16 Mart 2009 Pazartesi

Fransız Edebiyatı'nın Usta Kalemi - Alexandre Dumas Pere (1802-1870)

Alexandre Dumas Pere - ( 1802-1870 ) Kendisi ile aynı adı taşıyan oğluda tanınmış bir yazar olduğundan isminin başına Baba sözcüğü getirilerek anılır. Edebiyat alanında önce oyunlar yazarak ünlenmiş, ama kalıcılığını tarihsel macera romanlarıyla sağlamıştır. 1844 te yazdığı üç silahşörlerden başka Monte Kristo kontu ( 1845 ) Demir Maske ( 1848 ) ve Siyah Lale ( 1850 ) en önemli ürünleri arasında gösterilebilir.



Üç Silahşörler - Krala - daha çok Kraliçeye bağlı Şövalyeler, Athos, Porthos - Aramis ve sonradan Şövalyeliğe terfi edecek olan kurnaz köylü çocuğu Dartanyanın saray entrikalarına bileklerinin gücü ile cevap vermelerinin ve Majestelerinin hizmetini yerine getirmelerinin hikayesidir. Yazıldığı yıllardan çok önceki bir tarihsel döneme ilişkindir anlatılanlar. Bu nedenle Dumas ın tarihsel macerasını günümüzde yazılan Post-Modern tarihsel fantazilerin atalarından biri olarak değerlendirebiliriz. Kendi çağındaki gerçekçi romanlar düşünüldüğünde o yılların Post- Modernidir Üç Silahşörler.



Ve Alexandre Dumas ın tarihin yalnızca dış kabuğunu, insanları çeken pırıltısını cesur Şövalyelerin bağlılık yemini ettikleri Kraliçeleri adına kılıç parlatışlarını, saraydaki yaşamı üstelik yarım yamalak yansıttığı ayrıca üslubunun da çok basit olduğu doğrudur. Ama elimizi vicdanımıza koyarsak onun hakkını da teslim etmek gerekir. Bütün Edebiyat Tarihinde kaç yazara Dumas kadar heyecanlı hikayeler anlatmak nasib olmuş. Kaç yazar okunabilirliği bugüne dek sürdürebilmiştir. Varsın yüksek Edebiyata dahil olmasın üç Silahşörler okunmaya değer bir Roman.



Dumas yetenekli bir yazardır. Uzun diyalogları eşya,doğa ve mekan tasvirlerini bir avantaja çevirmesini bilir. Okuyucuda yarattığı sabırsızlığın farkındadır. Böylelikle ani sıçramalar biranda parlayan kılıç şakırtıları merak unsuru yaratan süprizler katar hikayelerine ve bir sonraki bölüm için (ne olacak acaba) sorusunu sordurmaya başlar. Okuyucu tıpkı (Binbirgece Masallarında) olduğu gibi Beklentiler, Durağanlıklar ve etkileyici şoklarla ilerliyen üç silahşörleri hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz.Monte Kristo Kontun da ise Alexandre Dumas kitabı kaleme alırken ana karakter olarak Edmond Dantes i belirlemiştir. Edmond Dantes karakterini basitce incelediğimizde onun hayatını istemeden de olsa çaresizlik,sabırsızlık ve ümitsizlik üzerine kurduğunu anlamak mümkündür. Dantes basit bir Denizciyken eline geçen fırsatı iyi değerlendirmiş ve büyük bir fırsat yakalamıştır. Ancak bu fırsatı hayatının 14 senesine mal olmuştur. Etrafına saygısından ötürü herkesin takdirini toplayan bir adamındüşmanı olabilir mi ? Bu mümkün mü ? Edmond Dantes için bu sorunun cevabı ( Evet ) Gerçek yaşantıdada bu böyle değilmidir ? Hayatını belli bir düzene sokmuş, Başarılı ve iyi kalpli kimseler yaşamazmı en büyük felaketleri.



Hayatındaki en önemli iki şeyden biri Babasıdır. Diğeri ise nışanlısı Mercedes tir. Yaşamını bu insanları mutlu edebilmek için kurmuştur. Fakat en yakın Arkadaşları kıskançlığın pençesine düşüp onu sırtından vurmuşlardır. Dantes Hayatının en parlak yıllarını İf Şatosunda hapis olarak geçirmiştir. Aradan geçen 14 yılın ardından bir şekilde firar eden Edmond, Bulduğu hazine ile birlikte güç ve erk sahibi biri olarak Marsilya ya geri döner. İntikam çanları acı acı çalmaktadır.Bu noktada ana karakter olan Edmond un intikamını elde ettiği hazine sayesinde aldığını ve paranın bu dünyada insanların güç elde edebilmesi için ne kadar önemli olduğunu görürüz. Tüm bunlara karşın Edmond geçen yıllar için ümit etmenin ve beklemenin önemini anlamıştır. Düşmanlarına karşı fiziksel güç yerine zekasını kullanmıştır. Elini kana bulamadan nasıl intikam alınacağını da okuyucuya kanıtlamıştır.



Kitabı okuduğumuzda anlarız ki insanın sahip olduğu zenginlik bazen ona herşeyi vermiyebilir. Bu kural gerek Dantes için, gerekse onu arkasından vuranlar için değişmez, hepsi için sonuç aynıdır.Serveti sayesinde kalan yaşamını rahatça sürdürebilecekken o bu yolu seçmemiştir. Edmond Marsilya ya döndüğünde görür ki, Düşmanlarından Danglars, Fernand ve hatta Mercedes hayatlarını kendi çıkarları için kurmuşlardır artık. Ancak hiçbiri yeni ismi Monte Kristo olan Edmond dan daha iradeli olamamışlardır. Deyim yerindeyse paranın kölesi olmuşlardır. Monte Kristo ise elde ettiği servetle istediği kötülüğü yapabilecek güce sahip olmasına rağmen şiddet içeren bir intikam yolu seçmemiştir. Yıllar onu son derecede geliştirmiş, gezdiği yerler ve okuduğu kitaplar sayesinde bilgisine bilgi katmıştır. İntikam saati gelip çattığında ise tüm servetini paragöz düşmanlarını kıskandırıp onların ilgisini kendi üzerine çekmek için kullanmıştır.Fernand, Danglars ve eski aşkı Mercedes avucuna düştüğündeyse kedinin fareyle oynadığı gibi onlarla oynamıştır. Uzun lafın kısası Monte Kristo gücünü Klişe
Amerikan filmlerindeki gibi çelik kaslar ve silahlardan değil Edmondu Monte Kristoya çeviren parlak zekası, inceliği, zarafeti, Asaleti ve en önemlisi sabrından almıştır. Haliyle sadece yıllarını çalan sözdedostların değil, onları tüm Aileleriyle birlikte cezalandırmak yolunu seçer.



İkinci olarak Alexandre Dumas ın tarihi gerçeklerle beslenen önemli Romanlarından biri olan Siyah Lalenin Dramatik kurgusunu aşk, kıskançlık ve Lale yetiştirme tutkusu zenginleştirir. Cornelius Von Baerle nin hayattaki en büyük amacı Haarlem Çiçekçilik Cemiyetinin açtığı yarışmada en güzel Lale yi yetiştirmektir.Fakat Romanda kıskaçlığı temsil eden İsaac Boxtel in iftirası sonucunda işlemediği bir suçtan ötürü ömür boyu hapse mahkum olan,Baerle nin hapisteki tek dayanağı Gardiyanın güzel kızı Rosa dır. Rosa nın yardımiyle Siyah Laleyi hapiste gizlice yetiştirir. ve büyük ödülün sahibi olur.Bütün bunlar olurken Van Bearle nin suçsuzluğu anlaşılır ve Van Bearle de özgürlüğüne kavuşur ve Rosa yla evlenerek mutlu bir yuva kurarlar.



Dumas Siyah Lale de 17 yüzyıl Hollandasının tarihi dokusunu ve döneme damgasını vuran Lale yetiştirme tutkusunu etkileyici bir uslupla ele alır.Dumas ın bir önemli Romanı da Demir Maskedir. Roman 1600 yılların Fransa sında geçen Kraliyet erkanı ve sosyete içerisindeki insanların yaşantıları ve entrikalarını anlatan bir kitap olup Meşhur Şövalyelerimizin Athos, Porthos, Aramis ve Dartanyanın maceralarını anlatan güzel bir eserdir ve işlenen ana tema insanlar arasında Dostluk ve Sadakatin herşeyin üzerinde olduğunu, dostların birbirleri için herşeyden vazgeçebileceğini göstermektedir. Eğer hepimizin hayatında böyle Dostluklar olsa hayatımız çok daha anlamlı olur. Ve son nokta Şen ve Esen kalınız.

1 yorum:

kalafatt dedi ki...

monte kristo kontu , ilk olarak filmini izlediğimde gerçekten cok etkilenmiştim,ama madalyonun öbür yüzünü eserin gerçek sahibini sayenizde ögrenip bilgilendim,teşekkürler.selamlar