarda heryıl bir kitabı çıktı. ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisine seçilen yazar 1910 yılında Legıon d'honneur nışanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Lotinin oldukça yalın bir dili vardı.Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derindenetkiledi.Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.




Aziyade Romanına gelince Pierre Lotinin ilk eseridir. 1876 yılında İstanbula gelen Loti burada
tanıdığı bir Çerkez kızına aşık olur. Roman Lotinin bu kıza olan aşkını konu eder,Fakat Loti gelişinde büyük bir hayranlık duyduğu ve resmen aşık olduğu bir şehri ve onun hayatını,egzotik havasını anlatabilmek için İstanbul şehrini kendi kafasında kişileştirmiştir. Bir genç güzel etkileyici kıza nasıl aşık olunuyorsa,Loti de İstanbula öyle bağlanmıştır. Çünki Aziyade Romanı değişmeye hazırlanan yeni bir devrin başlangıcı olan Türkiyeyi ve Türl Toplumunu anlatmaktadır. 1876 Türkiyesi henüz modernizme geçmemiş,örf ve adetlerini muhafaza eden bir ülke görünümündedir.




İstanbulun güzelliği aşık olduğu bir kadın onu bu rüyalar alemine çeken sadece iki özellik değildi. Bunların yanında onun ruhunu fetheden İslam dini ve Türk Halkının yaşam şekli idi.Bu son iki unsur yazarın zihnini tüm yaşamı boyunca meşgul etmiştir.Loti Türkiye ile ilgili tüm eserlerinde tarihlere yerlere (Mekanlara) özel bir önem vermiş,yerleri,isimleri hep türkçe kullanmıştır.Sadece Aziyade Romanında 100 tane türkçe kelime vardır. Bazı tarih kayıtları ve
yer isimlerinde maksatlı yanlışlıklar yaparak kendisinin İstanbuldaki gizli yaşantılarını açıklamak istemediği veya devrin Sultanından çekindiği gözlenmektedir.Yazdığı eserlerde Türklerin bir dostu olduğunu simgeleyen yazılarıyla,Türklerde bu gerçek dostu Pierre Lotiyi bugün olduğu gibi,herzaman minnetle anacaktır.



Hiç yorum yok: