27 Ocak 2009 Salı

Keşanlı Ali Destanı

Ali Sineklidağ da oturan bir gençtir. Zilha isminde bir kızı çok sever. Birgün Zilha'nın Amcası öldürülür ve suçu Ali nin üzerine atarlar. Zilha nın Amcası da Mahallenin belalılarından biridir. Herkesten haraç toplar ve kimse tarafından sevilmez. Ali birtürlü suçsuzluğunu ispat edemez. Mahallenin en sevilmeyen adamını öldürdü diye herkes tarafından sevilir ve Mahallede ünlenir. Hapisaneden çıkınca muhteşem bir karşılama töreni hazırlanır. Herkes ona sevgi gösterir. Ali Mahallesine gelir gelmez Mahallenin Muhtarlığına adaylığına adaylığını koyar. Ali seçimleri kazanır. ve Muhtar olur. Mahallede kısa sürede çok şey değişir . Haraç olayını kaldırır ve Mahalleyi bir düzene koyar. Zilha Amcasını öldürdü diye Ali ye yüz vermez.Ali kıskançlığından çatlamaktadır.


Bu arada Aliyi sevmeyen kişiler yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve arkasından sessizce kuyusunu kazmaktadırlar. Bülent Bey adında anılan zengin birisi Mahalleye gelir. Mahallede bir işi vardır. Mahallede gezerken Zilhayı görür, çok şaşırır, çünki eski eşi Nevvare ye çok benzemektedir. Nevvare kızını ve Bülent Beyi terkedip başkasına kaçmıştır. Kızı da Zilha ya inanılmaz bir yakınlık duymuştur. O yüzden Bülent Bey Zilha yı evinde çalışması için ikna eder. Zilha yı evine götürür. Ali bunu duyunca çok sinirlenir. ve Zilha yı Bülent Beyin evinden almaya gider. Bu arada Bülent Beyin eski eşi Nevvare evini çok özlemiş ve evine dönmüştür. Ali kapıyı çaldığında kapıya Nevvare çıkmıştır. ve Zilha diye yanlışlıkla Nevvareyi kaçırır. Sonunda onun Zilha olmadığını anlar, fakat iş işten geçmiştir.Bu arada Zilha nın Amcasının gerçek katili ortaya çıkmıştır. İsmi de Cafer dir. Caferden Aliyi öldürmesini isterler.



Çünkü Ali gerçekten çok şeyler başardığı için bunu çekemezler. Durumu geçte olsa anlayan Zilha Alinin yanına döner,barışırlar. Beraber mutlu bir hayat süreceklerini zannederler. Fakat Cafer Ali yi öldürmekte kararlıdır. Cafer evin önüne gelir, ve Ali den evden çıkmasını ister. Ali tam evden çıkarken Cafer ateş eder Ali vurulur. O acıyla Ali silahı tuttuğu gibi Caferi öldürür. Bu sefer Ali gerçekten katil olur. Böylece Ali tekrar Hapishaneye döner. Ama Keşanlı Ali Destanı ömür boyu sürecektir.Keşanlı Ali Destanı Haldun Tanerin 1964 yılında kaleme aldığı ve Türk Tiyatrosunun klasikleri arasında yer alır. İlk kez 1964 yılında Engin Cezzar -Gülriz Sururi Tiyatrosunda oynanan oyun Muhteşem müziklerini Benim de Mahalle Arkadaşım ve Göztepe Pansiyonlu Okuldan sınıf Arkadaşım (Mümessil) olan Yalçın Tura yapmıştır. Şarkının sözleri şöyledir;



Morgol gömlek giyerdi
Gümüş köstek takardı
Hafif şehla bakardı
Yaktı mı kalpten yakardı
Döşte bıçak yarası
Yüzde halep çıbanı
Kurşun yemiş ayağı
Belli belirsiz aksardı

Yalçın Tura - 1934 yılında İstanbul da doğan Besteci, Müzikolog Yalçın Tura Galatasaray Lisesi mezunudur. Yüksek Tahsilini İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünde 1960 yılında tamamlamıştır. Çocuk yaşta Keman ve piyano dersleri almaya başladı. Lise yıllarında besteciliğe ilgi duydu. Bir beste denemesini gösterdiği Cemal Reşit Rey in önerisiyle Demirhan Altuğ dan solfej ve Müzik kuramı dersleri aldı. Daha sonra Cemal Reşit Rey ile konturpuan, Füg ve kompozisyon çalıştı. Çeçitli dönemlerde TRT de Jüri ve Danışma Kurulu üyeliklerinde bulundu. Birçok sinema ve Televizyon filmine ve 10 dolayında Tiyatro oyununa müzik yazdı. 1976 da kurulan İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarında öğretim üyesi olarak çalışmaya
başladı. Bu Okulun Müzikoloji Bölümü Başkanlığına getirildi.



Sevgili Arkadaşım Yalçın Tura dan Dereden Tepeden sütunlarında Çolak Ethem Paşa Köşkü (Kırmızı Köşk) ve yaşam yazısında bahsetmiştim. Uzun yıllar Komşuluk yaptığımız Tura Ailesini saygıyla anıyoruz.Yıllar geçsebile Dostluklar baki kallıyorsa işte en önemli husus budur. Fani Dünyamızda ve Baki kalan Kubbede hoş bir seda...Bir hatıra olmak üzere Yalçın la 13 yaşında çektirdiğimiz üç adet fotoğrafı tatlı bir anı olarak sütunlarıma koyuyorum.



Hiç yorum yok: