7 Ocak 2009 Çarşamba

İlacın Osmanlıcası - Macunlar

Doğanın Şifalı otları,Modern Hekimlikte geçerlidir. ve birçok ilacın bileşiminde bu bitkiler vardır.
Fakat bunlardan kimisi çok zehirli, kimi dozunda kullanılmadığı zaman çok tehlikeli, kimide kolay kolay ilaç haline getirilmiyecek kadar karmaşık yolları gerektirecek yapıdadır. Şifalı otların bir kısmı(Sakıncalı) olarak bilinmekte ve kullanılımında özen gösterilmektedir. Türkiye konumu itibariyle zengin bir bitki çeşidine sahip olmakla birlikte 10 Binin üzerinde bitki türü bulunmaktadır. Modern tıbbın ve ilaçların bu denli gelişmiş olmasına rağmen,Bugün dünya nufusunun çoğunluğu bitkisel ilaçlarla tedavi olmaktadır. Buda bitkilerin önemli ilaç kaynakları olduğunu göstermektedir. Sentetik ilaçların yerine bitkisel ilaçların kullanılmasında birçok nedenler bulunmaktadır.



Öncelikle maddi yönden bitkisel ilaçlar daha uygundur. Tabi ki hemen yakınında bulunan Bitkiyi kullanmak Eczanelere ve Doktorlara ulaşmaktan daha kolay olacaktır. Bunun yanında bitkisel ilaçların daha az yan etkilerinin olması ikinci tercih noktasıdır. Birde bazı sentetik ilaçların herzaman bulunmaması da sorun oluşturmaktadır. Klasik Osmanlı Döneminde de ilaçların önemli bir kısmı Macunlardı. Tedavi edici bitkilerin alınması kolay bir hale getiren macun şeklindeki ilaçlar aynı zamanda saklanması bakımından da çok uygundu. Evliya Çelebiye göre sadece İstanbulda 200 Macuncu Dükkanı ve bu işle uğraşan 500 kişi vardı.



Osmanlı Devletinde sağlığın korunması ve hastalığın tedavisi ile uğraşanlar geniş bir gurup teşkil ediyordu. Bunların başında Tabip, Cerrah,ve göz hekimi yer alıyordu. Fıtıkçı,Sınıkcı, Çıkıkçı,Berber, Tımarcı gibi Meslek sahipleride kendi ihtisasları dahilinde sağlık alanında hizmet veriyorlardı.Hastaya ilaç hazırlayıp vermek Hekimin işli olmakla birlikte,hastaların ihtiyaçları olan ilaçları hazırlayan satan başka mesleklerde vardı.Osmanlıların klasik dönemde Attarlar ve zamanla ispençiyarlar Eczacılık mesleğini üstlenmişlerdi. Ayrıca ilaç hazırlayıp satanlardan Macuncular, Şerbetciler,Tutyacıların yanı sıra çiçek yağları,çiçek suları hazırlayıp satanlar da bulunuyordu. Osmanlıda Tabib demek ilaç veren demekti. Tabibib görev ve sorumluluklarının başında tedavi etmek yani ilaç vermek gelirdi. Bu durumu Osmanlıda uygulanan kanun ve nizamlarda yer alan tabibin görevleri arasında görebiliriz.



Sultan III. Ahmedin 1729 yılındaki bir hükmünde Tabibin görevi şöyle özetlenmekteydi. - Tabib Allahın Kulları olan bütün İnsanlara deva aramak ve hizmet etmek için tıp bilgisinin çerçevesi içinde tıp kurallarına uygun olarak ve kazanılmış yatkınlıkla hastalara bakmak ve tedavi için ilaç vermekle görevlidir.Bunun tersi durum Tabibin görevini kötüye kullanması veya sahte Tabiblikti. Aksini yapanlar yani yanlış ve zararlı ilaçlar hazırlayıp hastalara zararlın olanlar için sık sık fermanlar çıkarılıyor, kontrol altına alınmaları sağlanmaya çalışılıyordu. II. nci Selimin 1573 yılında verdiği bir buyrukla Tabib Kehhal ve Cerrahların para kazanmak için hastaların zehirlenmelerine ve ölümlerine sebep olan tıp hizmetine uymaz ılaçlar ve müsiller vererek hastaların canlarına ve mallarına zarar verdiklerine dikkat çekiyordu. Bu durumun İstanbul Kadısı tarafından kontrolünü emrediyordu.



AKTARLAR - Osmanlıda ilaçla uğraşan bir diğer meslek,Attarlık veya bugünkü deyimlerle Aktarlıktı. Aktarlar ilaç hammaddeleri olan otlar, kökler, veya madensel maddeleri tanıyan ve onun ticaretini yapan kimselerdi. Onların ilaç hazırlamaları ve hastaya vermeleri yetkileri yoktu. Ama zaman zaman bunuda yaparlardı. Esas işleri ilaç hammaddesi alıp satmaktı. Bu bitkiler aynı zamanda ilaç olarakta kullanılırdı. Aktarların kontrolü ve düzen altında tutulması içinde emirler ve kanunlar vardı. 16 yy daki ihtisap kanununda Aktarlar hakkında bilgilerde yer alır. Edirne ihtisap kanununda Karabiberin vükiyesini yirmibirbuçuk kuruşa mal edip,yirmidörde satabilecekleri fakat halkın da ima ihtiyaçları olan maddelerden kızıl boya,kar boya,şap, kimyon ve şekerin ancak 10 kuruşu onbirkuruş olarak satmaları emredilmişti. Bursahtisap Kanunnamesinde de Aktarların Safranı, Susamyağı ile yağlayarak sattıkları bunun için uralın yüz dirheme beş dirhem yağ koymak olduğu,bu kuralın dışına çıkılmasının yasaklandığı belirtilmektedir.


MACUNLAR - Klasik Osmanlı döneminde ilaçların önemli bir kısmı macunlardır. Tedavi edici
bitkilerin alınması kolay bir hale getiren macunların saklanması da oldukça kolaydı. Evliya Çelebiye göre sadece İstanbulda 200 macuncu dükkanı ve bu işle uğraşan 5oo kişi vardı.Macunlar müstahzarat haline gelmiş etkisi belli ve halkın çok kullandığı macunları özel olarak hazırlar ve satardı.
BELADIR MACUNU - Felç, İnme,Tutulma gibi hastalıklarda çok kullanılan ve özellikle balgamı
mizaçlı insanların çok taleb ettiği bir macundur. Akırkarha çörekotu, Fülfül, Eğir, Kasnı, Hardal,
Defne yemişi gibi otların bal ile kaynatılarak hazırlanan bir macundu.



FEYLESOF MACUN - Sindirime yardım eden, iştahı açan,balgamı kesen ve diş diplerini kuvvetlendiren özelliklere sahip macundu ve çok satılıyordu.Zencefil,Tarçın,Ziravent,Salep,Köknar ağacı meyvesi,Raziyane,Hindistancevizi,kızıl üzüm,gibi bitkilerin dövülüp elenip,toplam ağırlığının iki misli bal ile macun haline getirilmesi ile oluşurdu. Macunların ayrıca kendilerine has bazı hastalıklar için özel türleri vardı. Cinsel gücü arttırıcı macunlar çok hazırlanıyor ve çok satılıyordu.Macunlar ufak kavanozlarda veya tabaklarda satılıyordu.
ŞERBETLER - Şerbetcilerde ilaç olarak hazırladıkları şerbetleri taleb edenlere satarlardı. Esnaf-ı Meşrubat-ı Devacılar olarak ta tanınan bu meslekte uğraşanların Dükkanları daha çok Beyazıtta idi. Şerbetciler mevsimine göre şerbetler hazırlarlardı. En çok taleb edilen şerbetler şunlardı ; GÜL ŞERBETİ - Ateşlenmeler dolayısiyle meydana gelen harareti, Susuzluğu azaltmak,mide hareketini yok etmesi sebebiyle kullanılırdı.



TİRYAKİLER - Osmanlı Hekimleri hastalığı tedavi ederken öncelikle hastalığı bedenin kendi
silahlarıyla kendi savunma mekanizmasıyla tedavi etmeye çalışırdı. Bunun içinde vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirmek ve kuvvetlendirmek için birçok ilaç hazırlamışlardı. Bu ilaçların başında Tiryakiler gelirdi. Hastalanmadan önce veya hastalandıktan sonra vücudun bağışıklığını arttırmak veya Akrep yılan sokması gibi zehirlenmelerde etkili olmasıdır. Osmanlı Hekimleri tiryaklara çok önem verirlerdi. Kendi hazırladıkları veya belli formüle göre hazırlattıkları tiryakları çok yüksek fiyatla satarlardı.
MESİR MACUNU - Mesir Macunu da bir çeşit Tiryaktı. Özellikle Baharda alınması tavsiye
edilen Mesir Macunu için İbn-i Şerif de kitabında ' Bahar faslında şol maddeler kim kışın beden
de irkülüb cem olmuştur yaz harareyitle eriyüb yayılmazdan önce gidermek gerek, diyerek baharın başlamasıyla mesir macunu yiyerek vücuda bağışıklık kazandırmak gereğini söyler.



TİRYAK-I FARUK - Tiryak-ı Faruk hem tedavisi zor olan birçok hastalığın tedavisinde hem de
zehirli yılan ve böcek sokmalarında etkilidir. Bu ilacın formülünde yılan etinin de yer aldığı kırktan fazla etkili madde vardır. İçine giren maddelerin dozları ve hazırlanışı çok önemlidir. ve hekimlerin çok özenle imal ile elde edilip,Tıp kitaplarındada bu formüllerin hazırlanışı içine giren
terkipler ve ilacın ömrü geniş bir şekilde ve detaylı olarak verilmiştir. Bu hazırlanan terkip 6 ay
sonra kullanılmaya başlanır ve bekledikçe kıymetlenirdi. Bu Tiryakın hazırlanması zor ve pahalı
olduğundan etkili vedaha az maddeden hazırlanan terkipler daha çok kullanılırdı.
TİRYAK-I SEMANİYE Ve TİRYAK-I ERBAA - Vücudun bağışıklığını arttıran ve zehirlenmelerde etkili olan bu iki Tiryak ta dört madde, Defne Tohumu,Centiyane,Mürrizıravent,yer alıyordu. Bu maddeler dövülüp elekten geçirilip Kef-i alınmış balla karıştırılıyordu.



DİĞER TİRYAKLAR - Ayrıca çok satılan tiryaklardan olan Berş Tiryaklarıda hastalıktan koruyucu ve tedavi edici olarak taleb ediliyordu. Bu formüllerin esas maddesi Afyon olup bazen Fülfül Safran,Akır kaha,Ferfiğün,gibi 4 madde ile bazen de 20 den fazla madde ile hazırlanırdı.Zehirlenmelerde çok etkili olduğu belirtilen Tiryaku-t tinde çok taleb edilirdi.
TUTYACILAR - Halkın kullandığı ilaçların bir kısmı da göz için kullanılan ilaçlardı. Tutyacılar özellikle göz ilaçları hazırlarve satarlardı. Gözü koruyucu,Görmeyi arttırıcı olduğuna inanılan bir çeşit sürmeler,koruk tutyası,çiçek tutyası,aranan ilaçlardandı.Özel olarak hazırlanan sürmeler ve tutyalar kutular içinde Tutyaclar tarafından satılırdı.

Hiç yorum yok: